HER ŞEYE RAĞMEN MUTLU OLMAKTIR HAYAT

HER ŞEYE RAĞMEN MUTLU OLMAKTIR HAYAT

KÖŞE YAZISI ¦ HER ŞEYE RAĞMEN MUTLU OLMAKTIR HAYAT / 03 Mayıs 2026

Bahar, bütün zarafetiyle yeryüzüne yeniden dokunmuştu.
Kışın sertliği çekilmiş,doğa, dingin ve umut yüklü bir sabaha uyanmıştı.

Şafak, dağların ardından ağır ağır yükselirken, güneş henüz görünmese de varlığını hissettiriyordu.
O an, sadece bir mevsimin değil, aynı zamanda bir ruh hâlinin de değiştiğini fısıldıyordu insana.

Biz de o sabah erkenden uyanmıştık.
Çünkü sıradan bir güne değil, hatırlanacak bir ana hazırlanıyorduk.

Şehre gidecektik
Ve ben, ilk kez şehri görecektim.
Traktör geceden hazırlanmıştı.
Arkasında, üzeri çadırla örtülmüş bir römork vardı.

Anam, büyüdüğümü söylemişti.
Bu söz, çocuk zihnimde bir sorumluluğun değil, bir itibarın ifadesiydi.
Artık o traktörün direksiyonuna ben geçecektim.
Heyecandan kahvaltı yapamamıştım.
O yaşta insan, büyüdüğünü hissettiği an, açlığa bile meydan okuyabileceğini düşünür.

Ayakkabılarım tertemizdi, anamın emeği vardı üzerinde. Mintanım eski, pantolonum yamalıydı,Ama bunların hiçbirinin bir önemi yoktu. Çünkü insan, kendini değerli hissettiği anda, eksikliklerini değil, sahip olduklarını görür.

Halis amca bizi bekliyordu. Direksiyona geçtiğinde, aslında yalnızca bir aracı değil, hayata dair ilk özgüveni görüyordum.

Yol serindi, köy uykudaydı. Kimse görmemişti bizi. İçimde ise çocukça bir heves vardı. Keşke biri görseydi de bu anın şahidi olsaydı,

Traktör toprak yolda ağır ağır ilerlerken, kuşlar gökyüzünde bize eşlik ediyordu.

Römorkun üzerindeki çadır hafif rüzgârla dalgalanıyor, yolculuğa ayrı bir anlam katıyordu.
Doğa, sanki bu küçük yolculuğu bir bayram gibi karşılıyordu.
Her şey sade, her şey yerli yerindeydi.

Ve belki de en önemlisi; her şey anlamlıydı.
O an mutluluğu düşünmüyordum.

Çünkü insan gerçekten mutlu olduğunda, onu tarif etmez. Sadece yaşar.
Farkına varmadan, sessizce ve derin bir şekilde,

Ben o sabah şunu biliyordum yalnızca;

Daha güzel bir dünya yoktu.
Daha iyi bir baba yoktu.
Daha kıymetli bir anne yoktu.
İşte bizim nesil, bu duygularla büyüdü.

Yokluk içinde ama huzurlu,
Sade ama tatmin olmuş,
Azla yetinmesini bilen ama çokça mutlu olan,
Dünya kaygısı mı?
Bizim için tali bir meseleydi.

Bugün ise bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız.
İmkânlar arttı, beklentiler çoğaldı.

Ancak huzur azaldı, tatmin duygusu zayıfladı.

İnsan, sahip olduklarıyla değil, sahip olamadıklarıyla kendini tanımlar hâle geldi.

Modern çağın en büyük yanılgısı belki de tam olarak burada başlıyor.

Mutluluğu, sürekli ertelenen bir hedefe dönüştürmek,
Oysa mutluluk, ulaşılması gereken bir zirve değil, fark edilmesi gereken bir hâlidir.

Ey bugünün insanı,
Hiç durup kendine sordun mu,
Gerçekten neyin peşindesin?

Belki de cevap sandığımızdan daha sade,
Mutluluk, daha fazlasına sahip olmakta değil;
sahip olduklarının kıymetini bilmektedir.

Hayat, her şeye rağmen mutlu olabilme iradesidir.

¦¦¦

Musa Özdemir / 03 Mayıs 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL