

Ev hanımı dertli…
Küçük esnaf çaresiz…
Asgari ücretli hayatı idame ettirme zorluğu içerisinde
Emeklinin hâlini düşünmek bile insanın vicdanını sızlatıyor.
Bütün bunlar bir realite iken her gün yeni bir yükle karşılaşmak çok zor geliyor insanımıza.
Artık her gece yarısı Resmi Gazete’ye bile bakma insanı zül geliyor.
Çünkü her sayıda yeni bir vergi veya vergi artışı her kesimi yoruyor.
İnsanlar artık postacı, vergi, zabıta ve trafik polisi görünce içi cız ediyor.
Özlenen postası parasal ceza getirmenin ötesinde müjdeler getirmiyor…
Zor şartlar altında işletmesini idame ettirmeye çalışan küçük esnafın beli büküldü.
Küçük esnaf, sanatkâr nereye koşuyor?
Önce kepenk kapatmalar, sonra intihara varan travmalar…
Yıllık maliyeti yüzde 100’lere varan faizle karşı karşıya kalmak… Üretimden gelen gücünü, kârını faize yükleyip eritmek.
Sanayicimiz büyük sıkıntı çekiyor, ayakta durmakta zorlanıyor.
Sermayesi eridikçe eriyor.
Sonraki tedbiri işten çıkartmalar.
Yetiyor mu? Tabii ki yetmiyor.
Konkordatolar iflaslar arkası sıra geliyor.
Bütçe açığını kapatmak için harçlara, noter masraflarına, ev, araç alım satımına yeni vergiler koymak.
Alım satımları, ticareti bitirme noktasına getiriyor.
Mevduata, kâr payına yeni vergiler eklemek, yurt çıkış harçlarını artırmak.
Dolaylı vergiler verginin tarafsızlığı ilkesini de bozuyor.
İnsaflı olmak gerek. İnsanların umutlarını dinamik tutmak gerekiyor.
Bütçe açığını üretimle değil vergilerle, cezalarla kapatma gayreti içerisine girmek doğru bir tavır olmadığı ortaya çıkmıştır.
Enflasyonun yıkıcılığını vatandaş üzerinde derlemek toplumsal barışı bozuyor…
Resmi rakamlarla başınızı ağrıtmak istemiyorum.
Evet, bir şeyler yapmak gerekiyor. Fakat yanlış kararların ceremesini vatandaşa çektirmeden önlemler almak gerekiyor.
Toplumsal barış bozulmadan, gelir adaletsizliği derinleşmeden…
Musa ÖZDEMİR


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)