KİRLİ CAMDAN BAKANLAR…

KİRLİ CAMDAN BAKANLAR…

KÖŞE YAZISI Kirli Camdan Bakanlar… / 06 Mart 2026

Bir medeniyetin gerçek büyüklüğü, kurduğu şehirlerle değil; yetiştirdiği insanlarla ölçülür. Çünkü bir toplumun karakteri, onun ilme, emeğe ve insana verdiği değerde saklıdır.

Asırlar önce Hz. Ali’nin söylediği o meşhur söz, aslında bir ahlâk ve medeniyet ölçüsüdür.

“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.”

Bu söz; bilginin, emeğin ve öğretmenin karşısında duyulan saygının zirvesidir. İnsanı insan yapan erdemlerden biri olan vefanın, en yalın ama en güçlü ifadesidir.

Ne var ki bugün bazı insanların tavırlarına bakıldığında, bu yüksek ahlâk ölçüsünden ne kadar uzaklaşıldığını görmek zor değildir.

Öyle ki bazı karakterler, kendisine yol göstereni baş tacı etmek yerine ona düşmanlık etmeyi tercih eder hâle gelmiştir.
Sanki Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen bir medeniyetin çocukları değil de, Bana bir harf öğretenin katili olurum” diyen bir zihniyetin temsilcileri gibi davranmaktadırlar.

Bu sadece bir vefa sorunu değildir.
Bu, aynı zamanda bir karakter meselesidir.

Hayatın en zor imtihanlarından biri insanla sınanmaktır.

Bu yüzden insanın her sabah kendine şu gerçeği hatırlatması gerekir.

“Bugün bencillikle, kıskançlıkla ve cehaletle karşılaşacaksın.”

Çünkü insanoğlu çoğu zaman sınanmadığı şeyin bülbülüdür;
sınandığı yerde ise dilsizleşir.

Dürüstlükten söz etmek kolaydır.
Adaletten bahsetmek kolaydır.
Ahlâk üzerine uzun nutuklar atmak da kolaydır.

Ama mesele menfaatle karşı karşıya gelince, nice maskenin nasıl düştüğünü görmek zor değildir.

Bazı insanlar dünyaya kirli bir camdan bakar.

Sonra da kendisi gibi herkesi kirli zanneder.

Çünkü insan çoğu zaman karşısındakini değil,
kendi içindeki karanlığı görür.

Kalbi kinle dolu olan, herkesi kin sahibi sanır.
Hile yapan, herkesi hilekâr sanır.
Yalanı alışkanlık hâline getiren, doğruluğa bile şüpheyle yaklaşır.

Oysa mesele dünyanın kirlenmesi değil,
bazı bakışların kirlenmiş olmasıdır.

Cam kirliyse, manzara da kirli görünür.

Bir başka gerçek daha vardır.

Haddini aşan insana tevazu gösterilmez. Had bildirilir.

Ama had bildirmek çoğu zaman tartışarak olmaz.

Çünkü bazı insanlarla tartışmak, çamurla güreşmeye benzer.
Sonunda kazansanız bile üzerinize sıçrayan kir kalır.

Bu yüzden bazen verilecek en güçlü cevap mesafe koymaktır.

Çünkü yok sayılmak, birçok insan için en ağır cevaptır.

Böyle zamanlarda insanın sığınacağı en büyük güç sabırdır.

Ne buyurur Müddessir Suresi;

“Rabbin için sabret.”

Sabır, zayıflık değildir.
Sabır; haklı olanın vakarını korumasıdır.

Çünkü hakikat acele etmez.
Ama mutlaka ortaya çıkar.

O yüzden dua edelim…

Allah yürüdüğümüz yolları vefalı insanlara çıkarsın.

Kalbi temiz, niyeti temiz, sözü temiz insanlara,

Çünkü bu çağda en büyük servet ne makamdır ne para.

En büyük servet güvenilir insanlardır.

Ve ne yazık ki bugün dünyada en zor bulunan şey de budur.

Musa Özdemir / 06 Mart 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL