

📰 KÖŞE YAZISI –♦—♦—♦– Gölgesinde Kaybolan Adam: Gücün Karanlığında Çürüyen Bir Ömür –♦—♦—♦– ✏️ Musa Özdemir yazdı 📅 22 Kasım 2025
Anadolu’nun sisli bir kasabasında başlayan o hikâye, aslında bugün hâlâ birçok makam odasında fısıltı gibi dolaşır.
Hafız Rıfat,
Bir zamanlar adaletin simgesiydi, sonra gücün esirine dönüştü.
Ama asıl mesele şu:
“Ya hesap günü hiç gelmeseydi?
Ya yanlışları örten perde hiç yırtılmasaydı?”
İşte o zaman felaket çok daha sessiz, çok daha derinden büyürdü.
Çünkü çürüme denilen şey, bazen duvar yıkılmazdan önce kalpte başlar.
–♦—♦—♦–
Gücüne Güvenen, Gölgesinde Kaybolur
Hafız Rıfat hapse girmeseydi, kasabayı yönetiyor sanmaya devam ederdi.
Aslında yönetmeye değil, çürümeye doğru koşardı.
🌕 İstişareyi unutan,
🌕Kimseyi dinlemeyen,
🌕Her sözü tehdit sanan,
🌕Her eleştiriyi düşmanlık gören
bir adam hâline gelirdi.
Gücün büyüdükçe insan küçülür.
Gölgeler uzadıkça gerçekler kısalır.
Ve en tehlikelisi;
Kendini kaybettiğini fark edemez.
–♦—♦—♦–
Koltuk Adamı Büyütmez; İçindeki Karanlığı Büyütür
Bir koltuk insana güç verir ama karakter vermez.
Karakteri olan güçlenir, karakteri çürük olan şımarır.
Hafız Rıfat’ın hikâyesi şunu açıkça gösteriyor;
Güç, adamı ya adam eder ya da yerin dibine sokar.
İstişareyi yok sayan, etrafına duvar ören, herkesi susturup kendini alkışlatan, aslında kendi sonunu kendi eliyle hazırlar.
Çünkü en büyük çöküş, insanın kendi sesinden başka bir sesi duyamadığı andır.
–♦—♦—♦–
Güveni Kaybedenin Makamı Ayakta Dursa Ne Olur?
Halkın gücü, sandıktan önce kalpte saklanır.
Kalbi kaybeden, aslında her şeyi kaybetmiştir.
Hafız Rıfat’ın gücü sürseydi bile;
kasaba onu sırtından değil, içinden silmişti.
Etrafında diz çöken çok olurdu ama gönlünde yer eden kimse kalmazdı.
Saygı zorla alınırdı ama sevgi sonsuza dek kapanırdı.
Ve bir yönetici için en ağır ceza budur;
Gücü varken bile yapayalnız kalmak.
–♦—♦—♦–
Stres Değil, Vicdan Yorar
İç huzurunu kaybetmiş bir yönetici;
sinirli, tahammülsüz, saldırgan bir gölgeye dönüşür.
Küçücük meseleler bile onun için savaş sebebi olur.
En yakınındakileri kırar, en değer verdiklerini üzer, sonra da farkında bile olmaz.
Bir gün aynaya bakıp hakikati görür;
“Hayatı ben değil, ben herkesi yoruyorum.”
Ama o gün geldiğinde çok şey bitmiştir.
Çünkü tüketen bir insanın yanında kimse uzun süre kalmaz.
Hafız Rıfat’ın hapse düşmesi kaderdi, ama asıl mahkûmiyet yıllar önce başlamıştı.
Gücünü adaletten değil, gölgesinden alan herkes gibi
O da kendi karanlığına tutsak oldu.
Bugün o kasabada anlatılan tek cümle vardır:
“Makam geçer, gölge söner; ama kaybedilen güven asla geri gelmez.”
–♦—♦—♦–
✍️ Musa Özdemir / 22 Kasım 2025


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)