Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

ÜNİTER DEVLET, MİLLÎ KİMLİK VE KIRMIZI ÇİZGİ…

ÜNİTER DEVLET, MİLLÎ KİMLİK VE KIRMIZI ÇİZGİ…

KÖŞE YAZISI Üniter Devlet, Milli Kimlik ve Kırmızı Çizgi… Musa Özdemir yazdı / 17 Aralık 2025

ANAYASA’NIN 66. MADDESİ ÜZERİNDEN BÜYÜK HESAPLAR…

Türkiye Cumhuriyeti bir “uzlaşı metni” üzerine değil,
bir kurtuluş iradesi üzerine kurulmuştur.

Bu iradenin anayasal karşılığı ise açıktır.
üniter devlet, tek egemenlik, tek vatandaşlık hukuku.

Bugün DEM Parti’nin gündeme taşıdığı
Anayasa’nın 66. maddesinin kaldırılması
ve Kürtçenin resmi anadil statüsüne kavuşturulması talepleri,
masum bir hak arayışı değildir.

Bu talepler, doğrudan doğruya,
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini hedef almaktadır.

66. MADDE; BİR KİMLİK DAYATMASI DEĞİL, BİR VATANDAŞLIK BAĞIDIR

Anayasa’nın 66. maddesi der ki;

Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.

Bu ifade ne etnik köken tarifidir,
ne de kültürel bir üstünlük iddiasıdır.

Bu madde;
Devletin eşit vatandaşlık ilkesidir.
Hukukun tek merkezden işlemesinin teminatıdır.
Ortak aidiyetin çimentosudur.

Bu madde kaldırıldığında ne olur?

Cevap nettir; Vatandaşlık parçalanır,
aidiyet kimliklere bölünür,
devlet müzakere edilen bir yapıya dönüşür.
Bu, üniter devletin sonudur.

RESMİ ANADİL TARTIŞMASI; KÜLTÜREL HAK DEĞİL, SİYASİ MÜHENDİSLİK

Türkiye’de herkes ana dilini konuşabilir,
yaşatabilir, öğrenebilir.

Bu zaten bir realitedir.
Ancak resmi anadil talebi, kültürel değil siyasal bir taleptir.

Çünkü,resmi dil, egemenlik göstergesidir.

Resmi anadil, idari bölünmenin altyapısıdır.

Çok dilli resmiyet, federal yapının ön kapısıdır.

Bugün resmi anadil denir,
yarın yerel parlamento konuşulur,
ertesi gün özerk bütçe istenir.

Bu yolun sonunda üniter yapı kalmaz.

FEDERASYON TARTIŞMASI TESADÜF DEĞİL

Dünyaya bakın.

Irak’ta ne oldu?
“Sadece kültürel haklar” denildi, federasyon kuruldu.

Suriye’de ne oluyor?
“Yerel yönetim” denildi, fiili bölünme yaşanıyor.

Bu coğrafyada bu taleplerin tesadüf olduğunu söylemek,
ya saflıktır ya da bilinçli körlüktür.

Türkiye’nin tapusu Lozan’dır.
Devlet yapısının sigortası üniter sistemdir.

Bu ikisiyle oynamak, ülkenin jeopolitik kilidini sökmektir.

ÇÖZÜM; AYRIŞMA DEĞİL, MİLLÎ DAYANIŞMA

Türkiye’nin ihtiyacı;
Kimlik siyaseti değil
Etnik mühendislik değil
Anayasal pazarlık hiç değil,
Türkiye’nin ihtiyacı millî dayanışmadır.
Bu dayanışma;
Ortak tarih bilinciyle
Ortak hukukla
Ortak kader anlayışıyla mümkündür.

Federatif ya da eyalet temelli senaryolar, bu ülkeye barış değil,
kalıcı istikrarsızlık getirir.

Bu ülke, binlerce yıllık devlet aklının süzgecinden geçerek ayakta kaldı.

Anayasa’nın 66. maddesi, sadece bir hukuk maddesi değil; devletin omurgasıdır.

Omurgayla oynayanlar, bedenin ayakta kalmasını bekleyemez.

Bu nedenle mesele nettir.
Üniter devlet tartışmaya açık değildir.
Vatandaşlık hukuku pazarlık konusu değildir.
Türkiye Cumhuriyeti, deney tahtası değildir.

Ve bu topraklarda, millî dayanışma,
her türlü ayrıştırıcı projeden daha güçlüdür.

✍️ Musa Özdemir / 17 Aralık 2025

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL