

📰 KÖŞE YAZISI –♦—♦—♦– Ciğercinin Hesabı, Neyzen’in Hesabı –♦—♦—♦– 📍 Musa Özdemir yazdı 📅 22 Ekim 2025
Bazı insanlar vardır, sadece sözleriyle değil, yaşamlarıyla da şiir yazarlar. Onların yürüyüşü, bakışı, susuşu bile bir dize gibi düşer zamanın üzerine. Neyzen Tevfik işte o nadide insanlardan biridir. Alışıldık ölçülerle anlatılamayacak kadar farklı, sınıflara, kurallara, maddiyata sığmayacak kadar özgür bir ruhtur o. Sarhoşluğu bile başkadır; o sarhoşken bile bir milletin vicdanı ayıktır. Deli denir, ama o delilikte bir hikmet gizlidir. Kimi zaman bir mısrada milletin içini döker, kimi zaman bir neyde Tanrı’nın sırrını üfler.
–♦—♦—♦–
Yine böyle bir gün, İstanbul’un dar sokaklarında dolaşırken, boğazına düşkünlüğüyle bilinen ciğercilerden birinin önünde durur Neyzen. Karnı açtır. Cebinde metelik yoktur ama ciğerin kokusu bir kez burnuna sinmiştir. İçeriden yükselen o közde pişmiş ciğerin kokusu, midesinden önce gönlünü cezbetmiştir. Durur mu Neyzen? İçeri girer, geçer bir köşeye. “Getir bakalım,” der garsona. İki porsiyon ciğer söyler. Yanında da belki biraz soğan, biraz da rakı hayali kurar ama bu seferlik sadece ciğerle yetinir.
–♦—♦—♦–
Yemek biter. Masaya çağırır garsonu. Gayet sakin bir edayla: “Evlat, kusura bakma. Yanımda para yok. Şuracıkta bir dostum var, bir pusula yazayım. Götürürsen parasını verir,” der.
Garson şaşkın. Ama ne yapsın, çağırır şef garsonu. O ise işi daha da ciddiye alır: “Olmaz efendim. Ya paranızı ödeyin ya da bulaşıkları yıkayın.”
Neyzen’in yüzünde bir gülümseme belirir. Usulca cebinden bir kâğıt çıkarır. Kalem ister. İki satır yazar. Katlar ve garsona uzatır: “Al bunu götür. Dostum verir.”
Garson pusulayı alır, söylenerek çıkar dükkândan. Neyzen’in tarif ettiği adrese gider, kapıyı çalar. İçeriden çıkan adama pusulayı uzatır: “Neyzen Bey gönderdi,” der.
–♦—♦—♦–
Adam pusulayı açar. Okur. Gülümser. Sonra garsona döner: “Kaç porsiyon yemiş?”
“İki porsiyon efendim.”
“Üç porsiyon parası alın. Bir porsiyon da benim yerime yesin,” der.
Garson şaşkındır. Bu zarafet karşısında ne diyeceğini bilemez. Merak eder, dayanamaz: “Efendim, para mesele değil de… pusulada ne yazıyordu acaba?”
–♦—♦—♦–
Adam tekrar gülümser. Pusulayı garsona uzatır.
İki satırdır sadece. Ama içinde bir ömürlük zarafet gizlidir.
–♦—♦—♦–
Dağladı ciğerci ciğerimin yarasını,
Ciğerparem veriver ciğercinin parasını…
–♦—♦—♦–
İşte Neyzen Tevfik…
Bir yemeğin borcunu bile şiirle ödeyen, yokluğu bile zarafete dönüştüren bir ruh.
Cebinde para olmayabilir ama yüreği kelimelerle doludur.
Bir lokmanın, bir dostun, bir tebessümün değerini bilen ve bunu sözle ödeyebilen nadir insanlardan…
–♦—♦—♦–
Bugün parayla ölçtüğümüz pek çok şeyin aslında ne kadar kıymetsiz olduğunu, bir pusulanın içine sığan iki mısranın ise nasıl gönülleri fethettiğini gösteriyor bize Neyzen’in bu hikâyesi.
–♦—♦—♦–
Kimi insanlar arkasında altın bırakır, servet bırakır.
Kimi insanlar da zarafet bırakır, hatıra bırakır.
Bir porsiyon ciğer borcunu bile şiirle ödeyen bir adamdan geriye kalan şey para mıdır, yoksa bir ömür boyu anlatılan bu naiflik midir?
–♦—♦—♦–
Karar sizin…
–♦—♦—♦–
🖋️ Musa Özdemir 📍 Köşe Yazısı – 22 Ekim 2025


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)