Manşetten Düşenler Yazarlar

İKİ YÜZLÜ DİLLERİN HİKAYESİ

İKİ YÜZLÜ DİLLERİN HİKAYESİ

KÖŞE YAZISI İki Yüzlü Dillerin Hikayesi / 04 Mart 2026

İnsan bazen yüzündeki ifadeyle değil, dilinin kıvrımlarında sakladığı niyetlerle tanınır. Çünkü dil, kalbin içindeki düşüncenin en açık tercümanıdır. Bir insan ne kadar ustaca rol yaparsa yapsın, konuşurken kendini ele verir. Sözler, insanın karakterinin izlerini taşır; üslup ise o karakterin gerçek rengini ortaya çıkarır.

 

Hayatın en yorucu insanları ise iki ayrı dil kullananlardır. Yanınızdayken başka konuşurlar, siz ortamdan ayrıldığınızda bambaşka bir hikâyenin kapısını aralarlar. Yüzünüze bakarken dostluk ve samimiyet cümleleri kuran bazı insanlar, siz yokken adınızı hiç yaşanmamış olayların içine yerleştirir.

Bir bakarsınız ki gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan hikâyeler dolaşmaya başlamış. Olmamış işler olmuş gibi anlatılır, yaşanmamış olaylar yaşanmış gibi pazarlanır. Hayal ile gerçeğin arasındaki çizgi silinmiştir artık. O insanların dünyasında itibar, doğrulukla değil; uydurulan hikâyelerin büyüklüğüyle ölçülür.

Kimi zaman kendilerine paye çıkarmak için, kimi zaman başkasını küçük göstermek için gerçekle ilgisi olmayan senaryolar üretirler. Hayal ve prestij dünyalarında kurdukları o sahte sahnelerde herkesin rolü vardır. Ve ne yazık ki iftirada da sınır tanımazlar.

Çünkü karakterin zayıf olduğu yerde vicdan da zayıftır. İnsan kendine saygısını kaybettiğinde başkalarının itibarına zarar vermekten de çekinmez. Bir ortamda sizi över, başka bir ortamda sizin adınızı kullanarak bambaşka hikâyeler anlatır. Gerçeği değil, işine geleni anlatır.

Karakteri sağlam olan insanın sözü her yerde aynıdır. Ama karakteri eğri olanın dili de eğridir. Rüzgâr nereye eserse sözleri de oraya savrulur. Dün sizinle aynı masada oturan birinin bugün başka bir ortamda sizi hiç tanımıyormuş gibi konuşması işte bu yüzdendir.

İnsanı asıl düşündüren taraf ise şudur.

Bazen bu sözleri söyleyenler, bir zamanlar destek verdiğiniz, önünü açtığınız, iyi niyet gösterdiğiniz insanlar olur.

İnsan en büyük hayal kırıklığını çoğu zaman düşmanından değil, dost sandıklarından yaşar.

Ama hayatın kendine özgü bir adaleti vardır.
Zaman, en büyük hakemdir.

Maskeleri düşüren de odur.
Kimin gerçekten dost, kimin sadece rol yaptığını ortaya çıkaran da odur.

O yüzden insan her duyduğuna cevap vermez, her iftiraya karşı kavga açmaz. Çünkü bazen susmak en güçlü cevaptır. İnsan sadece notunu alır.

Bazı isimleri hayatının merkezinde tutmaya devam eder.
Bazılarının ise üstünü sessizce çizer.

Çünkü insan büyüdükçe şunu öğrenir.

Herkesle yol yürünmez.
Herkese güvenilmez.
Ve herkes aynı sofrada oturmayı hak etmez.

Bazen yapılacak en doğru şey tartışmak değil, mesafe koymaktır.
Hayat defterini açıp bir sayfayı kapatmak,
Bir ismin üzerini çizmek
Ve kendi kendine sakin bir şekilde şu cümleyi söylemektir.

Dünya senin etrafında dönmüyor.
Sensizde nelerin olacağını göreceğiz
İnşallah bu hayatta
Görelim mevlam neylerse güzel eyler.

Musa Özdemir / 04 Mart 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL