

İstanbul Galata Köprüsü’nde “Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz” etkinliği gerçekleştirildi
İstanbul’da “Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz” etkinliği çerçevesinde Sultanahmet, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, Fatih Cami, Eminönü Yeni Cami, Taksim Cami gibi noktalarda sabah namazı öncesi vatandaşlar araya geldi. Soğuk havaya rağmen katılımın yoğun olduğu, geniş güvenlik önlemlerinin alındığı Sultanahmet Meydanı’nda katılımcılara sıcak ikramlarda bulunuldu.

Yürüyüşe, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Başkanı İbrahim Beşinci ve çok sayıda vatandaş katıldı. Filistin’e destek için camilerin önündeki alanda toplanan vatandaşların ellerinde Türk ve Filistin bayrakları ile Galata Köprüsüne yürümeye başladı.

Bilal Erdoğan: “Biz sinmeyeceğiz, susmayacağız, Filistin’i unutmayacağız” İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, Galata Köprüsü’nde düzenlenen Filistin’e destek eyleminde yaptığı konuşmada, “Gazze’de yaşanan bir halkın kadınlarıyla çocuklarıyla yaşlılarıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır. Biz sinmeyeceğiz, susmayacağız, Filistin’i unutmayacağız. Unutturmayacağız. Gazze, Kudüs, Mescid-i Aksa özgür olana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Milletçe bireysel olarak mücadelemizi boykotla sürdürmek zorundayız” dedi.

İnsanlık İttifakı ve Milli İrade Platformu tarafından “Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz” sloganıyla Galata Köprüsü’nde tarihi bir buluşma gerçekleştirildi. Yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen Filistin’e destek yürüyüşüne binlerce vatandaş katıldı. Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nde kılınan sabah namazının ardından oluşan insan seli Galata Köprüsü’ne yürüdü. Vatandaşlar ellerindeki Türk ve Filistin bayrakları ve boyunlarına bağladıkları kefiyelerle geniş güvenlik önleminin alındığı köprüye geldi.

“Gazze’de yaşanan bir halkın bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır” Programda bir konuşma yapan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, “Şehitlerimize rahmet Filistin’e destek için bugün Galata Köprüsü’nü dolduran yüzbinler gününüz aydın olsun. Yeni yılımız milletimize bütün Müslümanlara, Filistin’e huzur getirsin. Bugün burada yine yeni yılın ilk sabahında Gazze’de ve Filistin’de yaşananların yalnızca insani bir dram olmadığını, aynı zamanda küresel düzenin temellerinin sarsıldığını, ahlaki iddia taşıyan tüm uluslararası kurumların iflas ettiğini gösteren bir kırılma hattı olduğunu haykırmak için toplandık. Gazze’de yaşanan asla bir savaş değildir. Gazze’de yaşanan iki ordunun bir araya geldiği bir çatışma değildir.

Gazze’de yaşanan sadece bir güvenlik meselesi değildir. Gazze’de yaşanan bir halkın kadınlarıyla çocuklarıyla yaşlılarıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır. Bu soykırım yalnızca on binlerce ton bombayla yapılmıyor. Bu soykırım açlıkla, susuzlukla, soğukla, insani yardımların engellenmesiyle yapılıyor. Bugün Filistin’de ağır kış şartlarında, derme çatma çadırların içinde her türlü imkandan yoksun insanlar var. Ve bu insanlara ulaşabilecek yardımı bilerek, isteyerek ve hatta zevk alarak engelleyen zalim bir düzen var. Bu kadar alçalmayı mümkün kılan bir zihniyetin başındaki Netanyahu eşkiyasını Rabbimiz Kahhar ismi Şerifiyle Kahr-u perişan eylesin.

Savaşın dahi bir hukuku vardır. Bırakın Gazze’de bu hukukun ihlal edilmesini bu hukuk yok sayılmıştır. Cenevre sözleşmeleri, Batı’nın kendi sözleşmeleri açık ve nettir. Sivillerin hedef alınması, orantısız güç kullanılması, yaşam haklarının yok edilmesi açık savaş suçudur. Bu suçlar süreklidir, merkezi kararla yönetilmektedir. Hem de İsrail vatandaşlarının güçlü desteğiyle yönetilmektedir. Bunlar devlet gücüyle icra edilen modern bir yok etme siyasetidir. Çünkü Filistinli maalesef İsrail için insan sayılmıyor. Dünyanın Rusya-Ukrayna savaşı başladığı andan itibaren takındığı tavırları bir düşünün. Bir yanda askeri, ekonomik, politik ambargolar; diğer tarafta uluslararası spor müsabakalarından, şarkı yarışmalarından menedilmiş bir Rusya var. Dostoyevski’nin bile yasaklandığı bir dünya. Diğer yanda 21. yüzyılın Hitler’i Netanyahu ile sarmaş dolaş bir dünya. İşte Batı medeniyetinin geldiği, düştüğü nokta. Bizim meselemiz tıpkı Nazizm gibi insanı değersizleştiren üstünlük iddiasıyla başkalarını yok sayan siyonist ideolojiyledir. Bugün bütün dünya şunu görmek zorundadır. İnsanların kimlikleri üzerinden kolektif suçlu ilan edilmesi, sivil nüfusun topyekun cezalandırılması yaşam alanlarının yok edilmesi, açlığın ve korkunun bir silah gibi kullanılması. Bütün bunlar insanlık tarihinin çok karanlık bir dönemini hatırlatmaktadır. Siyonizm bugün İsrail Nazizmi olarak kendini göstermektedir ve insanlık bu İsrail Nazizmi ideolojisiyle yüzleşmek zorundadır. Elbette İsrail bunun altında ezilecektir” dedi.


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)