Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

DEMOKRASİ VİTRİNİ, YAĞMA TEZGAHI…

DEMOKRASİ VİTRİNİ, YAĞMA TEZGAHI…

KÖŞE YAZISI Demokrasi Vitrini, Yağma Tezgahı… Musa Özdemir yazdı / 14 Aralık 2025

Küresel güçler, harita üzerinde ülke silmez;
insanı siler, iradeyi siler, onuru siler.

Libya’da olan tam olarak buydu.
Kaddafi’ye sadece bir lider olarak saldırmadılar;
bir ülkeye, bir halkın egemenliğine saldırdılar.

Çölün ortasında, kameralar önünde,
bir devlet başkanına yapılan şey infazdan ibaret değildi.
Bu, açık bir siyasi tecavüzdü.
Bir ülkenin bağımsızlığına,
bir halkın kaynak benimdir deme hakkına yapılan bir tecavüz,

Dünyaya da bunu özgürlük diye pazarladılar.

Bu bir ilk değildi.

Hatırlayın Mısır’ı…
Enver Sedat.

Batı’nın ılımlı, makul, barışçı diye pazarladığı bir liderdi.
Ama çizgiden bir milim saptı mı?
Milli bayramda, ordunun gözü önünde,
kendi askerleri tarafından seyirlik bir infazla öldürüldü.

Mesaj netti;
Bizim dengemizi bozarsan,
seni alkışladığımız kürsüden alır,
tabutla indiririz.

Kaddafi de bu mesajı biliyordu.
Ama yine de dedi ki;
Petrol Libyalınındır.
Faiz haramdır.
Borç, esarettir.
Libya kimsenin arka bahçesi değildir.

İşte suç dosyası buydu.

O yüzden mesele hiçbir zaman;
insan hakları olmadı,
basın özgürlüğü olmadı,
kadın hakları hiç olmadı.

Mesele kontroldü.
Mesele paylaşımdı.
Mesele, petrol kuyusunun başında kimin duracağıydı.

Kaddafi zamanında Libya’da;
Elektrik ücretsizdi.
Faiz yoktu.
Petrol halkındı.
Devletin dış borcu yoktu.
Buna diktatörlük dediler.

Sonrası mı?
“Demokrasi” geldi.
Ülke üçe bölündü.
Aşiretler silahlandı.
Petrol kuyularını bu kez Libyalılar değil,
çok uluslu şirketlerin özel orduları korudu.

Bugün hâlâ utanmadan soruyorlar.
Libya neden toparlanamıyor?

Çünkü mesele toparlanmak değil.
Mesele, paylaşılan ganimetin düzenini korumak.

Kaynak halka giderse diktatörsün.
Kaynak şirketlere giderse demokratsın.

Libya bunun yaşayan kanıtıdır.

Bir ülke düşünün;
Enerji, maden, su, petrol,
Anayasada milletindir yazar,
ama ihale listelerinde hep yabancı isimler vardır.

İşte makbul ülke olmanın kriteri budur.

Ve şimdi,
Tommy Barrack’ın itiraflarıyla gerçek daha da çıplaklaştı;

İstediklerini verdiğinde,
sana sadece yatırım değil,
meşruiyet de bahşediyorlar.

“Demokrat” ilan ediliyorsun.
“Stratejik ortak” oluyorsun.
Vitrinde yerin hazır oluyor.

Ama vermediğinde?
Bir gecede diktatör olursun.
Bir gecede hedefe konursun.
Bir gecede “özgürleştirilecek ülke” listesine girersin.

Libya direnmeye kalktı.
Bedelini ödedi.

Bugün bize örnek diye anlatılan şey demokrasi değil,
ibretlik bir teslimiyet hikâyesidir.

Ve hâlâ soruyorum;
Kaynağı halkına bırakan mı diktatördür,
yoksa ülkesini pazarlayan mı?

Bugün demokrasi diye sunulan şey;
bir teslim tutanağıdır.

Altında halkın değil,
şirketlerin imzası vardır.

Gerisi,
Sadece hikâye.

✍️ Musa Özdemir / 14 Aralık 2025

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL