

📰 KÖŞE YAZISI –♦—♦—♦– Dostluğun Ölümü Üzerine –♦—♦—♦– 📍 Musa Özdemir yazdı 📅 21 Ekim 2025
Bazı insanlar hayatın yükünü hafifletir. Yanlarında yürümek, dünyanın karmaşasını unutturur insana. Çünkü biliriz ki hayat seçimlerden ibarettir. Ama her seçim bize ait değildir. Kimi zaman hayat, tercihlerimizi değil; bizim yerimize çoktan alınmış kararları sunar. İşte tam da o noktada dostluk girer devreye. Biz bu hayata dostlukla tutunmuştuk.
–♦—♦—♦–
Doğduğumuz aileyi, içinde bulunduğumuz şartları, başımıza gelecek acıları biz seçmedik. Ama bir şeyi seçtik: Kimliksizleşen, hızla yabancılaşan bu dünyada dost olmayı seçtik. Bu seçimin değeri, herhangi bir başarıdan ya da kazançtan çok daha büyüktü. Çünkü dostluk, insanı insana bağlayan son köprüydü.
–♦—♦—♦–
Ne var ki bir gün o köprü sessizce yıkıldı.
–♦—♦—♦–
Ve yıkılışının sesi, bir tartışmanın gürültüsünden ya da bir ihanetin sertliğinden daha sessizdi. Çünkü bazen bir dostluğu öldürmek için büyük bir olay gerekmez. Sessiz bir veda, soğuyan bir ilgi, uzun bir unutuş yeterlidir. İşte o an, kalbin bir yanı eksilir, dünya biraz daha anlamsızlaşır.
–♦—♦—♦–
“Sen bizi biz eden dostluğu öldürdün.”
–♦—♦—♦–
Bu cümle bir sitem değil sadece, bir yas ilanıdır aynı zamanda. Çünkü bir dostluk öldüğünde, insan da biraz ölür. Kendine benzer bir ruhla tamamlanır insan; onu kaybettiğinde ise yarım kalır.
–♦—♦—♦–
Artık biliyorum: Her ölüm bedensel değildir. Bazı ölümler sessiz yaşanır; nefes alırken bile hissedilir. Ve bazı insanlar, bir dostluğu toprağa gömdükleri anda, kendi içlerinde sessizce ölürler.
–♦—♦—♦–
Bu yüzden açıkça söylüyorum:
Benim için artık ölüsün.
–♦—♦—♦–
Ama bu ölüm, nefretin değil; kabullenişin ölümüdür. Çünkü her dostluk, ardında iz bırakır. Kimi zaman hatırladıkça acıtır, kimi zaman tebessüm ettirir. Yine de dost olmayı seçmiş olmaktan hiç pişman değilim.
–♦—♦—♦–
Belki kaybettik… Ama doğru olanı seçmiştik.
–♦—♦—♦–
Ve belki de insan kalmanın en zor olduğu bu çağda, hâlâ iyi şeyler düşünerek yaşamak en büyük direniştir. Çürümenin ortasında açan bir gülü büyütmek, bizim elimizde. Utancımıza tutunarak değil, o utancı aşarak… İyiliği yayarak, vicdanı diri tutarak…
–♦—♦—♦–
Çünkü insan, umut ettikçe yaşar.
Ve iyilik ettikçe insan kalır.
–♦—♦—♦–
Sürekli “son” diyoruz, ama aynı hikâyeyi yeniden ve yeniden yaşıyoruz.
Neden?
–♦—♦—♦–
“Yaşamak yorulmaktır” der Kemal Savar.
Ve gerçekten, yaşamak — yorulmanın diğer adıdır.
Çünkü insan, ne kadar yorgunsa, o kadar çok şey yaşamıştır şu yaşlı dünyada…
–♦—♦—♦–
Ve son olarak şunu söylemek isterim:
Bir insana iyi gelmek, ona verilebilecek en kıymetli hediyedir.
Sesiyle, sözüyle, bakışıyla, duruşuyla, hâliyle, enerjisiyle, eylemleriyle…
Bir insana iyi gelmek. Varlığını, yaşamını yükseltmek.
Ve belki de bundan daha güzeli:
Birbirine iyi gelmek.
–♦—♦—♦–
🖋️ Musa Özdemir 📍 Köşe Yazısı – 21 Ekim 2025


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)