

KÖŞE YAZISI ¦ ÜNİVERSİTE Mİ, ÖRGÜT ÜSSÜ MÜ? / 08 Mayıs 2026
Bir ülkenin geleceği, üniversitelerinde yetişen gençlerin karakteriyle, taşıdığı bilinçle ve savunduğu değerlerle şekillenir.
Üniversite dediğiniz yer, bilimin, aklın, vicdanın ve milli şuurun yuvası olmak zorundadır.
Fakat bugün Türkiye’de bazı üniversitelerin içine bakınca insanın aklına şu soru geliyor.
Buralar gerçekten eğitim kurumu mu, yoksa devlet düşmanı yapıların militan devşirme alanı mı?
Çünkü artık mesele fikir özgürlüğü değildir.
Mesele; Türk Bayrağı taşıyan gençlere saldıracak kadar gözü dönmüş bir nefretin, yıllardır kampüslerde örgütlü şekilde büyütülmesidir.
Bu ülkede devlete düşmanlık edenler özgürlük savaşçısı diye pazarlanırken, kendi bayrağına sahip çıkan Türk gençleri hedef gösterilmektedir.
Vergisini veren, hukuk içinde yaşayan, devletine bağlı insanlar sürekli baskılanırken, kanun tanımayan, sokak diliyle tehdit savuran, terör örgütlerinin propagandasını yapan yapılar yıllardır çeşitli maskeler altında korunmaktadır.
Bir üniversitede Türk Bayrağı’ndan rahatsız olan insanlar ne arıyor?
Bir öğrenci neden kendi ülkesinin bayrağını taşıyan bir gence saldırır?
Ve daha da önemlisi,
Bu gözü dönmüş yapıların Üniversitelerde yıllarca nasıl barınmasına izin verilir?
Bugün vatandaş kampüse girerken kimlik kontrolünden geçiyor.
Aileler bile e-Devlet üzerinden doğrulanıyor.
Peki yıllardır aynı okulda dolaşan, mezun olmayan, sürekli olayların içinde bulunan bu tipler nasıl sistemin dışına düşmüyor?
Çünkü ortada büyük bir güvenlik ve denetim zaafı olduğu açıktır.
Bazıları hâlâ meseleyi basit bir öğrenci kavgası gibi göstermeye çalışıyor.
Hayır!
Bu, doğrudan devlet otoritesine ve milli değerlere yönelmiş organize bir zihniyet problemidir.
Türk gençlerine saldıran, terör örgütü sloganları atan, güvenlik güçlerine düşmanlık eden kişilerin hâlâ öğrenci sıfatıyla üniversitelerde tutulması, sadece eğitim sisteminin değil, devlet ciddiyetinin de sorgulanmasına neden olmaktadır.
Eğitim hakkı,devlete düşman yetiştirme hakkı değildir.
Üniversite bilim üretme yeridir, sokak terörü organize etme merkezi değil.
Elbette hukuk devletinde cezayı mahkemeler verir.
Ancak bu tür olaylarda yalnızca saldırıyı yapan eller değil, o ellere cesaret veren karanlık düşünceler de hedef alınmalıdır.
Bazı yapılar yıllardır gençleri kinle, nefretle ve devlet düşmanlığıyla zehirlemektedir.
Ve artık bu milletin sabrı taşmaktadır.
Bu millet kendi bayrağından utanmaz.
Türk Bayrağı’nı taşıdığı için geri adım atmaz.
Üç beş marjinal yapının tehdidine de boyun eğmez.
Türkiye Cumhuriyeti, sokak terörüne teslim olacak bir devlet değildir.
Ay yıldızlı bayrak da, onu taşıyan Türk gençliği de sahipsiz değildir.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 08 Mayıs 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)