SİYASETİN AHLAKI MI, ALGININ TİCARETİ Mİ?

SİYASETİN AHLAKI MI, ALGININ TİCARETİ Mİ?

KÖŞE YAZISI ¦ SİYASETİN AHLAKI MI, ALGININ TİCARETİ Mİ? / 05 Mayıs 2026

Siyaset, aklın, vizyonun ve topluma hizmet iddiasının yarıştığı bir zemin olmalıdır.

Ancak son yıllarda giderek daha görünür hâle gelen bir gerçek var.

Siyasi mücadele, proje ve hizmet üzerinden değil, servis edilen görüntüler, dolaşıma sokulan içerikler ve algı operasyonları üzerinden yürütülmeye çalışılıyor.

Son olarak Muhittin Böcek ve ailesine ait olduğu iddia edilen görüntülerin gündeme taşınması, bu anlayışın yeni bir tezahürü olarak karşımızda duruyor.

Burada temel bir ayrım yapmak gerekiyor.

Bir siyasetçinin icraatlarını eleştirmek, kararlarını sorgulamak ve kamu adına hesap sormak demokratik bir haktır.

Ancak özel hayatı hedef alan, aile mahremiyetini ihlal eden ve itibarı bu yolla zedelemeye çalışan girişimler; siyasetin değil, zafiyetin göstergesidir.

Kısa vadede bu tür içeriklerin ilgi çektiği, izleyici topladığı ve gündem oluşturduğu inkâr edilemez.

Fakat mesele sadece bugün değildir.
Esas olan, bu yöntemlerin yarın nasıl bir karşılık bulacağıdır.

Toplum, zaman içinde neyin gerçek, neyin kurgu olduğunu ayırt etme kabiliyetine sahiptir. Sabırlıdır,fakat hafızası güçlüdür. Bu nedenle bugün alkışlanan yöntemler, yarın ciddi bir güven erozyonuna dönüşebilir.

Siyaseti bu tür araçlarla dizayn etmeye kalkmak, toplumsal aklı hafife almaktır.

İnsanların sadece gördüğüne değil, gördüğünün arkasındaki niyete de baktığı gerçeği çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Oysa güven duygusu bir kez zedelendiğinde, onu yeniden inşa etmek kolay değildir.

Elbette bu içeriklerin bir karşılığı, bir alıcısı vardır.

Ancak bir şeyin ilgi görmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez.

Toplumun zaaflarını kaşıyarak siyaset üretmek; kısa vadeli kazançlar sağlasa bile uzun vadede hem siyasetin kalitesini hem de toplumsal ahlâkı aşındırır.

Tam da bu noktada şu gerçeği hatırlatmak gerekir.

Kim ne hata yaptıysa, hangi eylemiyle kurumu zarara uğrattıysa, bunun karşılığı sosyal medya linci değil, hukukun vereceği karardır. Yargı, görevini yapar ve yapmalıdır. Bunun dışındaki yöntemler, adalet arayışı değil, algı üretimidir.

Daha düşündürücü olan ise, geçmişte yaşanan benzer örneklerden ders çıkarılmamış olmasıdır.

Aynı yöntemlerin tekrar tekrar devreye sokulması, kısa vadeli hesapların uzun vadeli sorumlulukların önüne geçtiğini gösteriyor.

Oysa siyaset; günü kurtarma sanatı değil, geleceği inşa etme sorumluluğudur.

Kim olursa olsun, hangi görüşe mensup olursa olsun, bir insanın ailesini hedef alan, özelini teşhir eden ve itibarı bu yolla zedelemeye çalışan hiçbir yaklaşım meşru kabul edilemez.

Yanlışı eleştirirken, başka bir yanlışa sığınmak, meseleyi çözmez, aksine daha da derinleştirir.

Unutulmamalıdır ki algı operasyonlarıyla elde edilen yükselişler, gerçeklerle yüzleşildiğinde en sert düşüşlere sahne olur.
Ve insanlar, kendilerine yapılanı da kendileri adına yapılanı da zaman içinde değerlendirir.

Sonuç olarak,
Siyaseti kirleten her yöntem, dönüp dolaşıp yine siyasetin kendisini zayıflatır. Sağlam bir gelecek, ancak temiz bir siyaset diliyle mümkündür.

Dost acı söyler,

Bugün tercih edilen yöntemler, yarının en büyük pişmanlığına dönüşmemelidir.

¦¦¦

Musa Özdemir / 05 Mayıs 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL