DEVLET SEN DEĞİLSİN, BAKAN BEY

DEVLET SEN DEĞİLSİN, BAKAN BEY

KÖŞE YAZISI Devlet Sen Değilsin, Bakan Bey Musa Özdemir yazdı / 15 Ocak 2026

“Her şeyi devletten beklemeyin” diyor Mehmet Şimşek.
Bunu söylerken sanki devleti temsil eden bir kamu görevlisi değil de, kendi cebinden hayır yapan bir vakıf başkanı gibi konuşuyor.

Oysa hatırlatalım; Devlet sen değilsin.
Sen, vatandaşın vergisiyle ayakta duran bir mekanizmanın emanetçisisin.

Gelin, biraz daha yakından bakalım şu “güllük gülistanlık” denilen ekonomik tabloya.
Bugün bu ülkede insanlar kirasını ödeyemiyor.

Asgari ücretlinin maaşı, daha ayın ortasında buharlaşıyor.
Bir evin kirası neredeyse bir maaşı yutuyor.

Elektrik, doğalgaz, su faturası;
insanın boğazına çökmüş durumda.
Çocuklar okutulamıyor.
Üniversite hayali kuran genç, “acaba aileme yük olur muyum” diye düşünüyor.
Servis, kitap, kırtasiye, yemek,
Eğitim artık lüks haline gelmiş durumda.
Devlet okulu bile pahalı, özel okul ise hayal.
Pazara çıkan anne, fileyi yarıya kadar dolduramıyor.
Kasap vitrinine bakılıyor ama girilmiyor.

Meyve-sebze tane ile alınır oldu.
Bu mudur anlattığınız istikrar?
“Enflasyon düşüyor” diyorsunuz.
Kâğıt üzerinde düşüyor olabilir.
Ama mutfakta, pazarda, kirada, okul masrafında her gün artıyor.

İnsanlar rakamlarla değil, hayatla yaşıyor.
“Her şeyi devletten beklemeyin” diyorsunuz.

Peki devlet her şeyi vatandaştan beklerken bu normal mi?
Vergiyi biz ödüyoruz.
Harç bizden.
Ceza bizden.
KDV, ÖTV, MTV…
Devletin kasasına giren her kuruş, bu milletin cebinden çıkıyor.
O hâlde vatandaşın da devletten insanca yaşamayı bekleme hakkı vardır.
Bu bir lütuf değil, sosyal devlet olmanın gereğidir.

Emekliye bakın.
Yıllarca çalışmış, primini yatırmış, devlete yük olmamış.
Bugün geldiğimiz noktada emekli, İŞKUR kapılarında iş arıyor.
Yetmişine gelmiş insanlar “gündelik iş bulur muyum” diye sıraya giriyor.
Bu tabloyu hangi ekonomi kitabı anlatır?

Diyorsunuz ki;
Emekliye yapılan zam devlete 70 milyar liraya mal oldu.

Peki ben de soruyorum;
Şehir hastaneleri nedeniyle 7 şirkete ödenen 111 milyar lirayı nasıl açıklıyorsunuz?

Dört milyon emekliye verilen 70 milyar yük,
yedi şirkete verilen 111 milyar zorunluluk mu?

Vergi affı kime?
Yapılandırma kime?
Faiz silme kime?
Küçük esnafın boğazına çökülürken,
iktidara yakın büyük sermaye gruplarının borçları neden pamuk gibi sarılıyor?

MÜSİAD salonlarında yüzler gülüyor.
Çarşıda kepenkler kapanıyor.

Bir tarafta garanti ödemeler, dövizli sözleşmeler;
diğer tarafta borçla yaşayan milyonlar.

Her şeyi devletten beklemeyin
diyorsunuz ya,

O yedi şirket de her şeyi devletten beklemesin o zaman.
Garanti ödemeler bitsin.
Risk vatandaşa, kâr yandaşa düzeni sona ersin.

Devlet; yandaş müteahhidin sırtını sıvazlayan bir kasa değildir.
Devlet;
kirasını ödeyemeyen babanın,
çocuğunu okutamayan annenin,
geçinemeyen emeklinin güvencesi olmak zorundadır.
Siz bunu yapmıyorsunuz.
Adaleti değil,
dengeyi değil,
hakkaniyeti değil;
sermayeyi koruyorsunuz.
Ve sonra çıkıp diyorsunuz ki;

Her şeyi devletten beklemeyin.

Hayır Bakan Bey.
Bu millet sizden sadaka değil,
kendi alın terinin hesabını soruyor.

Devlet sen değilsin.
Devlet bu millettir.

✍️ Musa Özdemir / 15 Ocak 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL