Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

ÇOĞUNLUK DEĞİL, VİCDAN KONUŞUR…

ÇOĞUNLUK DEĞİL, VİCDAN KONUŞUR…

KÖŞE YAZISI Çoğunluk Değil, Vicdan Konuşur… / 24 Şubat 2026

Kerbela’dan Bugüne Uzanan Bir Vicdan Muhasebesi

Kalabalıkların sesi her zaman güçlüdür.
Meydanları dolduran kalabalıklar, aynı cümleyi tekrar eden yüzlerce insan, aynı düşünceyi savunan binlerce ses,
Çoğunluk insana güven verir. Demek ki doğru bu dedirtir.
Çünkü insan, yalnız kalmaktan çekinir.

Çoğunluğun içinde olmak, çoğu zaman güvenli görünür.
Ama hakikat güvenli olan yerde değildir her zaman.
Hakikat çoğu zaman zor olan taraftadır.

Tarih bunun en sarsıcı örneklerinden birini Kerbela’da yazdı.
Bir tarafta dönemin siyasi gücünü temsil eden, binlerce askeriyle hareket eden Ubeydullah bin Ziyad’ın ordusu,Diğer tarafta ise sayıları sadece yetmiş iki kişiyi bulan ama inançları, dirayetleri ve adalet anlayışları çağları aşan Hüseyin bin Ali ve yârenleri.
Sayı ortadaydı.
Güç ortadaydı.
İktidar ortadaydı.
Fakat hakikat çoğunluğun yanında değildi.

Kerbela’da mesele bir savaş değildi sadece.
Mesele, zulme rıza gösterip göstermemekti.
Mesele, haksızlığa boyun eğmek ya da eğmemekti. İmam Hüseyin, sayının azlığını biliyordu. Karşısındaki gücün büyüklüğünü de biliyordu. Ama vicdanının sesini susturmadı.
Güce teslim olmadı. Çoğunluğa yaslanmadı.

Bugün aradan asırlar geçti. O günün kalabalıkları tarihin tozlu sayfalarında silikleşti. Gücüne güvenenler unutuldu. Ama Kerbela dendiğinde hâlâ ilk akla gelen isim İmam Hüseyin’dir. Çünkü tarih çoğunluğu değil, duruşu yazar.

Bu sadece dini ya da tarihi bir mesele değildir; bu, insanlık meselesidir. Dün Kerbela’da yaşanan imtihan, bugün farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Çoğunluğun alkışı ile vicdanın sesi arasında bir tercih yapmak zorunda kalıyoruz. Güvenli olanla doğru olan arasında bir seçim yapıyoruz.
Çoğunluk her zaman adil değildir.
Çoğunluk her zaman haklı değildir.
Çoğunluk çoğu zaman gücün yanında durur.
Vicdan ise güce bakmaz.
Vicdan, doğruya bakar.
Bir yanlış, milyonlar tarafından savunulsa da yanlış olmaktan çıkmaz.
Bir doğru, birkaç kişiyle savunulsa da değerini kaybetmez. Çünkü hakikat, sayıya göre şekil almaz; karaktere göre anlam kazanır.

Bugün toplumların en büyük imtihanı da budur. Çoğunluğun rüzgârına kapılmak mı, yoksa vicdanın pusulasına bakmak mı? Alkışın cazibesine kapılmak mı, yoksa gerektiğinde yalnız kalmayı göze almak mı?

Asıl cesaret, kalabalığa rağmen doğruyu söyleyebilmektir.

Asıl onur, bedel ödemeyi göze alabilmektir.
Asıl özgürlük, insanın kendi iç sesiyle barışık yaşayabilmesidir.
Kalabalıklar dağılır. İktidarlar değişir. Güç el değiştirir.
Ama vicdanla verilen mücadele, asırlar sonra bile konuşulur.

Kerbela bize şunu öğretir.
Çoğunluk güçlü olabilir ama haklı olmak için yeterli değildir.

Vicdan yalnız kalabilir ama tarihe yön verebilir.
Ve insan, vicdanını susturmadığı sürece gerçekten özgürdür.

Musa Özdemir / 24 Şubat 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL