

KÖŞE YAZISI ¦ SİYASİ HAFIZANIN SİLEMEDİĞİ İSİM: BÜLENT ARINÇ / 20 Mayıs 2026
Siyasette bazı isimler vardır ki;
Görevleri biter, makamları değişir, kürsüleri sessizleşir ama geçmişte söyledikleri sözler peşlerini asla bırakmaz. Çünkü tarih bazen insanları yaptıklarıyla değil, tam da sustukları yerde yargılar.
Bülent Arınç da Türk siyasetinde tam olarak böyle bir isimdir.
Bugün yeniden ortaya çıkıp her tartışmanın içine dahil olmaya çalışmasının sebebi siyasi ağırlık üretmek değildir.
Asıl mesele, geçmişin ağır yükünü hafifletme çabasıdır.
Çünkü Arınç’ın adı artık devlet adamlığıyla değil, Türkiye’nin en karanlık kumpas dönemleriyle birlikte anılmaktadır.
Bir dönem bu ülkede Türk ordusunun şerefli komutanları sahte dijital delillerle cezaevlerine dolduruldu.
Kozmik Oda’ya girildi.
Devletin mahrem bilgileri didik didik edildi.
Türk Silahlı Kuvvetleri hedefe konuldu.
Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş insanlar “terörist” yaftasıyla toplumun önüne atıldı.
İşte o günlerde Bülent Arınç çıkıp ne diyordu?
“Türkiye bağırsaklarını temizliyor.”
Bugün dönüp bakıldığında o cümle, yalnızca siyasi bir gaf değil, bir dönemin zihniyetini özetleyen ibretlik bir ifadedir.
FETÖ’nün yargı ve emniyet içindeki operasyonlarını Hukuk, ileri demokrasi ve temizlik ambalajıyla sunan siyasi anlayış, aslında devletin damarlarına operasyon çekildiğini göremedi ya da görmek istemedi.
O gün alkış tuttular.
Bugün ise mağduriyet dağıtıyorlar.
Ama bu milletin hafızası sandıkları kadar zayıf değil.
Bir dönem Bank Asya’nın önünden geçen insanlar bile ağır ithamlarla gözaltına alınırken, toplumun geniş kesimleri en küçük şüphede bile hayatlarını kaybedercesine soruşturmalara maruz bırakılırken, Bülent Arınç’ın damadının FETÖ üyeliğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat etmesi kamu vicdanında büyük tartışmalar oluşturdu.
İşte tam da bu yüzden bugün yapılan hukuk, vicdan ve mağduriyet çıkışları toplumun geniş kesimlerinde samimi bulunmuyor.
Çünkü insanlar şunu unutmadı.
Türk askeri zindandayken kimler sustu?
Kumpas davalarına kimler alkış tuttu?
FETÖ devleti ele geçirirken kimler siyasi koruma sağladı?
Bugün aynı isimlerin çıkıp demokrasi ve hukuk nutku atması ise toplumda büyük bir çelişki olarak görülüyor.
KHK tartışmalarında Arınç’ın sürekli aynı refleksle konuşması da dikkat çekicidir.
Terör örgütüyle iltisaklı yapıları sürekli mağduriyet parantezine yerleştirmek, devletin verdiği mücadeleyi tartışmaya açmaktır.
Üstelik bunu yapan kişi sıradan biri değildir.
FETÖ’nün en rahat hareket ettiği dönemde siyasi ağırlığı olan bir aktördür.
Bu nedenle bugün yaptığı açıklamalar yalnızca siyasi bir görüş olarak değil, geçmişle hesaplaşmaktan kaçan bir zihniyetin dışavurumu olarak okunmaktadır.
Arınç’ın yıllar sonra yaptığı
“Melih Gökçek Ankara’yı parsel parsel sattı dedim, savcı çağırmadı”
çıkışı da aslında yeni bir mağduriyet hikâyesi üretme çabasından başka bir şey değildir.
Oysa toplumun hafızasında çok daha büyük sorular duruyor.
Kozmik Oda’ya girilirken neredeydiniz?
Balyoz ve Ergenekon kumpasları kurulurken neden sustunuz?
FETÖ devletin kılcal damarlarına yerleşirken neden destek verdiniz?
İşte bugün milletin cevap beklediği asıl mesele budur.
Çünkü bu millet artık çok daha iyi biliyor.
Türkiye’ye en büyük zarar bazen dışarıdan değil, devletin yanında görünerek devletin altını oyan siyasi anlayışlardan gelir.
Ve tarih acımasızdır.
Kurulan cümleleri de unutmaz,
o cümlelerin sahiplerini de,
Bugün ne zaman FETÖ tartışmaları yeniden alevlense, Bülent Arınç’ın aynı reflekslerle ortaya çıkması da toplumun dikkatinden kaçmıyor.
Adeta her kritik dönemde aynı savunma hattına koşuyor.
Gerçekten mesele hukuk ve vicdan mı?
Yoksa geçmişte verilen siyasi desteğin vicdani yükü mü konuşuyor?
Çünkü milletin hafızasından bazı olaylar kolay kolay silinmez.
Ve bu millet, devletine gerçekten sahip çıkanları da,
Demokrasi ambalajıyla devleti hedef alan yapılara alan açanları da günü geldiğinde mutlaka hatırlar.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 20 Mayıs 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)