30 Temmuz 2020, 15:57 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

HIRSIZ ARSIZ KİMSELERE!

HIRSIZ ARSIZ KİMSELERE!

Eyüphan KAYA

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 9712 kez okunmuştur

1 - Hırsız arsız kimselere,
2 - İşini angarya usulü yapan devlet memurlarına,
3 - Halka üstten bakan yöneticilere,
4 - İhalelerden pay alanlar, fesat karıştıranlara,
5 - Dünyevi kayıp ve endişelerle İslam’ın bazı değerlerini gizleyen din adamlarına,
6 - Zalim ve zorba adamlara,
7 - İslam’ın aleyhinde atıp tutanlara,
Hakkımı helal etmem arkadaş!
 
Sevgili dostlar  siz buna on yedi vasıf da ekleyebilirsiniz ama bir yazı bundan fazlasını kaldırmaz, bu yazı bir perspektif ortaya koyuyor, ölçü insan hakkı, ölçü kamu yararı olunca başka başka bir çok sıkıntıları da sıralayabilirsiniz.
 
Hırsız arsız kimseleri selamsız ilgisiz bırakmak şerefli kimselerin boyun borcudur. Ayrıca aşırıya gitmemek şartıyla eleştirmek de onların hakkı, hatta vazifesidir. Çünkü hem bunların tanınması bilinmesi lazım, hem de bu vasıfları iyi vasıflar olmadığını bilmek ve dillendirmek gerekir. Hırsız arsız insana güvenemezsiniz, malınıza da namusunuza da ihanet eder, daha var mı ötesi?
 
Devletin çarkını gevşeten, paslanmış makine dişi gibi vatandaşa huzur kazandıracağına moral bozucu bir tarzda canı istediği gibi görev yapan/yapmayan devlet memuru bir parazittir ve devlet ile millet arasında bir “ kara kedi” gibi hayatı kolaylaştırması gerekirken sıkıntı verir ve bu sıkıntı devletin hanesine yazılır, halbuki devlet, vatandaşına hizmet etsin diye ona maaş veriyor, ona bir rol bir sosyal statü vermiş değil mi?
 
Bir yönetici çalıştığı kurumun temsilcisi olup, o kurumun vitrininde yer alır. Hem mahiyetindeki insanları kontrol etmekle hem de motive etmekle yükümlüdür. Eğer yönetici vatandaşa maraba gözüyle bakarsa “at sahibine göre kişner” ifadesiyle mahiyetindekiler de benzer bir hataya düşebilirler, halkın hizmetkarları hakla üstten bakarsa halimiz ne olacak?
 
İhalelerin para kaynağı hazinedir, hazine tüm vatandaşın ortak malıdır. Buradan bir şeyler haksız yere alanların vebali pek ağırdır. Çünkü milletin tamamına karşı borçlu olurlar.  “devletin malı denizdir, yemeyen domuzdur” diyenler domuzların hasıdır. Yüzüne tükürün vebalı varsa bana aittir. Bu zihniyette olan insanlar var oldukça biz nasıl huzur bulacağız, fakir mağdur hakkına ulaşacak?
 
Beşikten mezara kadar bir insana lazım olan dini bilgiler, dini değerlerdir, çünkü bu değerler eşliğinde yaşayanlar ebedi hayata rahat ederler, eğer bir din adamı korku ve endişelerle bazı dini mevzularda eksik aksak bilgi paylaşıyor ve Müslümanları gerektiği gibi aydınlatmıyorsa halımız ne olacak?
 
Zulüm dünyanın en adi vakalarından biri, zalim olan kimse bir o kadar karaktersiz ve ad,i zulüm hiç insana yakışır mı? Bir insan güçsüz olabilir, yeterince etrafında yakınları olmaya bilir,  eli kolu uzun olmayabilir; bu durumda olan bir kimseye hakaret etmek, elindekini almak haktan reva mı? Bunu yapmak insana yakışır mı? Tam tersine düşük ve zayıf insanlara yardımcı olmamız gerekmez mi?
 
İslam’ın aleyhinde atıp tutulanlar, bunları da kınamamak elde değil  racıh rivayetlere yüce Allah 124 bin peygamber ve 313 Resul göndermiş ve bunların asıl hedefi insanları yeryüzünde Allah’ı tanıyarak, O’na ibadet ederek, uyumlu bir şekilde huzur ve sükunet içinde yaşamını sürdürebilmeleri için mücadele etmişlerdir. Ortak davaları; “Allah var Ahiret var ve insanlar yaptıklarına göre ebedi hayatta karşılanacaklar, amel ve niyetlerine göre ağırlanacaklar”. Bu mesajın son Resulü Hz.Muhammeddir. inanırsınız inanmazsınız, o özgürlük hakkını da insanlara tanınmıştır. Ama haddini aşarak İslami değerlerle alay etmek, bilir bilmez meseleleri ele alarak İslam’ı eleştirerek, Müslümanları rencide etmeye kimsenin hakkı yoktur. O İslam  ki diğer dinlerle de barışık ve diğer dinlerin artı değerlerini içinde barındırıyor. Birileri bu değerlerle uğraşarak hayatı çekilmez hale getiriyorsa gayretli birer vatandaş olarak ben sen sesiz  kalabilir miyiz?
 
Dikkat edilirse bu şikâyet edilen vasıflarda bireysel menfaat söz konusu olmadığı gibi kişinin nefsini ilgilendiren konular da değil. “her koyun kendi bacağından asılır” meselesi burada geçerliliğini yitiriyor.
 
Ben bir vatandaş olarak bu ve benzeri vasıflara sahip kimselere hakkımı helal etmem, ayrıca sağımda solumda fark etsem eleştiririm, gerekirse adalete şikâyet ederim. Bu medeni bir insan olarak birinci vazifemdir. Şayet yapamazsam da en azında karşılaşsam selam vermemek için yolumu değiştiririm, yüz yüze gelmek durumunda kalırsam şayet en azında yüzüne tebessüm etmem, ki bu da küçük bir cezalandırma tarzıdır.
 
Bence vatandaşlık hak ve görevlerinden biri de bu konularda uyanık davranmaktır. Siz siz olun “rızayı kabahat aynı kabahattir”  atasözünden pay almayın emi?
 
Selam ve saygılarımla, bu iki insani değer kimlere düşmez artık anlaşılsa gerek.


 Tokat Olay Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Tokat Olay Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

RÖPORTAJ

Atilla Akgün, 'Hem sanatkar olmak lazım, Hem okumak lazım!'
Atilla Akgün, 'Hem sanatkar olmak lazım, Hem okumak lazım!'
Atilla Akgül, 'Herkes Kur'an'ı okuyup, anlayabilir. Kur'an, anlaşılması en kolay kitaptır' dedi.

E-BÜLTEN ABONELİK

ANKET

Yeni sitemizin dizaynını nasıl buldunuz?







Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Musa Özdemir / TOKAT
Tel :0 (535) 210 6413
Faks : 0 (356) 212 4884
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]