

KÖŞE YAZISI ♦ Mazlumu Dinlemeyen Devlet, Hakikati Kaybeder / 05 Mart 2026
Devlet yönetmek yalnızca makam sahibi olmak değildir. Devlet yönetmek, milletin derdini omuzlamaktır.
Eğer o yük taşınmıyorsa, o makamın ihtişamı da bir anlam ifade etmez. Çünkü tarih bize açık bir gerçeği defalarca göstermiştir.
Halktan kopan iktidar, hakikatten de kopar.
Büyük Selçuklu Devleti’nin kudretli veziri Nizamülmülk, bundan yaklaşık bin yıl önce Siyasetname’de yöneticilere şu açık ve sarsıcı öğüdü verir.
“Padişah her gün bir saatini mazlumların sözünü dinlemeye ayırmalı, aralarında hiçbir aracı bulundurmaksızın bizzat onlarla görüşmelidir.”
Bu söz bir temenni değildir.
Bir tavsiye de değildir.
Bu söz devlet aklının emridir.
Çünkü Nizamülmülk çok iyi biliyordu ki yöneticinin halkla arasına duvar girdiği gün, devletin çürümesi başlar.
Mazlumun sesi kapılardan içeri girmiyorsa, o sarayda hakikat de barınamaz.
Devletin en büyük felaketi düşman orduları değildir. Devletin en büyük felaketi, gerçeklerden kopmuş yöneticilerdir.
Etrafını alkışçılarla dolduran, menfaat sahiplerinin fısıltılarıyla karar veren, halkın feryadını duymayan bir yönetim; aslında kendi sonunu hazırlamaya başlamıştır.
Çünkü hakikat kapıdan kovulduğunda, yerini yalan alır.
Adalet susturulduğunda, yerini zulüm doldurur.
İşte o zaman sarayların duvarları yükselir ama devletin temeli zayıflar.
Selçuklu’da da Osmanlı’da da yöneticiler zaman zaman halkın karşısına çıkar, mazlumun sözünü doğrudan dinlerdi. Çünkü devletin gücünün yalnız ordudan değil, adaletten geldiğini bilirlerdi.
Adalet ise raporlarla kurulmaz.
Adalet danışman masalarında doğmaz.
Adalet, mazlumun gözünün içine bakabilen yöneticilerin iradesiyle doğar.
Bugün birçok yönetim biçimi modernlikten, stratejiden, iletişimden söz ediyor. Ama bütün bu gösterişli kavramların arkasında çoğu zaman basit bir gerçek unutuluyor.
Halkın derdini dinlemeyen yönetim, milletin gerçeğini bilmez.
Dosyalarda yazanla hayatın içinde yaşanan aynı şey değildir.
Bir esnafın kapattığı dükkân,
Bir çiftçinin kuruyan toprağı,
Bir gencin umutsuzluğu,
Bunları raporlar değil, vicdan duyar.
Eğer yöneticinin kulağı halka kapalıysa, o kulak yalnızca çıkar sahiplerinin fısıltılarını duyar.
Ve tarih şunu defalarca ispatlamıştır.
Mazlumun sesi duyulmadığında, o ses bir gün isyan gibi yankılanır.
O gün geldiğinde ne makam kalır, ne güç, ne de o yüksek duvarlar.
Çünkü devletin gerçek temeli taş değildir.
Adalet sustuğu gün, devlet de susturulmuş olur.
Bin yıl önce Nizamülmülk’ün söylediği söz bugün hâlâ yönetenlere bir uyarı olarak duruyor.
Mazlumun kapısını kapatan devlet,
aslında kendi kapısını kapatmış olur.
Ve o kapı kapandığında,
tarih içeriye merhametle değil, hesap sormak için girer.
–♦—♦—♦–
Musa Özdemir / 05 Mart 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)