

KÖŞE YAZISI ♦ “Malın İçindeki Hak” / 02 Şubat 2026
“Sıkışmış birini görür de, onun sıkıntısını giderecek kudrette sende varsa, bil ki senin malında, onun hakkı vardır.” İbnü’l Arabî
Bazı sözler vardır; kanunlardan daha ağır, mahkeme kararlarından daha bağlayıcıdır.
Vicdanın tam ortasına iner, insanın malıyla değil, insanlığıyla hesaplaşmasını ister.
İbnü’l Arabî’nin bu sözü, sadece bir ahlak öğüdü değildir. Bu söz, bir medeniyet tarifidir.
Bugün yardım etmek diye konuştuğumuz şey, aslında kadim irfanımızda yardım değil, iadedir.
Çünkü o mal, o imkân, o güç; sadece senin değildir.
İçinde başkasının payı, başkasının duası, başkasının alın teri, başkasının nasibi vardır.
–♦—♦—♦–
Ve biz bunu unuttuk.
Artık yardımı lütuf zannediyoruz.
Oysa lütuf değil, borçtur.
–♦—♦—♦–
Birinin evinde tencere kaynamıyorsa ve senin sofran taşıyorsa, mesele cömertlik değildir.
Mesele, gecikmiş bir hakkın teslimidir.
Bir genç okul harcını denkleştiremiyorsa ve sen imkân içinde yaşıyorsan, mesele iyilik değildir.
Mesele, hakkın sahibini bulmasıdır.
–♦—♦—♦–
Çünkü bu toprakların mayasında vakıf vardır.
Çünkü bu medeniyetin ruhunda zekât vardır.
Çünkü bu inancın özünde paylaşmak değil, payı teslim etmek vardır.
–♦—♦—♦–
Bugün modern dünyanın en büyük hastalığı bakarsak,
İnsan, sahip olduklarını kendi başarısı zanneder oldu.
Oysa hiçbir kazanç, sadece bireyin değildir.
O kazançta toplumun payı, yolun payı, öğretmenin payı, işçinin payı, hatta hiç tanımadığın insanların emeği vardır.
Bu yüzden mal, birikim değildir sadece.
Mal, emanettir.
Ve emanet, sahibine ulaştırılmadığında insanı zengin değil, ağır yapar.
–♦—♦—♦–
Dikkat edin; gerçekten huzurlu insanlar, paylaşan insanlardır. Çünkü yük hafiflemiştir.
Malın içindeki hak yerine ulaşmıştır.
Paylaşmayan ise hep tedirgindir.
Çünkü içten içe bilir.
Elindeki fazlalık, başkasının eksikliğidir.
–♦—♦—♦–
İbnü’l Arabî’nin sözü tam da burada insanı yakalar
Sıkışmış birini gördüğünde, eğer yardım edebilecek durumdaysan ve etmiyorsan, aslında sen bir iyilikten kaçmıyorsun,
Bir hakkı geciktiriyorsun.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, yardım kampanyaları değil; bu bakışı yeniden kazanmaktır. İnsanların “yardım ettim” gururundan kurtulup, gecikmiş bir hakkı teslim ettim tevazusuna ulaşmasıdır.
Çünkü gerçek zenginlik, kasada duranla değil; elden çıkanla ölçülür.
–♦—♦—♦–
Ve belki de ahirette bize sorulacak sorular.
Ne kadar kazandın? değil,
Sana emanet edilenden ne kadarını sahibine ulaştırdın?
İbnü’l Arabî asırlar öncesinden bugüne bakıyor ve şunu söylüyor.
Mal senin değil, imtihanın.
Ve o imtihanda, başkasının hakkı, senin vicdanında bekliyor.
–♦—♦—♦–
✍️ Musa Özdemir / 02 Şubat 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)