

–♦—♦—♦– GARİBİN TÜRKÜSÜ HÂLÂ BİTMEDİ –♦—♦—♦–
Gariplik, sadece yokluk değildir. Bazen kalabalıklar içinde yalnız kalmaktır; bazen bir sofrada tok otururken aç hissetmektir. Bazen de kendi yurdunda bile gurbeti yaşamak, kendi kendine bile yabancılaşmaktır. Abdurrahim Karakoç’un kaleminden dökülen “Garibin Garip Türküsü” işte tam da bu derinlikleri anlatır bize.
–♦—♦—♦–
Karakoç’un bu şiiri, bir dönemin değil; bir hissin, bir hâlin, bir insanlık durumunun türküsüdür. Bugün bile herhangi bir Anadolu köyüne, taşra kasabasına yahut büyük şehrin kenar mahallelerine uzansanız, bu şiirin bir yerinde kendinizi bulursunuz. Belki “Sılada sılasız kaldım; / Suyum garip, aşım garip” dizelerinde bir gurbetçi gibi… Belki de “Parasız kesem suç olur, / Acıkıp yesem suç olur” sözlerinde bu düzenin kurbanı bir işçi gibi…
–♦—♦—♦–
Karakoç’un “Ben kendime gurbet oldum” deyişi sadece bireysel bir çöküşü değil; toplumsal yabancılaşmayı da işaret eder. İnsan, kendi içinde kaybolmuşsa; dış dünya da ona hep uzak ve soğuk gelir. Bunu sadece maddi yoksunlukla açıklamak eksik olur. Bu bir ruh yorgunluğudur, bir zaman aşımıdır.
–♦—♦—♦–
Dizelerin arasında dikkat çeken bir başka şey de, zaman ve mevsimler üzerinden kurulan metaforlar… “Temmuzda üşür gezerim / Zemheride akar terim” derken aslında mevsimlerin değil, insanın iç dengelerinin altüst olduğunu anlatıyor. Yani yaz kış fark etmiyor; huzur yok, denge yok, umut yok. Garipliğin mevsimi olmuyor.
–♦—♦—♦–
Karakoç’un şiiri bir ağıt değil, bir çığlıktır. Sessiz ama derin bir çığlık. Sistem eleştirisidir, kaderle hesaplaşmadır, insanın insana ettiği zulmün şiirle ifadesidir. Ve ne acıdır ki, üzerinden bunca yıl geçse de bu çığlık hâlâ yankılanıyor. Çünkü gariplik bitmedi. Çünkü birileri hâlâ “bugün doğup dünden ölüyor”, birileri hâlâ “hakikat ardına koşarken” yanıyor.
–♦—♦—♦–
Bugün bir köşe yazısında bu şiiri hatırlatmak belki büyük şeyleri değiştirmez. Ama belki birilerinin yüreğine dokunur, bir an olsun unuttuğumuz değerleri, insan olmanın sorumluluğunu hatırlatır.
–♦—♦—♦–
Karakoç, “Kabrim garip, taşım garip” derken bile umudu elden bırakmaz aslında. Çünkü yazmak, söylemek, haykırmak hâlâ bir direnme biçimidir. Şiir, susturulmuş seslerin en yüksek ifadesidir. Ve gariplerin türküsü devam ettikçe, bir yerlerde hâlâ vicdan var demektir.
–♦—♦—♦–
📌 Musa Özdemir 16 Eylül 2025


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)