

📰 KÖŞE YAZISI –♦—♦—♦– Bu Hareket Sizin Rahatsızlığınızdan Büyük –♦—♦—♦– ✏️ Musa Özdemir yazdı 📅 24 Kasım 2025
Memleketin ideolojik fırtınalarla savrulduğu, gençliğin imanla çarpıştığı, üniversite kapılarının bile birer cephe hattına döndüğü o yıllarda bir isim öne çıktı;
Ertuğrul Dursun Önkuzu.
Henüz 22 yaşında,
Hayalleri, imanı ve ülkesi için taşıdığı sorumluluk, yaşından çok daha büyüktü.
Ve bu genç, nefretle bilenmiş bir güruhun en ağır işkencelerine maruz kaldı.
23 Kasım 1970, Türk milliyetçiliğinin hafızasına bir matem değil; bir iradenin yeniden dirildiği gün olarak kazındı.
Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu işgal altındaydı.
Ertuğrul, komünist bir grubun eline düştü.
Üç gün boyunca dövüldü, işkenceye uğradı; ciğerlerine bisiklet pompasıyla hava basılacak kadar vahşetle saldırıldığını bile bile direndi.
Ne çözdüler,
Ne kırabildiler,
Ne de susturabildiler.
Ve şehadete yürürken ardında asırlık bir manifesto bıraktı.
“Ölümden korkmuyorum; fakat iktidarın Ülkücülerin eline geçtiğini görmeden gitmek var ya…”
“Beni hatırlarsınız.
Sadece Dursun Önkuzu değil; Ertuğrul Dursun Önkuzu!”
Bu cümle, bir gencin feryadından öte; bir neslin omurgasını yeniden diken, bir hareketin ruhunu tazeleyen bir iradenin adıdır.
–♦—♦—♦–
Rahatsız Olanlara Not; Bu Ateş Sizinle Sönmez
Bugün yine aynı manzaradayız.
Memleket zordaysa, gündem gerginse, siyaset baskı altındaysa,
İlk hedef ülkücülüğün varlığı oluyor.
Rahatsız olanlar var.
Olacaklar da.
Ama şunu bilsinler;
Biz dün neredeydik? Aynı yerde.
Biz dün ne diyorduk? Aynı sözü.
Biz dün neye inanıyorduk? Aynı hakikate.
Dava adamı rüzgârdan yön almaz, rüzgâra yön veren olur.
Korkudan gölge almaz, gölgesiyle bile korku salandır.
Bu yüzden söylüyoruz,
Bu hareket sizin rahatsızlığınızdan büyük.
Bu dava sizin kalıplarınıza sığmayacak kadar geniş.
Bu ocak sizin nefesinizle sönmeyecek kadar güçlüdür.
Kim ne derse desin, kim ne oyun kurarsa kursun, kim ne kadar rahatsız olursa olsun
Bu yürüyüşü ne masa devirebilir ne ekran karatabilir ne de kalem kırabilir.
–♦—♦—♦–
Önkuzu’nun Yürüyüşü: Bir Neslin Onur Muhafızlığı
Önkuzu’nun ardından söylenen o mısra bugün hâlâ kulaklarda aynı kudretle dolaşıyor.
“Kuzu yürür, kuzu yürür,
Önde Önkuzu yürür…”
O kuzular büyüdü.
Devletin kademelerinde görev aldı, milletin omuzlarındaki yükü taşıdı, bayrağın gölgesinde nöbet tuttu.
Biz o yürüyüşün çocuklarıyız.
Ve bilinsin ki;
Bir nesli durdurmak kolaydır,
Ama bir nesli uyandırmak imkânsızdır.
Önkuzu, sadece bir gencin adı değildi.
Bir hareketin vicdanı, bir davanın omurgası, bir milletin haysiyet nöbetiydi.
–♦—♦—♦–
Ölmez Bu Hareket, Ölmez Bu Dava
Bugün ekonomik sarsıntılar, siyasi tartışmalar, krizler, manipülasyonlar olabilir.
Ama bu dava bitmez, bitirilemez.
Çünkü bu dava;
Makamın değil, vatanın davasıdır.
Koltukların değil, imanın davasıdır.
Gösterişin değil, gövdesini taşın altına koyanların davasıdır.
Bu hareketi ancak bu bayrak düşerse bitirebilirsiniz.
Ve o bayrak düşmeyecektir.
Çünkü;
“Ölmedikçe son kuzu ayaktadır.”
Ertuğrul ağabey,
Emanetin bizdedir.
Adın yüreğimizde bir türkü,
Davamızda yön,
Vicdanımızda ateştir.
Dursun adın dursun
Bu milletin duasında,
Bu hareketin omuzlarında,
Bu neslin vicdanında dursun.
Biz yürürüz.
Rahatsızlık verenler olsa da,
Hesap yapanlar çoğalsa da,
Engel olmak isteyenler çıkarsa da,
Bu hareket sizin rahatsızlığınızdan büyük.
–♦—♦—♦–
✍️ Musa Özdemir / 24 Kasım 2025


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)