Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

ÇOCUKLUĞUNU DOYA DOYA YAŞAMAMIŞ BİR İNSAN MUTLU OLABİLİR Mİ?

ÇOCUKLUĞUNU DOYA DOYA YAŞAMAMIŞ BİR İNSAN MUTLU OLABİLİR Mİ?

KÖŞE YAZISI Çocukluğunu Doya Doya Yaşamamış Bir İnsan Mutlu Olabilir mi? / 19 Şubat 2026

İnsan hayatının en saf, en duru dönemi çocukluktur.

O dönem Ne hesap vardır Ne hırs
Ne unvan Ne makam Sadece oyun, sadece hayal, sadece umut vardır.

Ama herkes o şansı bulamaz.

Bazı çocuklar, çocuk olamadan büyür.
Omuzlarına okul çantası yerine hayatın yükü asılır.
Masal dinlemesi gereken yaşta, susmayı öğrenir.
Oyun kurması gereken çağda, geçim derdini tanır.

Ve işte tam burada bir kırılma başlar.

Çocukluğunu doya doya yaşamamış bir insanın mutlu olması gerçekten zordur. Çünkü çocukluk; ruhun temelidir. O temelde eksik kalan her sevgi, her güven, her oyun; ilerleyen yıllarda bir boşluk olarak karşımıza çıkar.

Sevgiyle büyümeyen kalp, sevgiyi tanımakta zorlanır.
Güven duymayan ruh, herkese mesafeli olur.
Sürekli mücadeleyle büyüyen çocuk, hayatı bir savaş alanı sanır.

Sonra yıllar geçer
Takvimler değişir
İnsan büyür ama içindeki o eksik çocuk büyümez.

En küçük hayal kırıklığında kırılganlaşır.
En ufak eleştiride savunmaya geçer.
En sıradan yalnızlıkta derin bir boşluğa düşer.

Çünkü mesele yaş değil; mesele içimizdeki çocuğun yarasıdır.

Toplum olarak sıkça söylediğimiz bir söz var.
“Büyüsün de adam olsun.”

Oysa mesele sadece büyümek değildir.
Mesele, sağlıklı büyüyebilmektir.
Mesele, sevildiğini hissederek büyümektir.
Mesele, çocukluğunu yaşayarak olgunlaşmaktır.

Mutluluk; büyük evler, yüksek maaşlar, kalabalık sofralar değildir. Mutluluk; insanın içindeki çocuğun huzurla gülümsemesidir. Eğer o çocuk ihmal edilmişse, bastırılmışsa, kırılmışsa; yetişkin beden ne kadar güçlü görünürse görünsün, içinde bir eksiklik taşır.

Evet
Çocukluğunu doya doya yaşamamış bir insanın mutlu olması zordur.

Ama imkânsız değildir.

İnsan, her yaşta kendini yeniden inşa edebilir.
İçindeki çocuğun elini tutabilir.
Geçmişin eksik bıraktığını bugün şefkatle tamamlayabilir.

Belki de gerçek olgunluk; güçlü görünmek değil, içimizdeki yaralı çocuğu kabul edebilmektir.

Çünkü bir toplumun geleceği, çocuklarının bugünüyle şekillenir.
Çocukların gülüşü eksikse, yarınlarımız da eksik kalır.

Unutmamak gerekir ki;
Mutlu bireyler, sağlıklı çocukluklardan çıkar.

Ve insanın en büyük serveti,
Doya doya yaşanmış bir çocukluktur.

Musa Özdemir / 19 Şubat 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL