• 0

18 Ekim 2019, 14:00 - Anasayfa // SİYASET Haberi yazdır

Zengin, 'Sömürgeci anlayış terör örgütleriyle iş tutuyor'

Zengin, 'Sömürgeci anlayış terör örgütleriyle iş tutuyor'

Zengin, 'Bu ülkede Mustafa Kemal'le beraber bu özgürlüğünü kazanırken bu topraklarda erkekler kadar kadınlar da mücadele etti. Kadınlar sadece evlatlarını ellerine kına yakarak cepheye göndermedi, kendileri de gitti' dedi.

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş

ÖZLEM ZENGİN TBMM GENEL KURULUNDA KONUŞTU:
 
Meclis Genel Kurulunda Barış Pınarı Harekâtı görüşüldü. AK Parti Grubu adına Grup Başkanvekili Özlem Zengin konuştu. Zengin konuşmasına, “Sayın Dışişleri Bakanımızın bizlere vermiş olduğu bilgileri çok kıymetli buluyorum. Bu manada bu harekât başlamadan evvel Millî Savunma Bakanımızın siyasi parti gruplarını ziyaret ederek operasyona dair daha öncesinde ve devamında bilgi paylaştığını da Genel Kurulumuza hatırlatmak istiyorum. Şimdi, tabii son konuşmacı olduğunuzda evet, elinizde metinler var ama sizlerle beraber dinlediğimizde doğrusu bir canlı konuşmayı tercih ediyorum. Buna baktığımda neden sürekli kendimizi suçlu olarak aradığımızı merak ediyorum. Neden hep biz suçluyuz? Neden Türkiye hep suçlu? Bakıyorum rakamlara, çok uzağa gitmeye gerek yok ve bu savaş tam sekiz yıldır devam ediyor. Bir gün, iki gün değil, sekiz yıldır devam eden bir savaş. 1 milyon insan ölmüş, hiç kimsenin umurunda değil; Türkiye dışında hiç kimsenin umurunda değil” diye başladı.

PYD’NİN HANGİ DEĞERİ BATININ DEĞERİ?
 
Suriye iş savaşının dehşetine dikkat çeken Özlem Zengin, “12 milyon insan kendi içerisinde yer değiştirmiş, 12 milyon. 6 milyon insan ülkesini terk etmiş. 4 milyon insan Türkiye'ye gelmiş. Türkiye'ye gelen insanlar içerisinde Araplar var, Türkmenler var, Ezidiler var, Hristiyanlar var, dini olmayanlar var, 350 bin de Kürt var. Yani sonuç olarak baktığınızda, dünyadaki etnisitenin karşılığı ne varsa orada yaşayanlardan, kaçanlardan, gidenlerden, ülkesini bırakmak zorunda kalanlardan, öylesine çeşitlilikte insan var ama dünya bunlarla hiç ilgilenmiyor, sadece ve sadece tek bir yapıyla ilgileniyor, Kürtlerle ama Kürtlerle ilgilenirken de onu belli bir tanımın içine koyuyor. Yani siz PYD'liyseniz, PKK'lıysanız, YPG içerisindeyseniz sizin bir değeriniz var; AK PARTİ'nin içinde bir Kürt'seniz yok, CHP içindeyseniz yok, Milliyetçi Hareket Partisindeyseniz yok, İYİ PARTİ'deyseniz yok; sadece bu tanıma girerseniz eğer size bir anlam atfediyor ve Batılı addediyor. Ben merak ediyorum yani PYD'yi hangi değerleri Batılı değerler hâline getiriyor yani PKK'lı kadınların çıkarak verdiği pozlar mı, o kapakta olma hâlleri mi? Nedir onları Batılı değerler üzerinde savunulur hâle getiren?” diye sordu.
 
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şimdi, böyle baktığımızda kendimize haksızlık yaptığımızı düşünüyorum her birimizin. Bir defa dünyanın bir meselesi var, problemi var. Çok büyük gördüğümüz, işte NATO, Birleşmiş Milletler, bunlar savaş sonrası, bu yüzyıl içerisindeki savaşlar neticesinde, dünyaya barış gelsin, huzur gelsin diye kurulan bu örgütler kendi içerisinde sadece ve sadece kendilerine iyilik istiyorlar. Türkiye'nin iddiası, biz sadece kendimize iyilik istemiyoruz, biz dünya için iyilik istiyoruz, dünya 5'ten büyüktür bu demek zaten, bütün dünya iyi olsun istiyoruz.

SÖMÜRGECİLER DÜNYAYI RAHAT BIRAKMIYOR
 
Şimdi, 21'inci yüzyıla baktığımızda, işte Afrika'dan bahsettik, hepimiz de gidiyoruz, görüyoruz. Canım ülkeler, her şeyleri var, müthiş bir yokluk içindeler. Madagaskar, dünyanın cennet gibi bir ülkesi, yolu yok, suyu yok, tuvaleti yok, kokudan giremiyorsunuz, açlık diz boyu; kimin sömürgesi? Fransa'nın sömürgesi. Bakıyorsunuz, bir başka ülke Senegal, kimin sömürgesi olmuş? Fransa'nın sömürgesi, Portekiz sömürgesi. Üstelik de gittikten sonra hâlâ elleri üzerinde. Dünyayı rahat bırakmayan sömürgeci anlayış devam ediyor.

Şimdi, bu sömürgeci anlayış başka bir şeye büründü. Bürünen şey bu terör örgütleri, uluslararası terör örgütleri. Bu terör örgütlerinin farklı isimleri var, kimlikleri var, farklı gibi görünüyorlar, kimi işte İslami terminolojiyi kullanıyor kimi bakıyorsunuz "Ben sol örgütlerin devamıyım." diyor, bir başkasına bakıyorsunuz, başka şeylerden feyzalıyor. İnsanları devşirirken, çok tabi olarak balık avlarken herhâlde balığın sevdiği yemi koyacak. O terminolojiyi, o dilleri kullanarak o kalbî muhabbeti yakalamak için bir avlama tekniği kullanıyor, özellikle de gençleri tercih ediyor bu işleri yaparken ve devamında da ne olursa olsun karşınıza canavarca bir terör örgütü çıkıyor, sadece kendini düşünen, muhataplarını değersiz kılan bir terör örgütü, cani bir terör örgütü. El Kaide'nin en ufak bir farkı yok DEAŞ'tan, aynısı bire bir aynısı. Peki, El Kaide nasıl doğdu, kendi kendine mi geldi Afganistan'a, kanat çırparak mı geldi? Afganistan'a Amerika el koysun, işgalini meşrulaştırsın diye El Kaide'yi inşa etti; aldı oradan getirdi El Kaide'yi Irak'a, devamında da Suriye'ye; bu form yetmedi, yeni bir form yarattı DEAŞ diye, korkuttu dünyayı, en çok da bize zarar verdi, kendi içimizde yüzlerce eylemin belki içinde oldu, yüzlerce insanımız hayatını kaybetti, yılbaşı gecesi uyandığımızda kahrolduk.”

AMERİKA YPG’Yİ MEŞRULAŞTIRIYOR

Terör örgütlerinin işbirliğine dikkat çeken AK Parti Tokat Milletvekili Özlem Zengin, “Şimdi, buradan baktığımızda bu terör örgütlerinin yaratmış olduğu bu bombardıman karşısında tuhaf ama başka bir terör örgütüyle terörü temizlemeye çalışan bir dünya görüyoruz. Yani biz terörsüz bir barış tesis edemez miyiz? Nasıl oluyor yani DEAŞ'tan kurtulmak için koskoca Amerika YPG'yi meşrulaştırıyor, 30 bin tır silah veriyor ve biz diyoruz ki biz nerede hata yaptık? Biz mi hata yapıyoruz? Hatayı yapan dünyanın bu yaklaşımı, hiç değişmeyen bu sömürgeci yaklaşım. Biz diyoruz ki bilmiyorum kelimelerin bir anlamı var mı: Terör örgütünün kimliği ne olursa olsun, hangi kimliği kullanırsa kullansın, hangi dinin kisvesini kullanırsa kullansın biz bütün terör örgütlerini şiddetle reddediyoruz ve onların karşısında duruyoruz. Biz kendi askerimizle mücadele ediyoruz. Sekiz yıldır anlatıyoruz bütün dünyaya, Sayın Dışişleri Bakanımız anlattı, Trump'la konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar ki kelimelerin de bir anlamı yok, telefonda konuşuyorsunuz, beyefendi sabah uyanıyor bambaşka bir "tweet" atıyor, akşama başka bir "tweet." Hangi "tweet"iyle karşılık vereceksiniz?” diye konuştu.

AMERİKA DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN GELİYOR

Birlik ve beraberliğe vurgu yapan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, “Böyle bakıldığı zaman, şunu ifade etmek istiyorum: Bu tarz yaklaşımlar içerisinde bizim yapacağımız şey, artık iş başa düşmüştür. Öyle olduğu için bu Meclisteki 4 tane siyasi parti dedi ki: "Evet, itirazım var ama ona rağmen buradayım." Çünkü gerçeği siz de görüyorsunuz, başka çare yok, mecburuz bunu kendimiz halletmeye çünkü Amerika'nın meselesi, Türkiye meselesi değil. Onun koruduğu başka yerler var. İsrail aşağıda dururken Amerika bizi umursar mı, bizi kale alır mı, bizim geleceğimizle ilgili herhangi bir kaygısı olabilir mi? Kaldı ki asıl mesele şudur: Bugün Afganistan diye bir ülke yok, Pakistan tarumar olmuş durumda, Irak diye bir ülke yok -öyle ya da böyle Saddam'la bir ülke formundaydı- artık Suriye diye de bir ülke neredeyse kalmadı. Yani biz sekiz yıl boyunca ülkemizin 911 kilometre olan o sınırını korumak için herkesin geleceği, terör örgütleriyle uzlaşacağı ve barışın tesis edileceği bir günü mü bekleyeceğiz? Yani gelmeyecek bir günü beklememizi istiyorsunuz. Türkiye mecbur, Türkiye mecbur olduğu için oraya gidiyor ve saikleri çok belli -terörü engellemek, nereden gelirse gelsin- burada adı PKK, aşağı iniyorsunuz adı oluyor YPG. Kimse kimseyi kandırmasın ve şunu söylememiz lazım: Amerika ta binlerce kilometre uzaktan geliyor, bizim yüz adım, yürüsek adım, kilometre değil, metre, her an burnumuzun dibi. Ölenler kardeşlerimiz, ailelerin bir kısmı zaten bizim sınırımızın içinde yaşıyor, bizim kardeşlerimiz hayatını kaybediyor ve görülen şey şu: Eğer biz bir şey yapmazsak aynı şeyi bizim ülkemize taşıyacaklar, aynı şeyi. Zaten bazı konuşmalarda bunun nüvesini alıyoruz” şeklinde konuştu.

Özlem Zengin konuşmasını şöyle sürdürdü:

FİLİSTİN NİYE BÖYLE YAPTI?

“İşte, Sayın Bakanımız anlattı, hukuken bunun altlıkları var, Birleşmiş Milletlerde 51'inci madde, Adana Mutabakatı ki 2009'da Adana Mutabakatı da aslında yasal bir başka zemine kavuştu Türkiye'de. Hâl böyle olunca tüm bunlardan yola çıkarak Türkiye kendi meşru müdafaa hakkını kullanıyor, hukuken yapması gerekeni yapıyor. Yalnız mıyız? Evet, yalnızız ama bakmayın, yalnızlık onurlu bir iştir. Lider ülkeler yalnızdır. Bu işin kaderi böyledir. Siz eğer yola çıkarsanız, başarırsanız arkanızda bir sürü insan olur. Ha, diyorsunuz ki: "Filistin niye böyle yaptı?" Değerli arkadaşlarım, biz bir konuyla ilgili karar verirken kim bizi destekleyecek, kim bizim arkamızda olacak diye karar vermiyoruz. Bizim kalbî meselemizdir, imani meselemizdir Filistin. Filistin ne yaptığı için değil biz inandığımız için Filistin'e destek veriyoruz ve onların hakkını, hukukunu savunmak bizim vazgeçilmez temel değerlerimizdendir.

Şimdi, şunları da söyleyerek bağlamak istiyorum. Nihayetinde Türkiye belli bir amaç için orada ve mümkün olan en kısa zamanda sivillerin hakkını, hukukunu koruyarak görevini tamamlayacak ve oradan geri dönecek.”

FETİH SÜRESİNİN ANLAMINI İDRAK ETMELİYİZ

Kendisinin İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu anlatan Özlem Zengin, “Bu operasyonun, harekâtın başladığı gün camilerde Fetih sureleri okundu. Dün Genel Kurulumuzda Fetih suresiyle alakalı "Fethe mi gidiyorsunuz, ne oluyor?" falan böyle biraz anlamının yeteri kadar idrak edilmediği ifadeler işitmek durumunda kaldık. İstanbul Üniversitesinin -o gün sabah tekrar hatırlama ihtiyacını duydum- her gün girdiğim kapısının üzerinde Fetih suresinden iki ayet yazıyor. Sağ tarafında şöyle yazıyor, ki Fetih demek -gelirken sözlükten anlamına tekrar baktım, tekrar okumak istiyorum- açma demek, Fetih demek yol gösterme demek. Bir kişi bir işe başlayacağı zaman Fetih suresi okur ki yolu açılsın, kalbi açılsın, ferahlık içerisinde yol bulsun ve Allah'ın izniyle inananlar için galip olsun. Orada şöyle yazıyor. Hemen sağ tarafında şöyle yazıyor, diyor ki: "Şüphesiz, biz sana apaçık bir fetih verdik." Sol tarafta: "Allah sana şanlı bir zaferle yardım etsin." Ben şimdi size şunu soruyorum: Bunu okuyarak şehadete yürüyen bir asker Fetih suresi okumasın da ne okusun? Önce Allah'tan yardım dilemesin de ne yapsın? Önce elbette Fetih suresi okuyacak, manen güçlenecek. O yüzden Fetih suresinin anlamını idrak etmeyi Allah milletimize nasip etsin, hep beraber” dedi.

3 ERKEK ÇOCUK ANNESİYİM

Askerlere başarı dileklerini ileten ve dua eden Özlem Zengin, “Biliyorum, askerlik biraz erkek işi gibi algılanıyor ama bu ülkede bu topraklar özgürlüğünü kazanırken, Mustafa Kemal'le beraber bu özgürlüğünü kazanırken bu topraklarda erkekler kadar kadınlar da mücadele etti. Kadınlar sadece evlatlarını ellerine kına yakarak cepheye göndermedi, kendileri de gitti, bu topraklar için savaştı; bugün de böyle. Zannetmeyin, sadece erkekler değil; kadınlar da sonuna kadar bu davanın arkasında. Ve şununla bağlamak istiyorum değerli arkadaşlarım: Anneler -ben de 3 erkek çocuk annesiyim, çok zor bir iş yani- evlatlarını dünyaya getirdikten sonra hep dua ederler, ne derler? "Vatana, millete hayırlı uğurlu olsun; vatana, millete hayırlı evlat olsun ve günü geldiğinde de vatan sağ olsun!" diyerek konuşmasını tamamladı.




Tokat OLAY


YORUM YAZ

BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Tokat Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer SİYASET Haberleri

Tümü

RÖPORTAJ

Mürekkep ve Kağıt Kokuları İçinde 43 Yıllık Gözbebeği, 'MAŞALI'
Mürekkep ve Kağıt Kokuları İçinde 43 Yıllık Gözbebeği, 'MAŞALI'
Tokat'ın çalışmaya devam eden en eski matbaacısı olan Halil Ekicioğlu, 43 yıllık ömrü beraber paylaştığını söylediği matbaa makinesi için 'gözbebeğim' tabirini kullanıyor.

E-BÜLTEN ABONELİK

ANKET

Yeni sitemizin dizaynını nasıl buldunuz?







Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Musa Özdemir / TOKAT
Tel :0 (535) 210 6413
Faks : 0 (356) 212 4884
Bu site 0.078 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]