

–♦—♦—♦– KAÇ KEZ ÖLÜR İNSAN –♦—♦—♦–
Yu ellerini ölümün sularında,
Ana rahmi yalnızlığına at beni.
Kimsenin kendi olmadığı bu kentte,
Bütün ülke yalan söylüyor.
– ♦ ♦ ♦ –
Bedenler ayakta duruyor,
Çürüyen ruhlarımızı nasıl arındırcağız?
Terk etti tanrı bizleri,
Nasıl geri yeryüzüne indireceğiz.
– ♦ ♦ ♦ –
Varsa bir cehennem,
Değildir bence ateşten.
Yoksulluktur iliklerine kadar,
Korkudur.
– ♦ ♦ ♦ –
Bizim cezamız anlamak,
Cehennemimiz bilmek.
Ölüme de inanmıyorum artık,
Kaç bin kez ölür ki İNSAN!
– ♦ ♦ ♦ –
Histeri nöbetlerine girmiş gönlüm,
Bu kozmopolit şehrin küçük insanları,
Epistemik adaletsizlik inşa ederler,
Elbirliğiyle.
Postacının yerini alan kargocular,
Bir teslimatın son günü acelesidirler
Ölüm yarışındalar
Gökyüzü gri tonlarda
Soğuk bakışlar….
– ♦ ♦ ♦ –
Her aşk ‘ın bir leylası var
Her fedakarlığın bir İsmail’i
Sahi benim Leylam kim
Yahut İsmail’im ne?
– ♦ ♦ ♦ –
Camilerde Çan, sinegoglarda ezan,
Helle çorbası gibi karman Çorman.
Mezarlıklardan müzik sesleri yükselir,
Pazar yerlerinde sessizlik hakim.
Mevsimlik mi Sevda’yla yaşamım?
– ♦ ♦ ♦ –
İnsansız ordular savaşır,
Bir ileti sesinde.
Prangam sensin yüreğimde görülmez.
Yürü desen koparacak halkalarını
Vapur sallantısı gibi aheste ama kararlı.
Benim denizimde kargalara atılır simitler
Kırlangıçlar daimi, güvercinler misafirler.
Şimdi git, yüreğini girişe bırak, çıkışta bekleyenin var.
– ♦ ♦ ♦ –
Eyüp SUBAŞI


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)