Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

“Kötü insanlara iyilik yapmak, denize su dökmek gibidir.”

“Kötü insanlara iyilik yapmak, denize su dökmek gibidir.”

KÖŞE YAZISI ¦ “Kötü insanlara iyilik yapmak, denize su dökmek gibidir.” / 22 Mayıs 2026

Hayat insana en ağır gerçekleri çoğu zaman yaşatarak öğretir.
Ne okuduğunuz kitaplar, ne dinlediğiniz nasihatler,

İnsanı en çok değiştiren şey, gördüğü insanlardır.

Bir gün gelir, omzuna elinizi koyduğunuz kişinin aslında sırtınızda yük olduğunu fark edersiniz.

Bir gün gelir, dost sandığınız insanların sessizliğinin bile ihanet taşıdığını anlarsınız.

Ve işte o an öğrenirsiniz; herkes sizin gibi düşünmez, herkes sizin gibi hissetmez.
Çünkü herkes aynı vicdana sahip değildir.

Bazı insanlar dostluğu sadakat olarak görür.
Bazıları ise sadece işi düştüğü sürece yanınızda durur.

İnsan en büyük darbeyi çoğu zaman düşmanından değil, samimiyetine inandığı kişilerden alır.

Çünkü düşman size karşıdan gelir.

Ama karakteri bozuk insanlar, yanınızda yürüyerek zarar verir.

Sizinle aynı sofraya otururlar,
Aynı cümleleri kurarlar,
Aynı değerlere inanıyormuş gibi davranırlar,
Fakat menfaat dengesi değiştiği anda gerçek yüzleri ortaya çıkar.

İşte o an anlarsınız ki;
İyi görünen herkes iyi değildir.

Ne yazık ki bazı insanlar, iyiliği bir erdem değil, kullanılacak bir fırsat olarak görür.

Siz fedakârlık yaparsınız, onlar bunu zorunluluk sanır.
Siz affedersiniz, onlar bunu güçsüzlük zanneder.
Siz sustukça, korktuğunuzu düşünürler.
Oysa bazı insanlar kavga etmemeyi karakterinden dolayı seçer.

Çünkü herkes çamura girmez.
Herkes kirli hesapların içinde yer almaz.
Fakat kötülüğü alışkanlık hâline getiren insanlar bunu anlayamaz.

Onların dünyasında dürüstlük saflık, vicdan ise kullanılacak bir zaaf olarak görülür.
Bugün toplumun en büyük problemlerinden biri de budur aslında,

İyi insanların sürekli kendini anlatmak zorunda kalması,
Kötü insanların ise iftirayı, yalanı ve fitneyi hayatının merkezine koyar.

Şimdi herkes şu soruyu soruyor.

“Neden güven kalmadı?”

Çünkü samimiyetin yerini hesap aldı.
Sadakatin yerini çıkar ilişkileri aldı.
Karakterin yerini ise rol yapan insanlar doldurdu.

Oysa insanın gerçek yüzü, iyi günlerde değil, menfaati bittiğinde ortaya çıkar.

İşte bu yüzden Miguel de Cervantes’in o sözü sadece edebi bir cümle değildir,
hayatın ta kendisidir.

“Kötü insanlara iyilik yapmak, denize su dökmek gibidir.”

Çünkü bazı insanlar ne kadar iyilik görürse görsün değişmez.

Ne kadar sabır gösterilirse gösterilsin düzelmez.
Onlar sizin emeğinizi değil, sizi ne kadar daha kullanabileceklerini hesap ederler.

Elbette insan iyi olmalıdır.
Merhametli olmalıdır.
Ama iyi olmak, kendini tüketmek değildir.

Herkesi kurtaramazsınız.
Herkesi değiştiremezsiniz.
Ve herkes sizin vicdanınıza sahip olmadığı için, herkes sizin değerinizi anlayamaz.
Bazen yapılacak en doğru şey, sessizce uzaklaşmaktır.

Çünkü bazı insanlar hayatınıza huzur değil, yük taşır.
Ruhunuzu yorar, enerjinizi tüketir ve fark etmeden kendi karanlıklarını sizin hayatınıza bırakırlar.

İnsan bir yerden sonra şunu öğrenmelidir.

Kapıyı kapatmak da bir erdemdir.
Çünkü sürekli affedilen kötülük büyür,
Sürekli görmezden gelinen ihanet cesaret kazanır,
Sürekli iyi niyet gösterilen nankörlük ise sonunda sahibini tüketir.

Hayatın özeti aslında çok nettir.

İyilik, kıymet bilene güzeldir.
Aksi hâlde denize dökülen su gibi kaybolur gider.

Ve insan dönüp geçmişine baktığında şunu anlar.

En büyük yorgunluğu düşmanlarından değil, hak etmeyen insanlara verdiği değerden yaşamıştır.

¦¦¦

Musa Özdemir / 22 Mayıs 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL