Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

TERÖRSÜZ TÜRKİYE ve SİYASİ ŞARLATANLIK ARASINDA

TERÖRSÜZ TÜRKİYE ve SİYASİ ŞARLATANLIK ARASINDA

TERÖRSÜZ TÜRKİYE ve SİYASİ ŞARLATANLIK ARASINDA

Bu milletin en büyük hayali, anaların artık ağlamadığı; ocaklara şehit ateşinin değil, umut ışığının düştüğü bir Türkiye’dir. Terörsüz bir Türkiye… Sadece bir güvenlik meselesi değil, bir beka davasıdır. Bu davaya ömrünü adamış, istikrar ve güvenliğin teminatı olmuş liderlerin varlığı ise bu millet için bir şanstır.

Liderimiz Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu yüksek siyaset ve devlet aklı; bu ülkenin geleceğini kurtarmak adına atılmış en stratejik adımlardan biri olmuştur. Cumhur İttifakı’nın kuruluşu, bir ittifak olmaktan öte, devletin bekasına kalkan olan tarihi bir duruştur. Bu irade sayesinde Türkiye, yıllardır başına musallat edilen terörle daha etkin mücadele etmiş, içeriden çökmeye çalışan odaklara karşı sağlam bir milli direnç geliştirmiştir.

Bugün, gözümüzü çevirdiğimiz her yer yangın yeri: Irak, Suriye, Lübnan, Yemen… Ortadoğu coğrafyası emperyalizmin ve vekâlet savaşlarının kıskacındadır. Haritalar masa başında çizilmekte, örgütler taşeron olarak kullanılmaktadır. Türkiye gibi bir ülkenin, böylesi bir coğrafyada dimdik ayakta durabilmesi, sıradan bir siyasi hamleyle değil, kararlı bir milli duruşla mümkündür. İşte Devlet Bahçeli, bu duruşun ta kendisidir.

Ama ne gariptir ki, bu milli duruşun yanında değil, tam karşısında saf tutmaya çalışan bazı isimler hâlâ çıkıp konuşabiliyor. Onlardan biri de Yavuz Ağıralioğlu’dur.

Bu zat, girdiği her siyasi yapıda önce yaralı bölgeyi tespit edip, sonra o bölgeyi enfekte etmeye çalışan bir anlayışın temsilcisidir. Zehirli operasyonu fark edildiği an, siyasi organizma tarafından kanserli doku gibi kesilip atılmış; girdiği her yapıda aynı sonla karşılaşmıştır. Ve şimdi, ekran ekran dolaşıp ülkücülük anlatıyor.

Ne garip değil mi?

Bir gün dahi Ülkücü Hareket’e hizmet etmemiş, MHP’nin kapısından bile geçmemiş bir şahsiyet, kalkmış Devlet Bahçeli’ye ülkücülük dersi vermeye kalkıyor. Hangi yüzle? Hangi geçmişle? Hangi dava sadakatiyle?

Ayrıca bu şahıs, bugün dilinden düşürmediği Muhsin Yazıcıoğlu’nu, dün yalnız bırakmış; vefanın ne olduğunu bile anlamadan, onun adını istismar ederek kendine siyasi rant devşirmeye kalkmıştır. Oysa millet, samimiyeti de ihaneti de unutmuyor. Yazıcıoğlu’na olan vefasızlığını da, çizgisizliğini de, istismarcı tavrını da not etti.

Satmayı iyi bilir. Fikri, dostu, lideri… Gerekirse hepsini.

Bugün söyledikleriyle, geçmişte durduğu yerin zıddına savrulmuş bir isimdir. Siyasetin içindeki zararlı bakteriler gibi, bağışıklık sistemini çökertecek kadar sinsice davranır; fark edildiğinde ise tıbbi müdahaleyle uzaklaştırılır. Durumu budur.

Tarih seni “sanılan kişi” değil, hiç olmamış biri olarak yazacak Yavuz Ağıralioğlu.

Ama tarih, Devlet Bahçeli’yi yazacak… Hem de altın harflerle.
Devlet aklının temsilcisi, milli duruşun adı, Ülkücü Hareket’in istikrar abidesi olarak…

Çünkü ülkücülük, her önüne gelenin konuşabileceği bir konu değil; ancak ömrüyle, bedeniyle ve yüreğiyle bu davaya hizmet edenlerin taşıyabileceği kadar büyük ve ağır bir onurdur.

🖋️ Musa Özdemir
Bir Ülkücü Kalem
📅 19 Ağustos 2025

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL