28 Temmuz 2021, 06:35 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

FİRDEVS ERGÜDEN 1959 - oo

FİRDEVS ERGÜDEN 1959 - oo

Haktan YÜCER

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 90 kez okunmuştur

Çocukluk yıllarımda yengemdin. Anamın ahretliği, sırdaşı, yoldaşı ve yol arkadaşıydın. Aynı aşiretin geliniydiniz ve ne menemdir ki bizim aşiretin ileri gelenlerinde yadsınamaz bir soyluluk göstergesi, mağrur bir kibir ve emir altına alma geleneği vardı. Onlara da çok görmüyorum iki yüz yıldır yüzlerce hayvanı, binlerce dönüm araziyi, onlarca hizmetkarı ve evlatları, torunları böyle disiplin etmişler böyle otorite kurmuşlar.
 
Adını Firdevs koymuş Aziz ağa. Sanki biliyormuş gibi. Senin cennette açacağını 959 yılında görmüş. Tanrı insanları parayla, ilimle, hastalıkla ve evlatlarıyla sınarmış. Sen 979 da en sevimli en afacan bir döneminde Mustafa abimizle ilk sınavını vermişsin. Evlat acısını daha yirmi yaşında tatmışsın. Bütün dünyanın sıkletini boynuma assalar kaldırırım da bir evlat acısını kaldıramam demiş bir bilge. Sen ne büyük bir kadınsın ki bu acıdan sonra üç kız evladı terbiye, ahlak ve gelenek göreneğe bağlı yetiştirdin.
 
Küçüktüm size misafirliğe geldiğimizde. 50. yıldaki evimizden Modikli'ye gelirken arabada bana annem tembih ederdi, oğlum herkesin elini öp diye. Önce Nezire emenin(hala) elini öperdim, o da beni yanaklarımdan sulu sulu öperdi. Silmeye utanırdım görür ayıp olur diye. Sonra Nuri ağanın, en son da senin elini öperdim. Sen dik saçlarımın olduğu başımı okşar, bahçedeki tavşanlara beni götürürdün. Saatlerce onlarla oynardım. Sonra içeri gelir, lezzetli gözlemelerinden çayından içerdim. Giderken mutlaka bir çıkına cevizli burmak(parmak) koyardın. En sevdiğim bayram gezmesiydin. Çünkü Modikli'de Nuri ağanın evinde mutluydum. Beni seven sulu sulu da öpen bir gün görmüş bir hala, başımı okşayan bir yenge arada da olsa kıvırcık saçlı, esmer ve  güzel bir kız vardı. Sütlü cam şeker ikram ederlerdi mermer bir sehpaları vardı. Çay demlenince hemen koltukların önüne çekilirdi. Kibritten bir maket ev vardı. Uzun uzun bakar inceledim.

30 Temmuz 2011,

İstanbul'dan Niksar'a seyahat ediyorum, sabah indim, Çamiçi yaylasına gittim. Eve girdiğimde herkesin morali bozuktu. Hayırdır dedim. Dediler Firdevs yengen vefat etti. Daha ne kahvaltısı yapacaksın. Bir sigara yaktım, geçmişe daldım. Geçmiş dediğime bakmayın geçmiyor, geçmez de. İlk aklıma o kıvırcık saçlı esmer kız geldi. Nasıl dayanacak, çok ölüm gördüm gözümün önünde infaz edilenler oldu(örgüt mensubu) ama anne masumdur, anne melektir, anne Tanrıdır seni yoktan var eder, onu kaybedersen yok olursun, hiç olursun ve adeta hiç doğmamış gibi boşluğa düşersin.
Aradan bir yıl geçti. Niksar'ın sevilen simalarından eczacı Semihat Özden elim bir hastalık sonucu vefat etti cenazesine katıldım. Harmancık mevkiinde yukarıdan inerken düzlüğe gelince sol tarafta bir yere defnettiler. Ben de bir kürek sevap almak için defin sırasında küreği kapıp toprak attım kabrine. Sonra kalabalıktan çıkıp yan taraftaki başka bir aile kabristanlığının duvarına oturdum. Şöyle kabirlere göz gezdirirken bir de ne göreyim. Yengem, Firdevs Ergüden....

Hemen duvardan inip ayak ucuna geçtim. Çömeldim oturdum, o anda bir şey oldu bana orada kendi annemi gördüm çünkü hiçbir farkları yoktu ki, dosttular ahretliktiler okudum, okudum, okudum. Fatihalar, İhlaslar ve Allahümme inni es'elüke-bi-hurmet-i Muhammed aleyhisselam en la tü'azzibe hazelmeyyit.. Sonra ne mi oldu? Firdevs yengem annem oldu. Ben onun kabrinde yengeme bakarak anneme ağlarken, hakikaten Firdevs anneme ağlıyormuşum.

Çok özledik, varlığını çok arıyoruz hele o kıvırcık saçlı kızın var ya, ben ona yoldaş oldum, yar oldum, sevgili oldum, asker oldum, ağa oldum ama ana olamam. Uyurken başını okşarım, saçlarını elime dolarım huzurla kaşırım o da kendini bırakır uykunun huzurlu kollarına ama Firdevs anam senin bir tek "Yavrum" lafının etkisinin zerresine ulaşmam...

Ama şunu bil ki yavrun küçük kızın, kıvırcığın bana emanet. Bu can bu bedende kaldıkça onun bir damla  gözyaşına dünyanın şah damarını keserim. Tanrı ona gülmeyi ebedi kılsın, vatan için genç yaşta büyük bedeller ödedim ve bundan sonrası kıvırcığın için yaşamak olacaktır.

Unutulmadın, öyle bir eser bırakacağız ki 3000 yıl sonra da unutulmayacaksın.

Rahat uyu annem Firdevs Ergüden...


 Tokat Olay Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Tokat Olay Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

RÖPORTAJ

Atilla Akgün, 'Hem sanatkar olmak lazım, Hem okumak lazım!'
Atilla Akgün, 'Hem sanatkar olmak lazım, Hem okumak lazım!'
Atilla Akgül, 'Herkes Kur'an'ı okuyup, anlayabilir. Kur'an, anlaşılması en kolay kitaptır' dedi.

E-BÜLTEN ABONELİK

ANKET

Yeni sitemizin dizaynını nasıl buldunuz?







Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Yeşilırmak Mah. Orkide Sok. Saymaz Apt. Zemin Kat No: 8 TOKAT
Tel : 0 (356) 212 4884
Gsm : 0 (535) 210 6413
Bu site 0.046 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]