

KÖŞE YAZISI ¦ MAHZUNİ’Yİ BİLEMEDİN GİTTİ ZEVZEK… / 27 Mart 2026
Bazı sözler vardır, zamana meydan okur, yıllar geçse de anlamını yitirmez.
Aşık Mahzuni Şerif’in dilinden dökülen o sitemkâr ifade de böyledir.
“Mahzuni’yi bilemedin gitti zevzek…”
Bu cümle, yalnızca bir ozanın kırgınlığı değil, hakikati görmeyenlere, sözü anlayamayanlara yöneltilmiş derin bir itirazdır.
Çünkü mesele bir ismi tanımak değil, o ismin temsil ettiği vicdanı, duruşu ve hakikat arayışını kavrayabilmektir.
Ne var ki bugün, bu sözün muhatabı değişmiş olsa da anlamı hâlâ güncelliğini koruyor.
İçinden geçtiğimiz çağ, bilginin çoğaldığı, fakat anlamın giderek azaldığı bir çağdır.
Herkesin konuşabildiği, fakat kimsenin gerçekten dinlemediği bir zaman dilimindeyiz.
Sözün değeri, derinliğinden değil, ne kadar hızlı yayıldığından ölçülür hâle gelmiştir.
Hakikat ise bu gürültünün içinde çoğu zaman kaybolmaktadır.
Bugün insanlar, doğruyu aramak yerine kendi doğrularını üretmeyi tercih ediyor.
İlke ve tutarlılık yerini anlık çıkarlara bırakıyor.
Dün savunulan bir düşünce, bugün kolaylıkla inkâr edilebiliyor. Dün eleştirilen bir tavır, bugün rahatlıkla alkışlanabiliyor.
Bu savrulmanın temelinde ise güçlü bir duruş eksikliği yatıyor.
Oysa bir toplumun asıl gücü, bilgi birikiminden önce karakterinde saklıdır.
Geçmişte yanlış karşısında susmak bir eksiklik sayılırken, bugün doğruyu dile getirmek çoğu zaman “fazlalık” olarak görülüyor.
Hakikati ifade edenler sivri bulunuyor, sessiz kalanlar ise makul kabul ediliyor.
Böyle bir zeminde, adaletin zayıflaması ve değerlerin aşınması kaçınılmaz hâle geliyor.
Çünkü suskunluk, yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal sonuçlar doğuran bir tavırdır.
En tehlikelisi ise yanlışların zamanla normalleşmesidir.
Sürekli tekrar edilen her yanlış, bir süre sonra sorgulanmaz hâle gelir. Böylece hakikat, yerini algıya; samimiyet ise yerini görüntüye bırakır.
Bugün yaşadığımız temel sorun da tam olarak budur.
Bilgi eksikliği değil, samimiyet eksikliği,
İnsanlar artık gerçeği değil, kendilerini rahatlatan söylemleri tercih ediyor.
Bu yüzden hakikati dile getirenler çoğu zaman yalnız kalıyor.
Ancak unutulmamalıdır ki, bir toplumun geleceğini belirleyen şey kalabalıkların sesi değil, doğruyu söyleme cesaretidir.
Tam da bu noktada, mesele yeniden başa dönüyor.
Mahzuni’yi anlamak; bir türküyü dinlemekten ibaret değildir.
Onu anlamak, haksızlık karşısında susmamayı,
yanlışa karşı durabilmeyi,
doğruyu, bedeli ne olursa olsun dile getirebilmeyi gerektirir.
Aksi hâlde, sadece sözleri tekrar ederiz; fakat o sözlerin ruhuna hiçbir zaman ulaşamayız.
Ve o zaman, değişen bir şey olmaz,
Çünkü mesele dün olduğu gibi bugün de aynıdır.
Hakikati görmek değil, hakikate sahip çıkabilmektir.
Eğer bunu başaramıyorsak,
söylenecek söz yine aynıdır.
Mahzuni’yi bilemedin gitti zevzek…
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 27 Mart 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)