

KÖŞE YAZISI ¦ 3 MAYIS HAFIZANIN, ŞUURUN VE DURUŞUN GÜNÜ… / 03 Mayıs 2026
3 Mayıs,
Takvimde sıradan bir gün gibi görünür,oysa bu tarih, Türk milletinin hafızasında derin bir anlam, güçlü bir duruş ve köklü bir şuuru temsil eder.
Bu gün, sadece geçmişi hatırlamak değil; aynı zamanda geleceğe nasıl bakılması gerektiğini hatırlatan bir uyarıdır.
Altaylardan Tuna’ya Tanrı Dağlarından, Ötüken’e Buharadan Semerkanda,
Bu sözler, bir özlemin ifadesi olmanın ötesinde,bir milletin köklerine, hafızasına ve medeniyet yürüyüşüne işaret eder.
Türk’ün tarih sahnesine çıktığı, kimliğini yoğurduğu bu kadim merkezler, bugün hâlâ ortak şuurun en güçlü dayanaklarıdır.
Tarih boyunca ortaya çıkan ideolojiler, her coğrafyada farklı sonuçlar doğurmuştur. Ancak bazı akımlar, özellikle Türk dünyası söz konusu olduğunda, yalnızca bir düşünce sistemi olarak kalmamış, kimlikleri dönüştürmeye, kültürleri zayıflatmaya ve milletleri köksüzleştirmeye yönelik araçlara dönüşmüştür.
Sovyetler Birliği döneminde “sosyalizm” adı altında yürütülen politikalar, Türk toplulukları üzerinde derin izler bırakmış; dil, inanç ve kültürel hafıza üzerinde ciddi tahribatlara yol açmıştır.
Bu süreçte bazı aydınların bu tehlikeyi görememesi ya da farklı etkiler altında kalması, tarihimizin tartışmalı başlıklarından biridir.
Ancak her dönemde olduğu gibi, bu dönemde de bir karşı duruş ortaya çıkmıştır.
Nihal Atsız ve aynı hassasiyeti taşıyan fikir insanları,
Türk milletinin geleceği adına bu akımlara karşı net bir tavır sergilemiş; bu duruş, milli kimliğin ve Türklük şuurunun yeniden canlanmasına vesile olmuştur.
Zamanla görüldü ki, milletleri doğrudan yıkamayan güçler, onları içeriden bölmeyi tercih eder.
Türkiye’de gençliğin Sağ-Sol ayrımı üzerinden karşı karşıya getirilmesi, bunun en acı örneklerinden biri olarak hafızalara kazınmıştır.
On binlerce gencin hayatını kaybettiği, yüz binlercesinin mağdur olduğu bu süreç, dış müdahalelerin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisini açıkça ortaya koymuştur.
Bugün de yöntemler değişmiş, ancak hedefler değişmemiştir.
Dün ideolojilerle gelenler, bugün farklı araçlarla karşımıza çıkmaktadır.
Kültürel yozlaşma, kimlik erozyonu ve bağımlılık tuzakları, Hepsi aynı amaca hizmet eden farklı yüzlerdir.
Bu noktada en büyük rehberimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe hitabesinde ortaya koyduğu bilinçtir.
O hitabe, sadece bir metin değil, bir milletin geleceğine bırakılmış güçlü bir irade ve uyarıdır.
Ben Türküm diyen herkes için bu bilinç, tarihini bilmek, bugününü anlamak ve yarınını sağlam temeller üzerine inşa etmek demektir.
3 Mayıs bu yüzden önemlidir.
Bir gün olmanın ötesinde,
bir hafıza, bir uyanış ve bir duruştur.
Tanrı Dağları’ndan doğup,
tunç dağları eriterek yollar açan,
Kafkasları aşarak Anadolu’yu yurt edinen,
Balkanlar’da, Kafkasya’da,
Musul’da, Kerkük’te, Trablus’ta
ve gönül coğrafyamızın her köşesinde iz bırakan
Yüce Türk Milletine selam olsun!🇹🇷🇹🇷🇹🇷
3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 03 Mayıs 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)