ÇÜRÜMENİN ORTASINDA UMUDA TUTUNMAK

ÇÜRÜMENİN ORTASINDA UMUDA TUTUNMAK

📰 KÖŞE YAZISI Çürümenin Ortasında Umuda Tutunmak 📍 Musa Özdemir yazdı 📅 14 Ekim 2025

Zaman, insanın ellerinde eskidikçe yalnızca bedenleri değil, ruhları da yoran bir ağırlığa dönüştü. Çürüyen sadece şehirler, binalar ya da sistemler değil; insanın vicdanı, sözü, bakışı, duruşu da zamanla bozulmaya yüz tuttu. Ne yazık ki bu çürüme, her geçen gün daha da görünür hale geliyor.

Kelimelerimizin içi boşaldı. Dostluklarımız çıkar terazisinde tartılır oldu. En kıymetli hasletlerimiz — vefa, merhamet, dürüstlük — gözümüzün önünde soldu. Birbirimize yabancılaştık. Aynı sokakta yürüdüğümüz insanlara bile uzaklaştık. Ve biz, bu çürümenin tam ortasında, utancımıza tutunarak iyi şeyler düşünmeye çalışıyoruz.

Eskiden bize öğretilen doğrular, günümüzün çıkar hesaplarına kurban edildi. Vaktiyle şeref ve sadakat üzerine kurulu ilişkiler, şimdi güç ve gösterişin ekseninde dönüyor. Düşene el uzatan eller azaldı, yolda kalana yoldaş olmak unutuldu. İyilik bile artık hesapla yapılıyor. Karşılıksız uzanan bir el, bu dünyanın garip bir istisnası haline geldi.

İşte tam bu noktada utanç giriyor devreye. Çünkü biliyoruz ki, böyle olmamalıydı.

Ama hâlâ bir umut var.
Hâlâ sessizce iyiliği çoğaltanlar var bu dünyada.
Bir sokak kedisini doyuran, bir çocuğun başını okşayan, bir dostun derdiyle dertlenen insanlar… Belki azaldılar, belki görünmüyorlar ama tamamen yok olmadılar. Umut, hâlâ hayatta.

Ve belki de insan kalmanın en zor olduğu bu çağda, iyi şeyler düşünerek yaşamak en büyük direniştir. Çürümenin tam ortasında bir gül açıyorsa, onu büyütmek bizim elimizde. Utancımıza tutunarak değil, o utancı aşarak, iyiliği yayarak, vicdanı diri tutarak…

Çünkü insan, umut ettikçe yaşar.
Ve iyilik ettikçe insan kalır.

Unutmamak gerekir ki durmak, çürümenin farkına varma riskini taşır. Ama bu risk göze alınmalıdır. Çünkü çürümenin farkına varan biri, bunu başkalarına da anlatabilir. Sessizlik, bu çöküşe ortak olmaktır.

Bugün çözmek istesek bile, yaşadığımız yozlaşmanın düzelmesi yıllar alır. Ama en azından farkında olmalıyız. Tepki göstermeliyiz. Normalleştirmemeliyiz. Suçun övüldüğü, adaletin alaya alındığı bir toplumun geleceği yoktur.

Bir katilin kahramana, bir cinayetin “efsane”ye dönüştüğü bir toplum, değerlerini yitirmiştir. Suç ve suçlu ne zaman bu kadar çekici hale geldi? Vicdanlar nasıl bu kadar köreldi?

Sorularımız çok. Ama cevabımız net olmalı:
Sessiz kalmayacağız.
İyiliği savunmaktan, umuda tutunmaktan vazgeçmeyeceğiz.

🖋️ KÖŞE YAZISI ✍️ Musa Özdemir / 14 Ekim 2025

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL