BİR BABANIN ÇIĞLIĞI, BİR LİDERİN VİCDANI…

BİR BABANIN ÇIĞLIĞI, BİR LİDERİN VİCDANI…

KÖŞE YAZISI Bir Babanın Çığlığı, Bir Liderin Vicdanı… / 04 Şubat 2026

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in grup toplantısında dile getirdiği sözler, sıradan bir siyasi polemik değildi.
O kürsüden yükselen cümleler, yıllardır duyulmak istenmeyen bir baba feryadını yeniden Türkiye’nin gündemine taşıdı.
Adı Burak Oğraş.
Bir babanın 14 yıldır değişmeyen iddiası,

Oğlum görmemesi gereken bir şey gördü, oğlumu boş havuza attılar.
Bu cümle, siyaset üstüdür.
Bu cümle, parti üstüdür.
Bu cümle, insanlığa dairdir.
Ve tam bu yüzden şunu açıkça söylemek gerekir.

Siyasi görüşüm ayrı olabilir, ama hiç önemli değil.
Bir genel başkan, grup toplantısında yıllardır süren bir çığlığı dile getiriyorsa, buna kulak vermek vicdan borcudur.
Seversiniz, sevmezsiniz, Ama bu tutum takdiri hak eder.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisinin liderine de bu yakışır.

Özgür Özel’in konuşmasında, adı Epstein belgeleriyle anılan Fettah Tamince ve Rixos Otelleri üzerinden bu iddiayı hatırlatması, yıllardır üzeri örtülmüş bir dosyanın yeniden kamuoyu önüne gelmesi demektir.
Çünkü mesele bir otel zinciri değil, mesele bir cevapsızlık zinciridir.

Bir baba 14 yıldır bağırıyorsa ve hâlâ net bir cevap alamıyorsa, orada sadece bir aile dramı yoktur; sistemsel bir körlük vardır.
Dahası var,
Olayın yaşandığı dönemde görev yapan bazı kamu görevlilerinin daha sonra FETÖ bağlantıları nedeniyle adli süreçlerden geçmesi, o dönemin Antalya emniyet yapılanmasına dair soru işaretlerini daha da büyütmektedir.
Otel güvenliği, olay yeri süreci, ilk tutanaklar, ilk değerlendirmeler,
Bunların hiçbiri kamu vicdanını tatmin edecek açıklıkta değildir.
Bu sis perdesi dağılmadıkça, şüphe büyür.
Şüphe büyüdükçe, vicdan rahat etmez.
İşte Özgür Özel’in yaptığı tam da budur.
Unutturulanı hatırlatmak.
Susturulanı konuşturmak.
Görmezden gelineni görünür kılmak.
Bu bir siyasi hamle değil, vicdani bir çağrıdır.

Çünkü adalet sadece mahkeme kararlarıyla değil, kamu vicdanının ikna olmasıyla sağlanır.
Ve kamu vicdanı, cevapsız dosyaları affetmez.

Burada kimsenin ismi, sıfatı, gücü, serveti önemli değildir.
Önemli olan şudur.
Bir çocuk neden öldü ve ailesi neden hâlâ cevap arıyor?

Eğer bu soruya net, şeffaf ve ikna edici bir cevap verilemiyorsa, bu konu her kürsüde konuşulmalıdır.
Kim rahatsız olursa olsun.
Bir annenin daha ağlamaması için,
Bir babanın daha 14 yıl kapı kapı dolaşmaması için,
Siyaset tam da bunun için vardır.

Özgür Özel’in grup toplantısında yaptığı budur.
Bazı dosyalar vardır; kapatıldıkça değil, açıldıkça adalete yaklaşır.
Bazı yaralar vardır; unutuldukça değil, hatırlandıkça iyileşir.

Bugün hatırlanan şey sadece Burak Oğraş değildir.
Bugün hatırlanan şey, bu ülkede hâlâ vicdanın konuşabildiğidir.
Ve bu, herkese umut olmalıdır.

✍️ Musa Özdemir / 04 Şubat 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL