Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

KUDÜS DÜŞERSE, TARİH DÜŞER

KUDÜS DÜŞERSE, TARİH DÜŞER

KUDÜS DÜŞERSE, TARİH DÜŞER

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama, siyasetin gündemini aşan, millet vicdanında derin karşılık bulan bir çağrıdır; “Kudüs’ü yüz yıl önce bırakmak zorunda kalmıştık. Ancak bu kez kaderine terk etmeyeceğiz. Çünkü Kudüs düşerse tarih düşer, İslam zaafa uğrar. Kudüs düşerse Ankara kaybeder, İstanbul kavrulur. Bunu da hiç kimse yapamayacaktır.” Bu sözler; bir siyasi tutumdan çok daha fazlasıdır. Bu ifadeler, bir milletin tarihe, inanca ve medeniyet sorumluluğuna verdiği ahlaki cevaptır. Kudüs, yalnızca coğrafi bir nokta değildir; Kudüs, bizim tarihimizin vicdanı, medeniyetimizin kalbidir.

Kudüs: Taşların Konuştuğu Şehir Kudüs, sadece Müslümanlar için değil; üç semavi dinin de kutsal kabul ettiği, insanlığın ortak mirası olan bir şehirdir. Lakin bugün bu şehir, barışın değil; işgalin, ayrımcılığın ve şiddetin gölgesindedir. Kudüs, Osmanlı’nın 400 yıl boyunca barış ve huzur içinde yönettiği, her inanca ve kimliğe saygı gösterdiği bir yerdi. Selahaddin Eyyubi’nin adaletle yeniden fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in gözyaşlarıyla sahiplendiği, Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir titizlikle imar ettiği bu şehir, şimdi ne yazık ki kanla, gözyaşıyla, utançla anılmaktadır. Bugün Kudüs’te yaşananlar, sadece bir şehirde yaşanan insani dram değildir. Bu, insanlığın ortak vicdan testidir. Bu, tarihin haklıyı mı yoksa güçlüyü mü koruduğunun turnusolüdür.

“Kudüs Düşerse, Ankara Kaybeder” Ne Demek? Sayın Bahçeli’nin “Kudüs düşerse Ankara kaybeder, İstanbul kavrulur” ifadesi basit bir sembolizmin ötesindedir. Bu, stratejik bir uyarı, tarihsel bir bilgelik ve ahlaki bir sorumluluğun sesidir. Çünkü Kudüs yalnızca Filistin’in değildir. Kudüs, bizimdir. Müslümanların ortak davasıdır. Kudüs; İstanbul’un kardeşi, Ankara’nın yansıması, Mekke ile Medine arasındaki sarsılmaz köprüdür. Kudüs’ün susması, İslam coğrafyasının susması demektir. Kudüs’ün ağlaması, ümmetin gözyaşının boşuna aktığını göstermektir. Eğer Kudüs düşerse, sadece bir şehir düşmez; insanlık düşer, tarih düşer, izzet düşer.

Kudüs’e Sahip Çıkmak, Vicdana Sahip Çıkmaktır Kudüs meselesi, salt bir dış politika konusu değildir. Bu mesele; kimlik meselesidir, inanç meselesidir, haysiyet meselesidir. Bugün Kudüs’e sahip çıkmak; aslında insana sahip çıkmaktır. Hakkın yanında yer almak, zulme karşı dimdik durmaktır. Türkiye’nin bu konudaki net ve kararlı duruşu; sadece bölge halklarına umut değil, aynı zamanda zalimlere yönelik bir uyarıdır. Çünkü Türkiye, tarih boyunca mazlumun yanında durmuş, zalimin karşısında dimdik durmuştur. Bugün de bu mirasa sadık kalacak güce ve inanca sahiptir.

Hiçbir Zafer Bedava Kazanılmaz Sayın Bahçeli’nin şu sözleri, yalnızca bugünü değil; gelecek nesillere bırakılacak bir vasiyet gibidir; “Hiçbir zafer bedava kazanılmaz. Hiçbir başarı yattığımız yerden elde edilemez. Zorlayacağız, zora dayanacağız, zorbaların üstüne üstüne gideceğiz. Haklı davamızdan tek bir adım geri atmayacağız.” Bu çağrı, bizi rahat konfor alanlarımızdan çıkarıp, tarihin yüklediği sorumlulukla yüzleşmeye davet ediyor. Çünkü tarih, hakkı savunanları değil, hakkı uğruna bedel ödeyenleri yazar.

Bir Medeniyetin Emaneti: Kudüs Unutulmamalıdır ki Kudüs; Efendimiz Hz. Muhammed’in miracıyla yücelttiği, Hz. Ömer’in adaletiyle onurlandırdığı, Selahaddin Eyyubi’nin gözyaşlarıyla temizlediği, Yavuz Sultan Selim’in kalbinde taşıdığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın rüyasında büyüttüğü kutlu emanettir. Bu emanetin yükü ağırdır ama kutsaldır.

Son Söz: Kudüs Düşmeyecek Evet… Kudüs, bir sınavdır. Kudüs, bir duruştur. Kudüs, kim olduğumuzu bize hatırlatan aynadır. Ve biz bu aynaya bakarak, kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi unutmadan yürümek zorundayız. Bu toprakların çocukları, tarih boyunca Kudüs’ü sahipsiz bırakmadı. Bugün de bırakmayacak. Çünkü biz biliyoruz: Kudüs düşerse, tarih düşer. Kudüs düşerse, iman sarsılır. Kudüs düşerse, Ankara susar, İstanbul yanar. Ama Kudüs düşmeyecek. Çünkü bu millet, sadece geçmişin değil; geleceğin de umududur. Ve biz, bu kutlu davanın onurlu mirasçıları olarak, sesimizi her zaman Kudüs için yükseltmeye devam edeceğiz.

✍️ Musa Özdemir

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL