SIZINTININ GÖLGESİNDE SAVAŞ

SIZINTININ GÖLGESİNDE SAVAŞ

KÖŞE YAZISI Sızıntının Gölgesinde Savaş / 02 Mart 2026

Suya düşen yılana sarılır…

Bazen savaş, ilk füze atılmadan kaybedilir.
Bazen bir harekât, daha başlamadan okunur.

Son günlerde uluslararası basına yansıyan iddialar, tam da bunu söylüyor. The New York Times ve Politico’nun haberlerine göre Rus istihbaratı, Amerika’nın İran’a yönelik kapsamlı saldırı planını Tahran’a iletti.
Hedef koordinatları, zamanlamalar, konuşlanma noktaları,

Eğer bu doğruysa mesele bir bilgi sızıntısından ibaret değildir.
Bu, modern savaşın temel avantajının sürpriz etkisinin ortadan kalkmasıdır.

Operation Desert Storm’dan bu yana Amerikan askeri doktrini, ilk darbenin şokuna dayanır. Hedef şaşırır, savunma çöker, psikolojik üstünlük sağlanır. Fakat saldırıyı bekleyen bir hedef varsa; o savaş artık askeri değil, stratejik bir satrançtır.

Aralık 2025’te Rusya ile İran arasında imzalanan 500 milyon euroluk silah anlaşması da bu tablonun parçası. Financial Times sözleşme detaylarını yayımladı: 500 Verba MANPADS rampası ve 2.500 adet 9M336 füzesi. Bu, S-300’den bu yana İran’a yapılan en büyük hava savunma transferi.

Bir ülke hem hedefi gösteriyor,
hem de o hedefe karşı kullanılacak kalkanı satıyor.

Bu sıradan bir silah ticareti değildir.
Bu, jeopolitik bir hesaplaşmadır.

Tabloya Çin’i eklediğinizde resim daha da netleşiyor. Reuters’ın aktardığına göre Pekin, İran’a CM-302 süpersonik gemisavar füzelerinin transferini tamamlamak üzere. Ses hızının üç katı Deniz gücünü hedef alan bir tehdit.

Rusya istihbarat sağlıyor.
Rusya hava savunması veriyor.
Çin deniz hattını güçlendiriyor.

Ortada resmî bir ittifak yok.
Ama fiilî bir senkronizasyon var.

Peki amaç ne?

Moskova ve Pekin’in İran’ın zaferine ihtiyacı yok.
Onların ihtiyacı olan şey, Amerika’nın maliyetidir.

İsfahan’a atılan her füze, Pasifik’te eksilen bir mühimmat demektir.
Her yoğun operasyon, yıllarca doldurulamayacak stoklar demektir.
Her uzun savaş, küresel dengede açılan bir gedik demektir.

İran savunulmuyor.
İran konumlandırılıyor.

Direnecek kadar silahlandırılıyor.
Hazırlanacak kadar bilgilendiriliyor.
Ama kazanacak kadar değil.

En optimal sonuç ne olur bu saatten sonra,
Amerika kazanır.
Ama bir daha aynı bedeli ödeyemez,

Diplomasi hâlâ masada. Umman üzerinden yürüyen temaslar, Viyana’daki teknik görüşmeler
Saat işliyor.
Fakat istihbarat hasarı geri alınamaz.

Bugün artık soru Amerika İran’ı vurabilir mi? değildir.
Asıl soru şudur?
Planı önceden okunmuş bir harekâtı başlatmak ne kadar rasyoneldir?
Ve daha önemlisi
Bu savaş kimin savaşıdır?

Ortada üç başkent var: Moskova, Pekin ve Tahran.
Resmî bir blok yok.
Ama ortak bir hedef var.

Amerikan gücünün maliyetini maksimuma çıkarmak.
Tarih bize şunu öğretir.
Savaşın kaderini bazen cephedeki asker değil, masadaki dosya belirler.
Ve bazen bir sızıntı, bir ordudan daha güçlüdür.

Musa Özdemir / 02 Mart 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL