UTANMA GİDİNCE…

UTANMA GİDİNCE…

KÖŞE YAZISI Utanma Gidince… / 19 Ocak 2026

Bize ne oldu biliyor musunuz?
Biz utanmayı unuttuk.
Çünkü eskiden utanırdık.
Eskiden bir yanlış yapınca başı öne eğilirdi insanın.
Bir söz kırınca dili tutulurdu.
Bir ayıp görünce göz kaçırılırdı.
Şimdi ise her şeyin adı değişti.
Yalan hikâye oldu.
Ayıp özgürlük diye pazarlandı.
Mahrem içerik diye servis edildi.
Saygısızlık doğallık sayıldı.
Haksızlık kurnazlık diye övüldü.
Sadakatsizlik normal denilerek geçiştirildi.

Cehalet ise öz güven diye alkışlandı.
Ve en acısı şu;
Utanma duygusu kaybolmadı.
Onu taşıyacak karakter azaldı.
Peki utanma duygusu gidince ne olur?
İlk önce sınır gider.
Sınır gidince utanma kalkar.
Utanma kalkınca her şey mübah sanılır.
İnsanın içinde bir dur çizgisi vardır.

O çizgi kayboldu mu;
ne dilin freni kalır,
ne gözün edebi,
ne kalbin vicdanı,
Utanma gidince yalnızca bir duygu eksilmez;
bir toplumun çimentosu çatlar.
Ailede utanma kaybolunca,
Saygı yerini hadsizliğe bırakır.
Edep yerini gösterişe teslim eder.

Terbiye yerini kaba cesarete devreder.
Artık büyük küçüğü değil,
sesini yükselten kazanır.
Haklı olan değil,
bağıran güçlü sayılır.
Mahrem olan, korunacak değer olmaktan çıkar;
pazarlık konusu olur.
Ev bir sığınak olmaktan çıkar,
vitrine dönüşür.
İnsan ailesini, yuvasını, mahremiyetini;
sükûnetle yaşamak yerine sergilemeye başlar.
Çünkü utanma gidince “gizli” kalması gereken şeyler bile sahne ister.

Toplumda utanma kaybolunca,
Huzur kaybolur.
Güven kaybolur.
Şefkat kaybolur.
Komşuluk kaybolur.
Arkadaşlık kaybolur.
Merhamet kaybolur.
Çünkü utanma, insanın içinde sadece bir çekinme değil;
aynı zamanda insanı insan yapan iç denetimdir.
O iç denetim gidince,
kanunlar artar,
cezalar artar,
tartışmalar artar,
ama insanlık azalır.

Bugün herkes özgürlük diyor.
Evet, özgürlük kıymetlidir.
Ama özgürlük;
başkasının hayatına, onuruna, mahremine, emeğine basmak değildir.

Özgürlük;
sınır tanımamak değildir.
Çünkü özgürlük, edepsizlikle karıştığında adı özgürlük olmaz;
adı çürüme olur.

Bize ne oldu biliyor musunuz?
Biz utanmayı kaybetmedik belki,
Ama utanmayı taşıyacak omuzları zayıflattık.
Şimdi yeniden hatırlamamız gereken şey şudur.

Utanma duygusu, insanın üstündeki yük değil;
insanı ayakta tutan ahlâk direğidir.

Direk yıkılırsa,
çatı çöker,
Ve çatı çökerse,
altında hepimiz kalırız.

✍️ Musa Özdemir / 19 Ocak 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL