BU BİLDİRİ UTANÇ BELGESİDİR…

BU BİLDİRİ UTANÇ BELGESİDİR…

KÖŞE YAZISI ¦ BU BİLDİRİ UTANÇ BELGESİDİR… / 24 Mart 2026

Bazen bir metin yayımlanır,
Ve insan o metni okuyunca sadece öfkelenmez
Utanır.

İşte 12 Müslüman ülkenin bir araya gelip yayımladığı o bildiri tam da böyledir.
İnsan ister istemez şunu soruyor.
Bir İspanya Başbakanı kadar olamadınız mı?

Bir Avrupa ülkesinin gösterdiği vicdanı,
12 Müslüman ülke bir araya gelip gösteremedi mi?

Ortada kan var,
Yıkım var,
İşgal var,
Açık saldırı var…

Ama siz çıkıp kimi kınıyorsunuz?
İran’ın saldırılarını kınıyorsunuz.
Peki bu coğrafyayı kana bulayan kim?
Peki bölgeyi ateşe atan kim?
Peki yıllardır Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı parçalayan kim?
Peki bugün İran’ı hedef tahtasına koyan haydutluk düzeninin sahibi kim?

Bunlara gelince ses yok,
Bunlara gelince isim yok,
Bunlara gelince cesaret yok,

İsrail’e bir cümle…
O da geçiştirilmiş, yuvarlanmış bir cümle,

Sanki ortada sistematik bir saldırganlık yokmuş gibi,
Sanki bu coğrafya adım adım parçalanmıyormuş gibi,
Sanki herkes gerçeği bilmiyormuş gibi,

Bu nasıl bir teslimiyettir?
Bu nasıl bir suskunluktur?
Bu nasıl bir omurgasızlıktır?
Daha acısı ne biliyor musunuz?

Kendi topraklarını, kendi imkânlarını, kendi sessizliklerini bu savaş düzenine açanlar,
Bugün kalkıp bildiri yayımlıyor.

Bu, diplomasi değil,
Bu, resmîleştirilmiş ikiyüzlülüktür.

Zalime ses çıkaramayıp mağdura parmak sallamak,
Aslında zalimin safında yer almaktır.

Bu hiç değişmez.

Bir de bu metnin altında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın imzasının bulunması,
meseleyi daha da ağırlaştırmaktadır.

Çünkü Türkiye, tarih boyunca mazlumun yanında durmuş bir devlettir.
Türkiye’nin hafızasında zalime karşı susmak yoktur.

Ama bugün ortaya çıkan tablo,
söz ile eylem arasındaki derin çelişkiyi gözler önüne sermektedir.

İçeride başka konuşup dışarıda başka davranmak,
ilke değil, savrulmadır.

Çünkü demokrasiyi zayıflatırsanız,
kurumsal aklı yok ederseniz,
her şeyi tek merkeze bağlarsanız,

Bir gün gelir,
dış baskılar karşısında ses çıkaramaz hale gelirsiniz.

Ortadoğu’nun birçok ülkesinin içine düştüğü durum tam olarak budur.
Meşruiyetini halkından değil dış güçlerden alan,
iradesini kendi milletine değil başka merkezlere bağlayan yönetimler,

Sonunda susar.
Sonunda eğilir.
Sonunda konuşamaz.

Asıl acı olan ise hiç kusura bakmayın;
Türkiye’nin de bu fotoğrafın içinde anılmaya başlanmasıdır.

Bu bildiri sadece bir metin değildir.
Bu bildiri bir zihniyetin yansımasıdır.
Amerika’nın ve İsrail’in bu coğrafyayı adım adım ateşe attığı bir dönemde,
Müslüman ülkelerin dönüp İran’ı kınaması,
Siyasi bir hata değildir sadece.

Bu, tarih önünde taşınacak bir utançtır.
Bunun adı denge değildir.
Bunun adı sağduyu değildir.
Bunun adı barış çağrısı değildir.
Bunun adı korkudur.
Bunun adı kayıtsız şartsız teslimiyettir.
Bunun adı iradesizliktir.

Unutmamak lazım ki;
Zalime susan,
mazluma konuşan değil,
Zalimin ortağıdır.

¦¦¦

Musa Özdemir / 24 Mart 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL