

Türk Dünyası’ndan bir Ganira Paşayeva geçti.
İnsan kolay yetişmiyor. Hele hele hem aktivist, hem idealist, hem de mütefekkir hiç yetişmiyor.
Tarihe not düşmek kolay olmuyor. Tarih yazmak hele hiç kolay olmuyor.
İşte son dönemde böyle bir isim geçti Türk Dünyasından.

Ganira Paşayeva.
Onunla, Türk Dünyası Gazeteciler 4’üncü Basın Şurası sebebiyle gittiğimiz Azerbaycan’da tanışmıştım.
Paşayeva, şuraya katılan gazetecilere birer plaket taktim etmiş ve güzel bir konuşma yapmıştı.
Birer plaket de bulunduğumuz illerdeki şehit ailelerine göndermişti. Kafkasya İslam Ordusunda şehit düşen şehitlerimizin anısına.
Biz de emaneti, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Tokat Şubesi yöneticilerine teslim etmiştik.
Paşayeva hem hukukçu, hem hekim, hem de gazeteci yazardı.
Ömrünü Türk Dünyasına vakfetti. Evlenmedi.
Azerbaycan Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Üyesiydi. Her platforma Türkiye’nin güçlü bir savunucusu oldu.
Hep şöyle derdi: “Türkiye’yi zayıflatmak isteyenlere buradan ‘Türkiye yalnız değil, Türkiye’yi zayıflatmaya sizin gücünüz yetmez çünkü Türkiye için canını verecek, canını vermeye hazır olan ben de dahil on milyonlarca Türk milletinin evladı var.”
Yine “Türkiye’nin güçlü olması, Türk dünyasının güçlü olması anlamına gelir” derdi.
Hayatı boyunca mücadele verdiği konulardan birisi de Karabağ’ın işgalden kurtulması yönündeydi.
Kısa hayatının son günlerinden Karabağ’ın işgalden kurtulduğu gördü ve gönül huzuru ile gözlerini bu dünyaya kapattı.
Yusuf Akçuralar, Nihal Atsızlar, Ziya Gökalpler, Nurettin Topçular ve daha niceleri Türk Milliyetçiliği üzerinde ömür tüketerek bu dünyadan göçtüler.
İşte son devrin en önemli Türk Milliyetçilerinden birisi de Ganira Paşayeva’dır.
Erken bir yaşta hayata veda etti. Fakat geride ciltlere dolacak bir hayat hikayesi bıraktı.
Mekanın cennet olsun Paşayeva.
İyi ki seni tanımışım.


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)