

KÖŞE YAZISI ♦ Musul: Kopartılan Toprak, Kopmyan Gönül… / 19 Ocak 2026
Musul,
Bir şehir ismi değildir sadece.
Bir hatıradır.
Bir sızıdır.
Bir yaradır.
Ve en çok da, hâlâ kapanmamış bir “gönül defteri”dir.
–♦—♦—♦–
Bugün Musul’da yürürken insanın ayağı yere basar ama kalbi geçmişe takılır. Çünkü bu sokaklarda sadece taş evler yoktur; tarihin izleri, milletin duası, medeniyetin nefesi vardır. Burada her duvar, her kapı tokmağı, her eski çeşme bize şunu fısıldar.
–♦—♦—♦–
“Bu şehir yalnız bırakılmadı, yalnız bırakılmamalı…”
Musul, Mezopotamya’nın bereketli topraklarında doğmuş kadim bir şehir,
Hz. Yunus’un emanetiyle kutsanmış, Hazreti Ömer devrinde İslam’la tanışmış,
Yavuz Sultan Selim’den itibaren asırlarca Osmanlı’nın bir parçası olmuş bir yurt.
–♦—♦—♦–
Yüzyıllarca aynı ezanın gölgesinde, aynı kıblenin huzurunda yaşamış halkların şehridir Musul,
Arap’ı, Kürt’ü, Türkmen’i; Sünni’si, Şii’si,
Farklılıklarıyla birlikte bir medeniyetin parçası olmuş, bir arada yaşamanın örneğini vermiş bir coğrafyadır.
Ama sonra,
Bir devrin kapanışında, bir başka devrin karanlığında,
Musul elden çıktı.
O gün sadece bir şehir kaybedilmedi.
O gün, bir milletin kaderine “sınır” çizildi.
O gün, tarih masalarında haritalar değişti ama gönüller yerinden oynamadı.
–♦—♦—♦–
Musul’un üzerine gölge gibi düşen şey, yalnızca savaş değildi.
Petroldü. Hesaptı. Paylaşımdı.
Büyük devletlerin “menfaat” dediği, milletlerin “vatan” dediği yerde, adalet her zaman yerini bulmadı.
–♦—♦—♦–
Lozan’da Musul masası kurulduğunda mesele bir şehir değildi.
Mesele; Misak-ı Millîydi.
Mesele; “vazgeçilemeyecek toprak” denen bir yemin idi.
Olmadı.
Olmadı çünkü o masalarda çoğu zaman haklı olan değil, güçlü olan konuşur.
Ve Musul, tarihin o keskin virajında güç dengelerinin kurbanı oldu.
–♦—♦—♦–
Bugün Musul başka bir devletin sınırlarında olabilir.
Ama biz biliyoruz ki Musul, başka bir milletin kalbinde yaşamaya devam ediyor.
–♦—♦—♦–
İşte bu yüzden bugün buradayız.
Biz Tokat’tan kalkıp Musul’a sadece bir protokol imzalamaya gelmedik.
Biz buraya geçmişin yarasını kaşımaya değil, geleceğin merhemini sürmeye geldik.
–♦—♦—♦–
Kardeş şehir protokolü dediğiniz şey, bazılarına göre bir “evrak”tır.
Bize göre ise bir “gönül köprüsü”dür.
Çünkü kardeş şehir;
şehirlerin birbirine benzemesi değildir,
kalplerin birbirini tanımasıdır.
–♦—♦—♦–
Musul ile Tokat arasında imzalanan her cümle;
kültürde, turizmde, ekonomide, eğitimde, basında, gençlikte yeni bir kapı demektir.
–♦—♦—♦–
Ama daha önemlisi şudur.
Bu imza, tarihe şunu söylemektir.
Biz kopmadık,
Biz unutmadık,
Biz vazgeçmedik,
Zaman değişti, haritalar değişti.
Fakat Türk’ün hafızası değişmedi.
Çünkü biz biliriz ki;
Bazı şehirler kaybedilmez,
Sadece başka bir yerde yaşamaya devam eder.
Musul işte öyle bir şehirdir.
Bugün Musul’un sokaklarında gezerken şunu hissettim.
Burada yalnızca taş konuşmuyor.
Burada tarih konuşuyor.
–♦—♦—♦–
Ve tarih bize şunu hatırlatıyor.
Dün kaybettiklerimizi yarın ancak birlikle, kardeşlikle, akılla telafi edebiliriz.
Bu ziyaret;
bir fotoğraf karesi, bir program akışı, birkaç nezaket cümlesi değildir.
–♦—♦—♦–
Bu ziyaret;
geçmişten bugüne uzanan bir vefa yürüyüşüdür.
–♦—♦—♦–
Musul’a bakınca sadece dün görülmez,
Musul’a bakınca yarın da görülür.
–♦—♦—♦–
Bizim temennimiz şudur.
Bu topraklarda artık savaş değil, huzur büyüsün…
Ayrılık değil, kardeşlik güçlensin…
Karanlık değil, umut artsın…
Ve Musul…
yeniden gülsün.
Çünkü Musul gülerse, bu coğrafya nefes alır.
Saygıyla…
–♦—♦—♦–
✍️ Musa Özdemir / 19 Ocak 2026
Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)