

–♦—♦—♦– KURB-İ SULTAN, ATEŞ-İ SUZANDIR –♦—♦—♦–
Bu ülkede artık susmak bir lütuf değil; apaçık bir suç ortaklığıdır. Göz göre göre dönen adaletsizlik karşısında “Ben karışmam” demek, zalimin değirmenine su taşımaktır. O yüzden bazen sesini yükseltmek gerekir. Ama hedefi doğru seçerek… Kurbanlara değil; zalime, sahtekâra, riyakâra, haram sofralarında iş tutanlara…
–♦—♦—♦–
İmam Ali’nin bir sözü vardır: “Zulme rıza, zulümden beterdir”
Ve bu söz, yalnızca bir ahlak çağrısı değil, bir yaşam biçimidir. Onun yolu kolay değildi. Çünkü adaletin kılıcı olmak, çoğu zaman yalnız kalmayı göze almak demektir. O, hakkı üstün tutan bir hilafetin sahibiydi. Ama o hak, çıkar sahiplerini rahatsız ediyordu. Torpilin değil liyakatin, yağcılığın değil ehliyetin yanında duruyordu. Bu nedenle her adımı dikenliydi, her sözü bedelli.
–♦—♦—♦–
Peki bugün, bu topraklarda İmam Ali gibi bir duruş hâlâ mümkün mü?
Evet, mümkün.
Ama kolay değil.
–♦—♦—♦–
Çünkü bu ülkede artık dürüst olmak, tehlikeli bir iştir. Bir ihale takipçisinin, bir müteahhit beslemesinin, üç beş maaşlı yandaşın keyfi bozulmasın diye milyonların vicdanı susturulmak isteniyor. Daha kötüsü, susanlar çoğalıyor. Korkudan mı, menfaatten mi, bilemem. Ama susmak, tarafsızlık değil; zalimin tarafında olmaktır.
–♦—♦—♦–
Bugün Türkiye’de liyakat ayaklar altında. Adamına göre adalet, adamına göre ihale, adamına göre terfi devrindeyiz. Bürokratlar dalkavukluk yarışında, gençler ise göç yollarında. Bir ülke çürüyor. Bu çürümüşlüğün ortasında “bana ne” demek, artık ahlaki bir tercih değil, toplumsal bir ihanet haline geliyor.
–♦—♦—♦–
Zavallı bir pısırık gibi yaşarsanız, kimse size ilişmez. Köşenize çekilin, kim ne çaldı, kim kime peşkeş çekti, hiç karışmayın. Ama eğer bir sözünüz olacaksa; o söz taş gibi olacak. Taş gibi, hakikatin tam ortasına düşecek. Rahatsızlık mı verecek? Versin. Çünkü hırsızların, arsızların, milletin alın terini masa başında paylaşanların rahat etmemesi gerekiyor.
–♦—♦—♦–
Ben mi?
Ben çürümeyeceğim.
“Sussam da olur” diyenlerden olmayacağım.
Görmezden gelenlerden, kulak tıkayanlardan, “bana ne”cilerden olmayacağım.
Doğru bildiğim yoldan yürümeye devam edeceğim. Çünkü ben eğilmem.
–♦—♦—♦–
Rüzgârda savrulanlardan değilim.
Ben, fırtınaya karşı yürüyenlerdenim.
–♦—♦—♦–
Ve biliyorum:
“Kurb-i sultan, ateş-i suzandır”
Sultana yakın olan, ateşe de yakındır.
Devletin merkezindeyseniz, vebalin de tam ortasındasınız.
Ya ateşe dayanacaksınız…
Ya da gölgede susarak çürümeyi seçeceksiniz.
–♦—♦—♦–
Musa ÖZDEMİR 18.08.2025


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)