

KÖŞE YAZISI ¦ KONUŞAN GEÇMİŞLER, SUSAN GERÇEKLER… / 31 Mart 2026
İnsanlar konuşur,
Yaptıklarını konuşurlar.
Olanları konuşurlar.
Bir zamanlar kim olduğunu anlatırlar;
sanki artık var olmayan bir hatırayı dile getirir gibi,
Ve bunu öyle bir kesinlikle yaparlar ki,
insan sanır ki herkes tertemiz, herkes kusursuz, herkes hatasız bu noktaya gelmiş.
Oysa gerçek çok daha farklıdır.
Hiç kimse bu hayatın bu noktasına tertemiz gelmez.
Herkesin hatırlamak istemediği anları vardır.
Tekrar etmeyeceğine söz verdiği kararları
Sessizce gömdüğü eski halleri,
Hiçbir fotoğrafa sığmayan ama hafızasında iz bırakan hataları,
Ama insan, en çok da başkasının geçmişine bakarken rahatlar.
Çünkü kendi içine bakmak zordur.
Çünkü insan, kendisiyle yüzleşmekten kaçar.
İşte bu yüzden, başkalarını yargılama ihtiyacı çoğu zaman bir üstünlük göstergesi değil,
aksine içte taşınan bir eksikliğin dışa vurumudur.
Ben yeterli değilim,
Ben yanlışım,
Benim içimde bir eksik var,
Bu cümleleri kendine itiraf edemeyen insan,
başkalarının geçmişine tutunur.
Kendi karanlığını örtmek için, başkalarının gölgelerini büyütür.
Oysa gerçek şu ki;
Yargılayanla yargılanan arasındaki fark, geçmiş değildir.
Fark kimin önce konuştuğudur.
Kimin mikrofonu eline aldığıdır.
Kimin kendi hatalarını saklarken, başkalarının hatalarını vitrine koyabildiğidir.
Bu yüzden…
Geçmişini, kendi geçmişini temizlememiş kimseye açıklamak zorunda değilsin.
Çünkü kimse, gerçekten temizlenmiş bir geçmişle gelmedi bu hayata.
Herkesin içinde susturduğu bir hikâye,
gizlediği bir yara,
unutturmak istediği bir iz vardır.
Ama asıl mesele geçmiş değildir.
Asıl mesele, insanın içinde taşıdığı inançtır.
Kendine ne söylediğidir.
Kendini nasıl gördüğüdür.
Çünkü insan, geçmişiyle değil;
o geçmişi nasıl taşıdığıyla şekillenir.
Ve unutmamak gerekir ki;
Kendiyle yüzleşemeyenler,
hep başkalarının hikâyesini anlatır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 31 Mart 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)