

KÖŞE YAZISI ♦ Yalın Ayak Yürüyen Hakikat Bişr-i Hâfî… ♦ Musa Özdemir yazdı / 10 Ocak 2026
Tasavvuf tarihinin en çarpıcı isimlerinden biri.
Adı çok geçer ama hikmeti çoğu zaman eksik anlaşılır.
“Hâfî” derler ona.
Yalın ayak demektir.
Ama bu yalın ayaklık, sadece bir tercih değil; bir tevazu hâli, bir kulluk idraki, bir hesap bilincidir.
–♦—♦—♦–
Rivayet edilir ki Bişr-i Hâfî, tövbesinden önce şarap içen, geceleri meyhanelerde tüketen, gündüzleri sarhoş dolaşan bir adamdır.
Zaman zaman kendini kaybeder, yalın ayak sokaklara düşer, dağlara kaçar.
İnsanlar bakar,
Ama bakmakla görmek arasındaki farkı çoğu bilmez.
Çünkü biz genelde etiketlemeyi severiz.
Bakıp hüküm veririz.
Bakıp damgalarız.
Bakıp “ondan bir şey olmaz” deriz.
–♦—♦—♦–
Ama Allah bakarken kalbe bakar.
Bir gece,
Basra’da,
Bişr-i yine içmiştir.
Meyhaneden çıkar, ayakta duracak hâli yoktur.
Gece yarısıdır, gökyüzü boşanır gibi yağmur yağmaktadır.
Sağa sola sallanarak yürürken ayağı tökezler ve çamurun içine düşer.
İşte tam orada,
Çamurun içinde bir şey görür.
Hayvan derisine yazılmış bir yazı,
Alır eline.
Sarhoştur ama şuuru tamamen kaybolmamıştır.
Okur; “Bismillahirrahmanirrahim.”
–♦—♦—♦–
İşte o an,
Her şey değişir.
Bu yazının çamurun içinde olmasına gönlü razı olmaz.
Onu alır, temizler, saygıyla başının üzerine koyar.
Sarhoş ama imansız değildir.
Günahkâr ama kalbi mühürlü değildir.
Ve Allah, kulunun bu saygısını boş bırakmaz.
İşte Bişr o geceden sonra Bişr-i Hâfî olur.
Yalın ayak yürümeye başlar.
–♦—♦—♦–
Çünkü artık dünyaya değil, hesaba bakmaktadır.
Burada durup düşünmek gerekir.
Biz bugün ne yapıyoruz?
Birini görünce;
– “Şu şöyle…”
– “Bu böyle…”
– “Bundan adam olmaz…”
Hangi yetkiyle?
İnsanları hor görüyoruz.
Başı açık diye…
Kapalı diye…
Günahı var diye…
Yanlışı var diye…
Oysa iman, bir anda sönen bir mum değildir.
Bazen küllenir ama içten içe yanmaya devam eder.
–♦—♦—♦–
Ben, piyasadaki bazı “iman muhasebecileri” gibi düşünmüyorum.
İnsanları damgalamak bizim haddimiz değildir.
Cennet de Allah’ındır, cehennem de…
Kime neyi, ne zaman, hangi sebeple nasip edeceğini biz bilemeyiz.
“Bunda iman var, bunda yok” demek;
Allah adına konuşmaktır.
Ve kimse Allah hakkında hüküm veremez.
–♦—♦—♦–
Allah’ın neyi affedeceğini biliyor musun?
Kimin duasını kabul edeceğini biliyor musun?
Hangi kalbin, hangi gecede kırıldığını biliyor musun?
Soruyorlar bazen;
“Zamanın kutbu kim?”
Biz ne bilelim,
İlla sarıklı, sakallı olmak zorunda mı?
Belki de kimsenin yüzüne bakmadığı bir adam,
Belki bir köşede sessizce ağlayan bir genç,
Belki çöpten evine bir şeyler götürmeye çalışan bir anne,
Belki en temiz secde, kimsenin görmediği bir yerde ediliyordur.
–♦—♦—♦–
Bişr-i Hâfî bize şunu öğretir.
Hakikat bazen çamurun içindedir.
Ve biz, onu en çok temiz sandığımız ellerle kirletiriz.
Yalın ayak yürüyenler,
genelde en ağır yükü taşıyanlardır.
–♦—♦—♦–
✍️ Musa Özdemir / 10 Ocak 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)