

📰 KÖŞE YAZISI –♦—♦—♦– Tuna’dan Samsun’a Aynı Işık –♦—♦—♦– 📍 Musa Özdemir yazdı 📅 28 Ekim 2025
Tarih, sadece geçmişin tozlu sayfalarına sıkışmış bir bilgi değildir. O, türkülerimizde yankılanan bir ses, kahkahamızda duyulan bir neşe, yıkık köprü taşlarında saklı bir hatıradır. Bir Rumeli’liye “Neden buradasınız?” diye sorsanız, alacağınız cevap bir adres değil, bir kimliktir. Çünkü Tuna boylarında Aliş’imiz var; Yemen Türküsü’ne ağlayışımız, Nasrettin Hoca’ya gülüşümüz hâlâ capcanlıdır.
–♦—♦—♦–
Ama biz sadece geçmişin hatıralarına sığınmayız. Tarih boyunca halkın vicdanı olmuş kahramanlarımızı yaşatırız. Pir Sultan Abdal’ın sesi hâlâ kulaklarımızda: “Siyaset günleri gelip çatmadan, açılın kapılar, şaha gidelim.” Bu çağrı, yalnızca bir isyan değil, bir duruştur; adaletin, özgürlüğün ve onurun sesidir. Halkın ezilmesine razı olmayanların, haksızlık karşısında susmayanların haykırışıdır.
–♦—♦—♦–
Bir diğer dersimiz Köroğlu’ndan gelir. Zalime boyun eğmeyen, hakkı ve adaleti savunan o yiğit, Bolu Beyi’nin karşısında bile sözünü sakınmamıştır. Onun duruşu, sadece bir destanın konusu değil; bugün hâlâ yol gösteren bir vicdan aynasıdır. Bizim Tuna boylarındaki Aliş’imiz, yalnızca suyun serinliğinde değil, Pir Sultan’ın özgürlük çağrısında ve Köroğlu’nun adalet arayışında da yaşar.
–♦—♦—♦–
Ve Hallac-ı Mansur… “En-el Hak” diyerek varlığın özüne ulaşmayı seçen o yüce ruh, bize cesaretin, aşkın ve teslimiyetin tarih boyunca daima var olduğunu hatırlatır. Nesimi’nin mısralarında yankılanan aşk ve özgürlük, Pir Sultan’ın ve Köroğlu’nun duruşuna mistik bir derinlik katar; acıyı, hüzünü, direnişi insanın ruhuna nakşeder.
–♦—♦—♦–
Halkın sözünü ve aşkını Karacaoğlan taşır; aşkı, doğayı ve insanı en yalın hâliyle dillerimize fısıldar. Dede Korkut, milletin hafızasıdır; destanları, öğütleri ve yiğitlikleriyle kimliğimizi korur. Aşık Veysel, sazının teliyle acıyı, sevgiyi ve hayatı bize getirir; “Benim sadık dostum” dediği sazı, halkın kalbinde hep çalar.
–♦—♦—♦–
Tarih, bireysel anıların ötesinde bir direnişin ve yeniden doğuşun hikâyesidir. Yunus’un aşkı, Sarı Saltuk’un cesareti, Hallac-ı Mansur’un yüceliği, Nesimi’nin aşkı, Karacaoğlan’ın türküsü, Dede Korkut’un öğütleri, Aşık Veysel’in sazı, Anıttepe’nin sessiz gururu… Hepsi bu halkın ruhunda yaşamaya devam eder. Samsun’dan doğan güneş hâlâ yolumuzu aydınlatır; Akdeniz’de Yavuz’umuz yüzer, Arda’da, Aras’ta, Zap’ta Nevruz’la, Hıdırellez’le baharı kutlarız.
–♦—♦—♦–
Evet, tarih ağırdır. Bazen uyuduk, bazen unuttuk. Felsefeyi küfür saydık, bilimi hor gördük, hurafeye sığındık. Uykumuz uzun, uyanışımız geç oldu. Ama hiçbir zaman tamamen sönmedik. Çünkü içimizde, Pir Sultan’ın ateşi, Köroğlu’nun sözü, Hallac-ı Mansur’un aşkı, Nesimi’nin cesareti, Karacaoğlan’ın türküsü, Dede Korkut’un öğüdü, Aşık Veysel’in sazı, Mustafa Kemal’in ışığı hep diri kaldı.
–♦—♦—♦–
Ve şimdi…
“Al bizi, al götür bu yaz! Tuna’yı, Bosna’yı özledim biraz.”
Ama sormayın, “Ne işiniz var orada?” diye.
–♦—♦—♦–
Çünkü Tuna boylarında Aliş’imiz var. Samsun’dan yükselen güneşimiz, gözleri gök, yüzü nur Mustafa Kemal’imiz var.
–♦—♦—♦–
Biz buradayız.
Tarihimizle, kültürümüzle, hüzün ve kahkahamızla buradayız. Rumeli’nin hatırası, sadece geçmişe dönük bir nostalji değil; kimliğimizin, duruşumuzun ve geleceğe olan bağlılığımızın en derin ifadesidir.
–♦—♦—♦–
Tuna’dan Samsun’a uzanan o ışık, Pir Sultan’ın cesaretiyle, Köroğlu’nun adaletiyle, Hallac-ı Mansur’un aşkıyla, Nesimi’nin direnişiyle, Karacaoğlan’ın türküsüyle, Dede Korkut’un öğüdüyle, Aşık Veysel’in sazıyla, Mustafa Kemal’in umuduyla hâlâ yanıyor.
–♦—♦—♦–
Bu, bizi biz yapan en büyük hazinedir. Ve o hazineyi yaşatmak, her zaman boynumuzun borcudur.
–♦—♦—♦–
Ötüken’den Semerkand’a, Buhara’dan Yesi’ye, Kerkük’ten Vardar’a, Tuna boylarından Anadolu’ya… At sırtında kıtaları aşan, yüreğinde millet sevdasıyla yurtlar kuran ecdadımızın izinde, biz buradayız.
–♦—♦—♦–
📌 Musa Özdemir / 28 Ekim 2025


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)