SAF SANDIKLARINIZ ve UNUTTUĞUNUZ VEFA

SAF SANDIKLARINIZ ve UNUTTUĞUNUZ VEFA

KÖŞE YAZISI Saf Sandıklarınız ve Unuttuğunuz Vefa Musa Özdemir yazdı / 06 Ocak 2026

Dürüstlüğün, haklılığın ve doğruluğun bu ülkede ağır bir bedeli vardır.
Çünkü bu düzen doğruyu sevmez; doğruyu rahatsız edici bulur.
Haklı olan susturulmak istenir, konuşan itibarsızlaştırılır.
Direnenler ise kolayca “saf” etiketiyle kenara itilir.

Bu bir tesadüf değildir.
Bu, planlı ve bilinçli bir savunma refleksidir.
Özellikle iş para, paylaşım ve miras meselesine geldiğinde insanların gerçek yüzü bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar.

Bazı ailelerde sevgi, saygı ve bağ sandığınız şeylerin aslında ne kadar kırılgan olduğunu o an anlarsınız.
Para masaya konduğunda, ahlak ilk terk edilendir.
Bu tipler için anne-baba bir değer değil, aşılması gereken bir engeldir.
Kardeşlik geçici bir ayrıntıdır.
Vicdan ise masaya hiç oturmaz.

Miras gündeme geldiğinde ahlak askıya alınır.
Anne-babanın aklı sorgulatılır.
“Sağlıklı karar veremiyorlar” denir.
Yalancı şahitler bulunur, raporlar ayarlanır, mahkemelerde ehliyetsizlik iddiaları dolaşıma sokulur.
Vasiyetnameler hedef alınır.
Ama mesele miras değildir.
Mesele daha fazlasını almak ve bunu yaparken hiçbir sınır tanımamaktır.
Bir de başka bir tablo vardır.

Bir insan düşünün,
Geldiği yeri unutuyor.
Bu hikâyede hiçbir emeği olmayan insanları baş tacı yapıyor.
Gel gör ki gece gündüz kendisi için çalışanları bir bir soyutluyor, yalnızlaştırıyor, kenara itiyor.

Baktığınızda, tanıdığınızda
“Bu adam bunları yapmaz” dersiniz.
Ama dışarıdan kulağına fısıldayanların, zehir akıtanların ne kadar etkili olduğunu görmemek de mümkün değildir.

Dün ağza alınmayacak sözler söyleyenler bugün baş tacıysa,
dün sahada gecesini gündüzüne katanlar sessizce dışarı itiliyorsa,
orada artık durmanın bir anlamı kalmamıştır.
Çünkü mesele şahıs değildir;
mesele vefadır.
Bizi saf sanıyorlar.
Çünkü susmayı seçtiğimiz anlar oldu.
Beklemeyi tercih ettik.
Sabrı aceleye üstün tuttuk.

Ama bilmezler ki ben vefaya çok önem veririm.
Vefa;
makamdan büyüktür.
Paradan kıymetlidir.
Geçici alkışlardan, geçici yakınlıklardan üstündür.
Biz susarken unutmuyoruz.
Beklerken vazgeçmiyoruz.
Geri dururken kayda alıyoruz.

“Durmak ve beklemek” bazen en sert duruştur.
Çünkü zaman; yalancı şahitlerden daha güvenilir, raporlardan daha dürüst, mahkeme salonlarından daha adildir.
Zaman geldiğinde yalanlar birbirine çarpar,
gerçek tek başına ayakta kalır.

Siz makamların ve paranın açtığı alanda kendinize uygun bir hayat kurmaya devam edebilirsiniz.
Buna da “akıllılık” ve “başarı” diyebilirsiniz.
Ama şunu unutmayın:
Bu hayatta her şey makam değildir.

Bizimle güçlenip sonra gücünü bize yöneltenler,
Gözümüzle gördüğümüzü, kulağımızla duyduğumuzu inkâr edenler,
En küçük emeğini bile büyüttüğümüz hâlde nankörlüğü karakter hâline getirenler…
Şunu iyi bilinsin ki;

Hesabı olmayan insanı hafife almayın.
Çünkü o, doğruyu söylerken kazanç hesabı yapmaz.

Gerçeği savunurken koltuğunu, çevresini, menfaatini düşünmez.
Bu yüzden “saf” sanılır.
Ama saf değiliz.
Biz sadece vefayı unutmayanlarız.
Yüzümüze başka, arkamızdan başka olanlar
eninde sonunda kendi aynalarında yakalanır.
Ve o aynada
ne makam kalır,
ne fısıltılar,
ne de unutuldu sanılan vefa…

✍️ Musa Özdemir / 06 Ocak 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL