

KÖŞE YAZISI ♦ Kıskançlığın Ateşi… / 11 Mart 2026
İnsanın iç dünyasında büyüyen bazı duygular vardır ki sessiz başlar ama zamanla kalbi esir alır.
Dışarıdan bakıldığında küçük bir his gibi görünür; fakat içten içe insanın ruhunu kemirir.
İşte kıskançlık tam da böyle bir duygudur.
Kıskançlık çoğu zaman basit bir çekememezlik gibi anlatılır.
Oysa gerçekte mesele bundan çok daha derindir. Çünkü kıskançlık yalnızca bir insana karşı duyulan rahatsızlık değildir.
Aslında insanın Allah’ın kulları arasında yaptığı taksimata razı olamamasıdır.
Birinin rızkı geniş olur, birinin yolu açılır, birinin nasibi artar,
Bazı insanlar bunu gördüğünde sevinir, bazıları ise içten içe yanar.
İşte kıskançlık o anda başlar.
Kıskanan insan çoğu zaman farkında olmadan şu soruyu sorar?
“Neden o? Neden ben değil?”
Oysa insanın çoğu zaman unuttuğu büyük bir hakikat vardır.
Her nimetin bir hikmeti, her nasibin bir zamanı vardır.
Kıskançlık insanı kendi hayatından koparır. İnsan başkasının hayatına kilitlenir. Başkasının başarısını izlerken kendi yolunu kaybeder.
Başkasının nimetini sayarken kendi nimetlerini unutur.
Ve zamanla kıskançlık bir duygu olmaktan çıkar, insanın karakterini kemiren bir hastalığa dönüşür.
Tarih boyunca nice dostlukların bozulmasının, nice kardeşliklerin parçalanmasının, nice iftiraların ve düşmanlıkların arkasında bu hastalık vardır.
Çünkü kıskançlık, insanın içindeki merhameti öldürür, adaleti zayıflatır, vicdanı susturur.
Ama en acı tarafı da şudur.
Kıskançlık başkasına zarar vermeden önce sahibini yakar.
Bu yüzden büyükler şöyle demiştir.
“Haset eden, başkasının nimetine üzülürken kendi huzurunu yakar.”
Oysa insanın yapması gereken şey çok daha basittir.
Bir başkasının başarısını gördüğünde kin değil ilham duymak,
Bir başkasının nimetine bakarken öfke değil şükür duymak,
Çünkü her insanın kaderi, nasibi ve yolu farklıdır.
Gerçek büyüklük başkasının ışığını söndürmeye çalışmak değildir.
Gerçek büyüklük kendi ışığını yakabilmektir.
Unutmayalım ki,
Kıskançlık kalbi karartan bir ateştir.
Şükür ise kalbi aydınlatan bir nurdur.
Ve insan hangi duyguyu büyütürse, sonunda o duyguya dönüşür.
–♦—♦—♦–
Musa Özdemir / 11 Mart 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)