Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

Erkek Deveyi Dişi Yapan Kalabalıklar..

Erkek Deveyi Dişi Yapan Kalabalıklar..

KÖŞE YAZISI ¦ Erkek Deveyi Dişi Yapan Kalabalıklar.. / 17 Mayıs 2026

Tarih boyunca toplumları felakete sürükleyen şey yalnızca zalimlerin gücü olmadı.
Asıl yıkım, gerçeği bildiği hâlde susan kalabalıklarla başladı.

Hz. Ali ile Muaviye döneminde anlatılan meşhur deve kıssası, bugün hâlâ güncelliğini koruyan büyük bir hakikati gözler önüne serer.

Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe’den bir Arap, devesiyle Şam’a gelir.
Şam sokaklarında dolaşırken bir adam devenin yularına sarılır ve,
“Ver o dişi deveyi bana!” der.
Küfeli şaşkındır.
Çünkü ortada dişi deve yoktur.
Deve erkektir ve zaten kendisine aittir.

Adam itiraz eder;

“Bu deve benimdir, ayrıca dişi değil erkektir.”

Ancak mesele artık hakikat meselesi olmaktan çıkmıştır.

Çünkü gerçeğin karşısına güç, kalabalık ve sorgusuz itaat çıkarılmıştır.

Tartışma büyür, konu Muaviye’ye kadar gider.
Halk meydanda toplanır. Muaviye iki tarafı dinledikten sonra kararını açıklar.

“Bu dişi deve Şamlınındır.”
Ardından kalabalığa dönüp sorar.

“Ey cemaat! Bu dişi deve kimindir?”

Kalabalık hep bir ağızdan bağırır,
“Şamlınındır!”

İşte mesele tam da burada başlıyor.

Çünkü oradaki insanlar devenin erkek olduğunu bilmiyor değildi.
Asıl mesele; gerçeği bildikleri hâlde, gücün yanında durmayı tercih etmeleriydi.
Küfeli şaşkınlık içinde devesinin ardından bakarken, Muaviye yanına yaklaşır ve tarihe geçen şu sözleri söyler.

Git Ali’ye söyle…
Muaviye’nin, erkek deveyi dişi deveden ayıramayan değil benim her söylediğime sorgusuz sualsiz evet diyen on bin adamı var de,

Aradan asırlar geçti…
Ama değişen çok fazla şey olmadı.
Bugün de hakikat çoğu zaman gerçeğin kendisiyle değil, oluşturulan algılarla tartılıyor.

Bir yalan yeterince tekrar edildiğinde doğru gibi sunulabiliyor.

Bir iftira, organize kalabalıkların içinde hakikatin önüne geçirilebiliyor.

Ve ne yazık ki bazı insanlar, gördüğüne değil, kendisine gösterilene inanmayı tercih ediyor.

İşte toplumları çürüten en büyük tehlike de budur.

Çünkü adaletin zedelendiği dönemlerde mesele sadece suçlular değildir.

Asıl mesele; suçu gördüğü hâlde susanlar, yanlışı alkışlayanlar ve menfaat uğruna vicdanını susturanlardır.

Bugün bir hırsıza hırsız diyebilmek bile bazen cesaret istiyor.

Çünkü önce hakikati savunmak gerekiyor.
Hakikati savunmak ise kalabalığın önünde değil, vicdanın yanında durabilmeyi gerektiriyor.

Tarih bize şunu açıkça göstermiştir.

Zulüm, yalnızca zalimlerin cesaretiyle büyümez.
O zulüm, sorgulamayanların sessizliği, çıkar uğruna eğilenlerin korkusu ve her söylenene evet diyen kalabalıkların desteğiyle büyür.

İşte bu yüzden mesele sadece bir deve meselesi değildir.

Mesele; gerçeğin göz göre göre inkâr edilmesidir.

Ve unutulmamalıdır ki;

Hakikat bazen yalnız kalır ama hiçbir zaman yok olmaz.

Kalabalıklar bir süre gerçeğin üstünü örtebilir, fakat vicdan sustuğu anda çürüme başlar.

Bugün asıl mücadele;
erkek deveyi dişi sananlarla değil,
onu erkek bildiği hâlde susmayı tercih edenlerle mücadeledir.

¦¦¦

Musa Özdemir / 17 Mayıs 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL