

KÖŞE YAZISI ♦ Bu Ülkede Futbolu Bu Hale Kim Getirdi ♦ Musa Özdemir yazdı / 26 Aralık 2025
Dönüp bugüne bakın,
Bu ülkede futbol artık oynanmıyor, yönetiliyor.
Sahada alın teri yok, masada kurgulanmış senaryolar var.
Hakem kararları maçların kaderini değil, algının yönünü tayin ediyor.
Adalet dağıtılmıyor, kamuoyu inşa ediliyor.
Ve Türkiye’de futbol fiilen ikiye ayrılmış durumda,
Fenerbahçe ve diğerleri.
Bu bir rekabet değil.
Bu, adı konulmamış ama herkesin bildiği bir ayrım düzenidir.
–♦—♦—♦–
NEDEN HEP FENERBAHÇE?
Çünkü Fenerbahçe boyun eğmez.
Çünkü Fenerbahçe biat etmez.
Çünkü Fenerbahçe “idare edilebilir”, “yönlendirilebilir” bir kulüp değildir.
Asıl soru basit ama can yakıcıdır.
Aynı ligdeysek neden aynı kurallar herkese aynı şekilde uygulanmıyor?
Neden bir kulüp için “hata” sayılan şey,
Bir diğeri için “olağan akış” ya da “kader” olarak sunuluyor?
İşte adaletsizlik tam da burada başlıyor.
–♦—♦—♦–
FUTBOLUN İÇİ NASIL BOŞALTILDI?
Bugün Türk futbolunun manzarası nettir.
Adalet yok.
Güven yok.
Saygınlık yok.
Uluslararası itibar yok.
Ama ne var?
Kulis var.
Kirli ilişkiler var.
Operasyonlar var.
Çifte standartlar var.
Lig dediğiniz şey eşitlik üzerine kurulur.
Bizde ise lig, itaat edenle etmeyeni ayırmak üzerine inşa edildi.
–♦—♦—♦–
3 TEMMUZ: SADECE FUTBOL DOSYASI MIYDI?
3 Temmuz bir futbol dosyası değildi.
3 Temmuz bir gözdağıydı.
O gün Fenerbahçe üzerinden Türk futboluna açık bir mesaj verildi.
“Haddini bil.”
Ama unuttukları bir şey vardı.
Fenerbahçe haddini tarihten bilir.
O gün teslim olmayanlar,
Bugün hâlâ bedel ödüyor.
Çünkü mesele kupa değildi.
Mesele puan değildi.
Mesele diz çöktürmekti.
Şimdi asıl kritik yere gelelim.
Bu ülkede bir dönem,
Bazı savcılar “efsane” diye sunuldu.
Manşetlere taşındı, alkışlandı, kutsandı.
Sonra ne oldu?
Bir dönemin kudretli ismi Zekeriya Öz,
Bugün hangi sayfada duruyor, hepimiz biliyoruz.
O gün alkışlayanlar, bugün suskun.
Bugün başka isimler konuşuluyor.
Bugün başka savcılar “güç” olarak pazarlanıyor.
Ama unutulan bir gerçek var.
Savcılar geçer.
Dosyalar kapanır.
Algılar dağılır.
Ama tarih kalır.
Bugün alkışlanan kararlar,
Yarın “nasıl oldu da?” sorusuyla anılabilir.
Bugün güçlü görünenler için de tarih, notunu mutlaka düşer.
Ve evet;
Futbol bu kadar kirliyse,
Yargı bu kadar tartışılıyorsa,
Bu sadece kulüplerin değil;
sistemin ortak sorumluluğudur.
Fenerbahçe sıradan bir kulüp değildir.
Bir şirket hiç değildir.
İşgal altındaki İstanbul’da kapısından girilen,
Milli Mücadele ruhunun şehir içindeki nadir merkezlerinden söz ediyoruz.
Bu yüzden bu camiaya baskı bitmez.
Bu yüzden bu camia hep “fazla” görülür.
Bu yüzden her dönem hedef haline getirilir.
Fenerbahçe Son Kale;
Son kale;
Teslim olmayan demektir.
Boyun eğmeyen demektir.
Algıyla, baskıyla, operasyonla hizaya sokulamayan demektir.
Fenerbahçe tam olarak budur.
Bu yüzden hedef olur.
Bu yüzden yalnız bırakılır.
Bu yüzden her dönemin “dokunulması serbest” alanı ilan edilir.
–♦—♦—♦–
MESELE BİR İSİM DEĞİL, BİR KİMLİKTİR
Bugün gündeme getirilen konu bir şahıs değildir.
Bunu bilerek çarpıtanlar var.
Mesele;
Fenerbahçe’nin kurumsal duruşudur.
Teslim alınamayan kimliğidir.
Susturulamayan hafızasıdır.
Soruyorum:
Neden hep Fenerbahçe?
Neden başka kulüpler değil?
Neden aynı yöntemler, aynı refleksler, aynı senaryolar?
Çünkü Fenerbahçe sıradan bir spor kulübü değildir.
Türkiye’de futbol bugün ikiye ayrılmıştır:
Fenerbahçe ve diğerleri.
Ve herkes şunu bilmelidir.
Son kale yıkılmadan bu düzeni istedikleri gibi kuramayacaklar.
Fenerbahçe düşmez.
Fenerbahçe teslim olmaz.
Fenerbahçe sadece maç kazanmaz;
Hafıza taşır, direnç üretir.
Ve hafıza…
Günü geldiğinde mutlaka konuşur.
Bugün “güç gösterisi” sanılan hamleler,
Yarın “tarihi hatalar” başlığıyla anılacaktır.
Zamanında alkışlananlar nasıl bugün utanç sayfalarındaysa,
Bugünün kararları da yarının vicdan terazisinde tartılacaktır.
O yüzden Fenerbahçe; Sadece
Bir spor kulübü değil,
Bir direniş geleneğidir.
-♦—♦—♦-
✍️ Musa Özdemir / 26 Aralık 2025


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)