

–♦—♦—♦– HER BİRİMİZİN YÜREĞİ BU GÜNLERDE HÜSEYİN…. –♦—♦—♦–
Acının doruk noktasına ulaştığı zamanlardan geçiyoruz. Coğrafyalar değişiyor ama kader sanki hep aynı kalıyor. Ortadoğuda Kerbela yeniden canlanıyor hafızalarımızda. Fakat bu sene, o acı sadece bir anma değil; bir benzerlik, bir çağrışım, bir isyan çığlığı gibi duruyor önümüzde. Çünkü bugün, her birimizin yüreği Hüseyin.
–♦—♦—♦–
Dünyanın dört bir yanında, özellikle de İslam beldelerinde yaşananlara bakıyoruz: Çocuklar ağlıyor, anneler ağıt yakıyor, masumlar kurban ediliyor. Üstelik bu kez kılıflar çok daha acı verici: Din adına, İslam adına yapılıyor zulümler. Oysa bu toprakların gördüğü en onurlu direniş, “din adına zulme hayır” diyen Hüseyin’indi. O, adaletin simgesi olarak tarihe geçti. Yezid ise saltanatın, zorbalığın ve sahte meşruiyetlerin temsilcisi olarak karanlık sayfalarda yer aldı.
–♦—♦—♦–
Bugün hâlâ “İslam bu değil” diye haykırıyorsak, bu ses Hüseyin’in sesidir. Çünkü o, sadece bir tarihi figür değil; bir vicdan, bir duruş, bir kırmızı çizgidir. Onun mesajı şudur: “Zulme boyun eğme. Hakkı susarak öldürme.”
–♦—♦—♦–
Kafa koparanlar, can alanlar, camileri silah deposuna çevirenler, Kur’an’ı kendi nefislerinin aracı haline getirenler… Bunlar ne Müslümandır, ne de insanlıkla bağları kalmıştır. İslam’ın yüzü, onların vahşetiyle tanımlanamaz. Asıl tehlike ise bu zalimlerin ardına düşen, onları alkışlayan, “davası vardı” diye mazur göstermeye çalışan sessiz ve seyirci kitlelerdir.
–♦—♦—♦–
Tarih bir kez daha kendini tekrar ediyor gibi: İbn Ziyad’ın tuzakları, halkın aldatılması, korkuyla susturulanlar, iktidar uğruna satılan ilkeler… Bugün farklı isimlerle, farklı yüzlerle, aynı zihniyet iş başında. Ve tıpkı o gün olduğu gibi, “Yezid kurtulacak mı?” sorusu yeniden karşımıza çıkıyor.
–♦—♦—♦–
Hayır. Zalim hiçbir zaman kurtulmadı. Dün kurtulmadı, bugün de kurtulamayacak.
–♦—♦—♦–
Ama biz, Hüseyin’i anlamaz, onun temsil ettiği adaleti yaşatmazsak, her çağın Yezidi bir başka kılığa bürünüp karşımıza çıkacaktır. İşte bu yüzden Kerbela bir olay değil, bir duruştur. Hüseyin bir kişi değil, bir adalet pusulasıdır.
–♦—♦—♦–
Unutmayalım:
Hüseyin’i yalnız bırakmak, hakkı yalnız bırakmaktır.
Yezid’e sessiz kalmak, zalime ortak olmaktır.
–♦—♦—♦–
Bu günlerde sadece yas tutmakla kalmayalım. Aynaya bakalım. Biz Hüseyin’in safında mıyız, yoksa Yezid’in kurduğu düzenin sessiz seyircisi mi olduk?
–♦—♦—♦–
Vicdanı olan herkes için bu soru hâlâ günceldir.
Ve cevap, her birimizin yüreğinde saklıdır.
–♦—♦—♦–
🖋️ Musa Özdemir 15.09.2025
Yazar, Düşünür, Vicdan Taşıyıcısı


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)