Manşetten Düşenler Siyaset Yazarlar

AYNI SENERYO, AYNI FİTNE: DEĞİŞEN SADECE İSİMLER

AYNI SENERYO, AYNI FİTNE: DEĞİŞEN SADECE İSİMLER

KÖŞE YAZISI Aynı Senaryo, Aynı Fitne: Değişen Sadece İsimler Musa Özdemir yazdı / 21 Aralık 2025

Türkiye’de son on yılda yaşananlara dikkatle bakan herkes şunu net biçimde görür.
Bu ülkede devlet refleksi güçlenen, milli çizgide derinleşen her isim, belli aralıklarla aynı kirli senaryonun hedefi hâline getiriliyor.

İsimler değişiyor, yöntemler değişmiyor.
Bir dönem bu senaryonun merkezinde Süleyman Soylu vardı.

Cumhurbaşkanı’nın yerine geçmek istiyor,
“Parti kuracak”,
“AK Parti’yi bölecek” dediler.
Ne oldu?
Hiçbiri olmadı.
Görev süresi bitti, siyasete kaldığı yerden devam etti. Bugün hâlâ AK Parti saflarında milletvekili.
Şimdi aynı senaryo, aynı fitne dili, bu kez Hakan Fidan üzerinden sahneleniyor.

Bu Hikâye Yeni Değil

Hakan Fidan ismi bu ülkenin hafızasında yeni değildir.
Onu hedefe koyanlar, geçmişte de aynı merkezlerden beslendi.
Hatırlayın: MİT TIR’ları olayı.
Türkiye’nin sınır güvenliği ve istihbarat hamleleri açıkça deşifre edilmek istendi.

Amaç; Türkiye’yi  dünyaya “terörle yan yana” göstermek, devlet aklını felç etmek, MİT’i ve başındaki ismi itibarsızlaştırmaktı.
Ardından 17-25 Aralık operasyonları geldi.
Yargı ve emniyet içine sızmış bir yapı, sözde yolsuzluk kılıfı altında siyasi iradeye operasyon çekti.

Hedef yalnızca hükümet değildi; hedef, Türkiye’nin bağımsız karar alma kapasitesiydi.
Ve nihayet, bu zincirin en kanlı halkası: 15 Temmuz darbe girişimi.
Tanklarla, uçaklarla, silahlarla yapılan saldırı; yıllardır süren algı, yargı ve istihbarat operasyonlarının son perdesiydi.

Ortadoğu Bataklığı ve Çıkış Mücadelesi

Bir başka rahatsızlık kaynağı da şudur.

Türkiye, bir dönem Ahmet Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” adı altında izlediği politikalarla Ortadoğu’nun karmaşık ve tehlikeli denklemlerinin içine fazlasıyla çekildi.
Bugün yapılan şey; o kontrolsüz savrulmanın hasarını toparlama, Türkiye’yi yeniden akılcı, güvenlik merkezli ve devletçi bir dış politika zeminine oturtma çabasıdır.
Hakan Fidan’ın Suriye sahasında;
SDG–PKK hattında,
terör koridoru planlarına karşı
net, sert ve tavizsiz duruşu
işte tam da bu yüzden birilerini rahatsız ediyor.
Bu rahatsızlık sadece içeride değil.
Küresel emperyalist merkezler de bu yeni Türkiye refleksinden hoşnut değil.
Çünkü karşılarında artık talimat alan değil, oyun bozan bir Türkiye var.

Koro Aynı, Sesler Tanıdık

Bugün bakıyorsunuz;
DEM Parti,
SDG–PKK çizgisi,
CHP,
AK Partili görünümlü troller
ve malum muhalefet korosu
aynı anda Hakan Fidan’ı hedefe koyuyor.
Hatta işi daha da ileri götürüp,
Cumhurbaşkanımıza ayar verir gibi
“Git, Hakan Fidan’a müdahale et” deme cüretini gösterenler var.

Soruyorum;
Bu kadar eş zamanlı saldırı tesadüf mü?
Yoksa planlı bir itibar suikastı mı?

Sadakat, Devlet Aklı ve Gerçek

Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, görevinin başındadır.
Ve Recep Tayyip Erdoğan’a tam sadakatle, tam güvenle bağlıdır.

Cumhurbaşkanımızın “sır küpüm” dediği,
devletin en mahrem süreçlerini emanet ettiği
birkaç isimden biridir.
Bunun değişeceğini sananlar,
fitne üretenler,
kulaktan dolma senaryolarla siyaset mühendisliği yapanlar
yalnızca zavallıdır.

Dün Süleyman Soylu için yazılan senaryolar çöktü.
Bugün Hakan Fidan için yazılanlar da çökecek.
Çünkü bu ülkede artık
algı operasyonları değil,
devlet iradesi kazanıyor.
Her söylediğiniz yalan çıktığı gibi,
bu da yalan,
bu da hüsran olacak.
Ne yapsanız boş.

✍️ Musa Özdemir / 21 Aralık 2025

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL