

KÖŞE YAZISI ♦ Boğaz’da Bir Devir Teslimi mi, Bir Değer Kaybı mı? / 25 Şubat 2026
Mesele Kimin Aldığı mı, Neden Satıldığı mı?
117 dönümlük satışın ardındaki büyük soru?
Boğaz kıyısında 117 dönüm,
171,5 milyon dolar,
Peşin ödeme,
Rakam büyük.
Arazi büyük.
Tartışma daha da büyük.
–♦—♦—♦–
Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş., İstanbul Beykoz’daki arsasını Çelikler Taahhüt İnşaat ve Sanayi A.Ş.’ye sattı. Alıcı tarafında kamuoyunun yakından tanıdığı Tahir Çelik var.
Konsorsiyumda Ferhat Nasıroğlu ve Hasan Gürsoy isimleri anılıyor.
Elbette herkes kim aldı? sorusuna kilitlendi.
Oysa asıl sorulması gereken soru şu değil mi?
Neden satıldı?
–♦—♦—♦–
Burası Sıradan Bir Arsa Değildi
Beykoz’daki o toprak, Cumhuriyet’in sanayi hafızasıdır.
1934’te temeli atılan, 1935’te üretime başlayan Türkiye’nin ilk cam fabrikasının yeridir burası.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulan, genç Cumhuriyet’in Üreten Türkiye vizyonunun somutlaşmış hâlidir.
Günde 25 bin şişe,
Şekerlikler,
Gaz lambaları,
İlaç şişeleri,
Bir ülkenin ithalata bağımlılıktan kurtulma iradesi.
Bugün satılan yalnızca bir arsa değildir.
Bir sanayi sembolünün mekânıdır.
Ekonomi mi,
Tercih mi?
Tehdit mi?
–♦—♦—♦–
Şirketler varlık satar. Bu doğaldır.
Nakit ihtiyacı olur, yatırım planı değişir, bilanço dengesi gözetilir.
Ama burada konuştuğumuz yer sıradan bir fabrika parseli değil.
Boğaz’ın en kıymetli noktalarından biri.
–♦—♦—♦–
171,5 milyon doların peşin ödenmesi, bir taraf için güçlü bir alım iştahını; diğer taraf için ciddi bir satış ihtiyacını gösterir.
Bir finansal zorunluluk mu?
Stratejik bir yeniden yapılanma mı?
Yoksa değerli gayrimenkullerin nakde çevrilmesi sürecinin yeni bir halkası mı?
Bu sorular sorulmadan mesele anlaşılmaz.
–♦—♦—♦–
Sanayiden Gayrimenkule
Son yıllarda Türkiye’de üretim alanlarının turizm ve konut projelerine dönüşmesi sıradanlaştı.
1983’ten beri imar planlarında “turizm alanı” olarak işaretlenen bu bölge, yıllardır projelerin odağındaydı.
Şimdi o sayfa tamamen açılıyor.
Peki Türkiye neyi büyütmek istiyor?
Sanayiyi mi?
Turizmi mi?
Yoksa arsayı mı?
Sanayi hafızası korunmadan kalkınma mümkün müdür?
–♦—♦—♦–
Hafıza Satılır mı?
Burası müze olamaz mıydı?
Endüstriyel miras alanı yapılamaz mıydı?
Cumhuriyet’in ilk sanayi hamlesini anlatan bir kültür merkezi olamaz mıydı?
Avrupa’da terk edilen fabrikalar kültür merkezine dönüşürken, biz neden hafızayı arsaya indiriyoruz?
Bir ülkenin ekonomik tercihleri, aynı zamanda zihniyet tercihidir.
Bugün bu satış, sadece bir şirketin bilanço hamlesi değildir.
Aynı zamanda Türkiye’nin üretim anlayışına dair bir göstergedir.
–♦—♦—♦–
Mesele kişiselleştirilmemeli.
Ama mesele küçümsenmemeli de.
Boğaz’da 117 bin metrekarelik alan el değiştirdi.
Ancak asıl değişen şey şu olabilir.
Üreten Türkiye’den, değerli toprağını nakde çeviren Türkiye’ye doğru bir yönelim.
Bazen bir satış, rakamlardan ibaret değildir.
Bazen bir satış, bir dönemin kapanışıdır.
Ve biz gazeteciler için görev şudur.
Sadece kim aldıyı değil,
Neden satıldı yı da sormak.
–♦—♦—♦–
Musa Özdemir / 25 Şubat 2026


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)