08 Şubat 2019, 16:55 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

KADININ KARİYERİ: ANNELİK!

KADININ KARİYERİ: ANNELİK!

Ozcan PEHLİVANOĞLU

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 69 kez okunmuştur

 
Bu satırları okumaya başlarken, size yoz yobaz fikirler arz edeceğimi zannetmeyin. Yada kadına dinin verdiği önemi de anlatacak değilim. Kadını ikinci sınıf bir insan olarak da, görmüyorum veya sadece doğurganlık açısından da bakmıyorum. Ben bütün bunların aksine kadının annelik özelliğine ve bunun bir millet için önemine vurgu yapmak istiyorum.
 
Türk Milleti ve özellikle ırken Türkler günümüzde şuursuz bir şekilde yaşıyor ve ne yazık ki, bir yaşam felsefesine de sahip değiller. Onun için memleketlerinin sevk ve idaresini Türk gibi gözükenlere bırakmış durumdalar. Bunun en büyük nedeni, kadınlarımızın cahil bırakılması ve buna paralel olarak ne yaptıklarını bilmez halde oluşları ve bununda çocuklarına ile aile yaşamlarına yansımasıdır.
 
Türkler hakkında doğru bilinen bir yanlış ataerkil bir toplum olduklarıdır. Halbuki Türkler anaerkil bir topluluktur. Yani toplumu kadınlar çekip çevirir. Kadın tökezlemeye başlamışsa toplumda çatırdamaya başlar. Bu nedenle günümüzdeki hasta halimizin ana nedenlerinden biri de, kadınlarımızdır!
 
Türk kadını, bilgi ve şuur açısından tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşamaktadır. Ne yaptığını bilmez bir haldedir. Evine, kocasına ve çocuklarına sahip çıkamamaktadır. Üreticiliğini, yapıcılığını ve çekip çeviriciliğini kaybetmiştir. Az kaldı doğurganlığını da, kaybetmek üzerinedir.
 
Halbuki Türk topluluklarında kadının en büyük kariyeri anneliktir ve öyle de olmak zorundadır. Aksi halde Türk, kendi topraklarında esir hale düşecektir.
 
Günümüzde Türk kadını göreceli olarak rahata kavuşmuştur ve kendisi ile birlikte çocukları içinde daha rahat bir arayış içerisindedir. Ancak tarih bize göstermektedir ki, Türk için rahat ve rahatın peşinde koşmak ona iyi gelmemektedir. Türkler daima uyanık ve hareket halinde olmak zorundadır.
 
Aile planlaması, nüfus sağlığı, ekonomik sıkıntılar ve "sen çocuk doğurmak veya çocuklar için mi, dünyaya geldin" telkinleri Türk kadınının doğurmaktan ve annelikten vazgeçmesine neden olmuştur. Buna karşılık etnik azınlıklar, azınlık psikoloji ile daha fazla doğum yapmakta ve nüfus olarak çoğalmaktadır. Örneğin artık Türkiye'ye yerleştikleri varsayılan Suriyeliler bu doğurganlıkla Türk'ün vatanını kısa bir müddet sonra sadece doğurarak ele geçirebilecek hale gelebilecektir.
 
Türk anneleri artık kızlarına doğurmak için değil doğurmamak için telkinde bulunmaktadır. Çocuk doğurmak ve ona bakmak, büyütmek, okutmak kadınlara artık zor gelmektedir. Eğer kadınlarımız bu yanlışlardan vazgeçmezlerse, vatan ve devlet elden gideceği için arzuladıkları tatlı hayat onlar için adeta bir kabusa dönüşecektir.
 
Türkiye'de milyonlarca Türk kızı üniversitelerde okumakta ve iş hayatında yer almaktadır. Ancak yüksek tahsil yapmış olmaları veya bir mesleklerinin olması onların çok çocuk sahibi olmasına engel olmamalıdır. Eğer böyle engeller varsa biz Türk toplumu olarak ayağa kalkmalı ve kadınlarımızın en büyük kariyeri olan anneliği hakkıyla yapabilmeleri için gereken tedbirlerin alınmasını sağlamalıyız.
 
Biliniz ki; Türk kadınlarını yaşamlarının en büyük kariyeri olan, anneliği hakkıyla yapamazlar ve geniş aileler kuramazlar ise Türklerin bu topraklarda geleceği yoktur.
 
Türk kadını; televizyonlarda dizi, kadın ve yemek programları olmak üzere abuk sabuk şeyleri seyretmekten kurtarılmalıdır. Din duygularının cemaat ve tarikatlar tarafından istismar edilmesinin önüne geçilmelidir. Kadınlarımız arasında Türklük duygu ve düşüncesi pekiştirilmeli ve bunların çocuklara intikali öncelikle sağlanmalıdır. Çünkü biz biliyoruz ki; ilk öğretmen annedir.
 
Eğer bugün Türkiye topraklarında azalıyorsak, Türklük şuurunda veya millet olma yolunda sıkıntılar yaşıyorsak, sıkıntılara kadınlarımız çare olmuyorsa; felakete yol alıyoruz demektir. Bu nedenle Türk kadını yeniden annelik kariyerinde bizim ihtiyacımız için gerekli olan mükemmelliğe ulaşmalıdır.
 
Bizim için gerekli olan mükemmellikten kastımı; kadının iyi eğitimli ve meslek sahibi bir iş kadını olmasından öte Türklük adına büyük bir şuurla üstün duygu ve düşüncelere sahip olması ve bunları çocuklarına aktarmasıdır diye tanımlıyorum.
 
Gelin ülkemizi büyük bir yanlıştan kurtaralım ve Türk kadınının mankurtlaşmasını hep birlikte önleyelim. Onu yeniden toplumun inşasının baş mimarı olarak önümüze koyalım. Türk kadınına, kendini ve vazifelerini fark ettirelim. Gerisi Allah'ın izni ile çorap söküğü gibi gelecektir.
 
Ben Türk kadınlarına ve Türk annelerine inanıyorum. Onlarda kendilerinin ve güçlerinin farkına vardıkları an Türkiye'de her şey değişmeye başlayacaktır. Gelin işe onlara en büyük kariyerlerinin doktor, mühendis, akademisyen, mimar, avukat, vali, büyükelçi olmaktan öte annelik olduğunu anlatarak başlayalım.


 Tokat Olay Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Tokat Olay Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

RÖPORTAJ

Mürekkep ve Kağıt Kokuları İçinde 43 Yıllık Gözbebeği, 'MAŞALI'
Mürekkep ve Kağıt Kokuları İçinde 43 Yıllık Gözbebeği, 'MAŞALI'
Tokat'ın çalışmaya devam eden en eski matbaacısı olan Halil Ekicioğlu, 43 yıllık ömrü beraber paylaştığını söylediği matbaa makinesi için 'gözbebeğim' tabirini kullanıyor.

E-BÜLTEN ABONELİK

ANKET

Yeni sitemizin dizaynını nasıl buldunuz?







Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Musa Özdemir / TOKAT
Tel :0 (535) 210 6413
Faks : 0 (356) 212 4884
Bu site 0.078 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]