

–♦—♦—♦– BELGESEL TADINDA –♦—♦—♦–
Bir kadın avazı,
Bir ebenin sıcak su isteyen ünlemesi,
Bir babanın erkek çocuk muştusu beklemesi,
Sigara dumanı
İs kokusu
Sarı aralıklı dişler
Gevrek gülüşler
Ocakçının artan çayı dökerken oflaması,
Veresiyemiz yoktur yazısındaki
Neredeyse asırlık sinek pislikleri
Ört kapıyı diyen kahveci
Gözü kapıda, çoktan babanın bakışı
Televizyonda bir ses
Belgesel tadında
Sahi acının tadı olur muydu?
Yaşayan sen değilsen,
Olabiliyordu demek ki
Thomas Hobbes’in acının tarifindeki
Kendi başına gelebilme endişesi
Muştu geldi
Erkekti altıncısı
Eli cebine gitti erkek babasının
Astari dışarı çıktı eski sakusunun
Olanı verdi
Ocakçıyla gözgöze geldi
Gözlerini anlamlıca kırptı
Kalktı usulca yerinden
Evin yolunu tuttu
Bahçede sıra kızlar
Babanın yoluna bakar
Gözlerini anlamlandırmaya çalıştılar…
Tam on sene geçti.
Halil İbrahim’in beyin tümöründen öleli.
O muştudaki oğlan.
O gündür kahveye gitmez baba.
Kulağında o ses,
Belgesel tadında.
Sahi acının tadı olur muydu?
Kızlardan sadece evlenen kaldı Çilehane’de
Diğerleri o virane evdeydiler
Zelzele gecesi
Hepsi aynı odada
Ana baba sahanlıkta
Kapandı gökyüzü
Yıkıldı üstlerine
Keçi ağılından biraz hallice
Babadan kalan bu virane
Evlad-u İyal acısına karıştı
Ne oğlan bırakmıştı Kader
Ne evlat
Kahvehaneye gitmiyordu ya
O gündür eve de gitmedi.
Çilehane de
Gökyüzüne baktı,
Bir nida bekler gibi
Belgesel tadında.
Eyüp SUBAŞI


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)