ATEŞ ÇEMBERİNDE DÜNYA, BARIŞA HASRET İNSANLIK…

ATEŞ ÇEMBERİNDE DÜNYA, BARIŞA HASRET İNSANLIK…

KÖŞE YAZISI Ateş Çemberinde Dünya, Barışa Hasret İnsanlık… / 02 Mart 2026

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı son açıklama, sıradan bir siyasi değerlendirme değildir.
Bu sözler, küresel bir kırılmanın eşiğinde olduğumuzu hatırlatan sert bir uyarıdır.

Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması küresel bir savaşa dönüşebilir ifadesi, sadece dört şehir ismi üzerinden yapılmış bir analiz değil; dünya siyasetinin içine sürüklendiği tehlikeli girdabın tarifidir.

Bugün Ortadoğu, bir kez daha tarihsel bir eşikte duruyor.

Bir tarafta müzakereler, diğer tarafta füzeler,
Bir tarafta diplomasi masası, diğer tarafta askeri operasyonlar,

İran’la yürütülen görüşmelerin sonucu beklenmeden gerçekleştirilen müdahalelerin haksız ve hukuksuz olduğu yönündeki değerlendirme, uluslararası sistemin ne kadar kırılgan hale geldiğini gözler önüne seriyor.
Diplomasi sabır ister. Güç kullanımı ise çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir kapıyı aralar.

Ortadoğu’da her bomba sadece bir hedefi vurmaz; dengeleri sarsar, ittifakları değiştirir, küresel blokları harekete geçirir.
Bir şehirde başlayan yangın, kısa sürede kıtalar arası bir krize dönüşebilir. Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Bugün yaşananlar, bölgesel bir hesaplaşmanın çok ötesindedir.
Enerji hatları, jeopolitik çıkarlar, askeri ittifaklar ve küresel güç mücadelesi iç içe geçmiş durumdadır. Böyle bir zeminde atılan her kontrolsüz adım, zincirleme bir reaksiyona yol açabilir.

Savaş değil barış hakim olmalıdır cümlesi, belki de bu sürecin en hayati çağrısıdır.

Çünkü savaşın dili yıkımdır.
Barışın dili ise inşadır.

Kan revan içindeki bir coğrafyada yeni cepheler açmanın kimseye kazandıracağı bir gelecek yoktur. Silahların konuştuğu yerde hukuk susar. Hukukun sustuğu yerde ise insanlık kaybeder.

Türkiye gibi tarih boyunca krizlerin merkezinde yer almış bir ülkenin sorumluluğu büyüktür. Soğukkanlılık, diplomasi ve aklıselim; bugün her zamankinden daha değerlidir.
Tarafların öfkesini büyütmek değil, sağduyuyu büyütmek gerekir.

Dünya, üçüncü bir büyük küresel hesaplaşmayı kaldırabilecek güçte değildir.
Ekonomik kırılganlıklar, insani dramlar ve bölgesel istikrarsızlıklar zaten ağır bir yük oluştururken; yeni bir savaş ihtimali, insanlığın omuzlarına taşınamayacak bir ağırlık bindirir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, güç gösterisi değil, irade gösterisidir.
Silah değil, diplomasi masasıdır.
Tehdit değil; temkinli devlet aklıdır.

Unutulmamalıdır ki savaş başladığında kimse planladığı sınırlar içinde kalmaz.
Ama barış başladığında umut da büyür.

Dileğimiz, aklın öfkeye, diplomasinin silaha galip gelmesidir.
Çünkü barışın kaybedeni yoktur.

Musa Özdemir / 02 Mart 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL